Başbakan Ahmet Davutoğlu, Kahramanmaraş'ta, sivil toplum kuruluşları ile kahvaltıda bir araya geldi.

Hakkari Yüksekova'da bir uzman çavuş ve iki erin haince bir saldırıda şehit olduğunu söyleyen Davutoğlu, şehitlere Allah'tan rahmet diledi, ailelerine ve Türk Silahlı Kuvvetlerine taziyelerini iletti.

Başbakan, "Bütün milletimize bir kez daha haykırıyoruz ki o şehadet şerbetini içen kahramanlarımızın emanetini ebediyete kadar koruyacağız" diye konuştu.

'ÖNCE KAMU DÜZENİ...'
Davutoğlu, Kobani olayları sonrasında ortaya çıkan tabloyu da değerlendirerek açık ve net bir şekilde tavırlarını koyduklarını vurguladı.

"Kamu düzeni olmayan hiçbir yerde herhangi bir sürecin yürümesi mümkün değildir. Önce kamu düzeni, önce kamu düzeni, önce kamu düzeni...Maske takanlar, molotof kokteyli atanlarla ilgili olarak en kesin, kati tedbirleri alacağız" ifadelerini kullanan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Çözüm süreci bizim için milli birlik ve beraberliğimiz için atılan bir adımdır. Yoksa kamu düzensizliğine zemin teşkil edecek bir süreç değildir. Çözüm süreci, 100 yıl önce tam da Kahramanmaraş, istiklal mücadelesini verdiği dönemlerde Sykes-Picot'la, Sevr Anlaşması'yla birbirinden ayrılmak isteyen halklar, topluluklar, tarihdaşların arasındaki ilişkileri yeniden tanzim edilebilmek için ülke içinde barışı ve milli beraberliği tesis edebilmek için başlatılan bir süreçtir.

'Kararlılıkla sürdüreceğiz' derken buradan sadece terör örgütü ve onun irtibatlı kuruluşlarını muhatap alacağız anlamı çıkmamalıdır. Bu nihayetinde halkımızın birbirleriyle en önemlisi de devletle olan mutabakatında yeni bir aidiyet bilincinin oluşması için atılan adımlardır.

Bugün dün gerçekleşen şehadetlerden sonra bir kez daha kararlılığımızı vurgulamak isterim. Kimse, devletin meşru güvenlik güçleriyle teröristleri aynı zeminde, aynı düzlemde göremez. 'Şurada teröristlere dönük bir operasyonda 3 terörist öldürüldü diye misilleme' gibi bir mantığı kabul etmemiz mümkün değildir. Eğer teröristler, bir baraj inşaatına saldırmak gibi bir eylemin içindelerse orada bulunan güvenlik görevlilerimizin görevi, onları her ne suretle olursa olsun durdurmaktır. Bu şekilde herhangi bir saldırı planlaması olursa, ülkenin huzurunu bozmak isteyenler olursa hak ettikleri cevabı alacaklar."

'HER BİRİSİNE DE AYNI TALİMATI VERDİM'
Davutoğlu, dün yapılan saldırı ile ilgili olarak İçişleri Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve vali ile görüşme yaptığını ifade ederek, "Her birisine de aynı talimatı verdim: Bu, haince eylemi gerçekleştirenler takip edilecekler, gerekli her türlü çalışma yapılacak ve mutlaka hak ettikleri cezayı bulacaklar. Kimse Türkiye'yi çevredeki ülkelerin kaos kıskacına, girdabına sokamaz, sokmaya da cesaret edemeyecek. İç barışı temin edeceğiz, kamu düzenini teminat altına alacağız, çözüm sürecini de kararlılıkla sürdüreceğiz" dedi.

Başbakan, kendi kaderine sahip olmayanların kendi şehirlerine, kendi şehirlerine sahip olmayanların da istiklal ve vatanlarına sahip olamayacaklarını ifade ederek, "Herkes bunu bilsin ki, şehir şehir, mahalle mahalle bu vatanı sonuna kadar korumaya ahdetmişiz, and etmişiz. Onun için yine Kahramanmaraşlılar anlar, Kobani olayları bahane edilerek, şehirleri yakanların, gasp edenlerin, şehir ruhunu öldürmeye çalışanların nasıl büyük bir ihanet içinde olduğunu yine Kahramanmaraşlılar anlar" şeklinde konuştu.
 
Davutoğlu, Gezi olaylarına da değinerek, "12 yıllık büyük başarı hikayesinden sonra Gezi olaylarıyla, tam da Türkiye IMF'ye borcunu 14 Mayıs 2013'te tümüyle kapatmışken, iki hafta sonra İstanbul sokaklarını bazı bahanelerle hareketlendirmeye çalıştılar" dedi.

Devletin sembolünün ağaç olduğunu anlatan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Bizim, devletimizin sembolü ağaçtır, çınardır. Bizim türkülerimiz, kavağı anlatır bize. Bizim, şiirlerimizde ağaç esastır. Bizim ruhumuzda tabiata sevgi vardır. Çünkü, Yunus Emre gibi sarı çiçekle konuşuruz biz. 'Sordum sarı çiçeğe' diyerek. Biz, tabiatla konuşuruz. Doğuya doğru her gittiğimde Erciyes ile selamlaşmadan gökyüzünde yola devam etmezdim. Batıya doğru gittiğimizde Uludağ ile kuzeye doğru gittiğimizde Ilgaz'da her bir taş ile selamlaşırız biz manevi olarak bu ülkenin. Ama ağacı bahane ederek, Gezi olayları ile Türkiye'nin 12 yıllık başarı hikayesini durdurmak istediler. Durdurmak istedikleri şey, aslında AK Parti iktidarı değildi, durdurmak istedikleri şey Kahramanmaraş'ta ekilen İstiklal tohumuydu. Kahramanmaraş'ta ekilen onur ve vakar mücadelesiydi. İstediler ama durduramadılar, aksine 30 Eylül'de Sayın Başbakanımız o zaman yeni bir demokratikleşme paketini açıkladı. Demokratikleşme paketi ile devletle daha da derinden buluşmanın adımları atıldı."

'...ERDEM BEYAZIT'IN RÜYASI SEVDA HANIM'LA GERÇEKLEŞTİ'
Kahramanmaraşlıların Sütçü İmam'ı çok iyi bildiğine dikkati çeken Davutoğlu, "Sütçü İmam'ı bilen Kahramanmaraş bir kez daha iftihar etti ki 30 Eylül'den sonra bir Maraşlının da içinde bulunduğu 4 hanım kardeşimiz, -şimdi sayıları arttı- TBMM'ye başörtüleriyle vakar içinde girdiler ve Erdem Beyazıt'ın rüyası Sevda Hanım'la gerçekleşti" dedi.

"Bir şehrin kurtuluşunun meşalesini yakan, bir şehrin kurtuluşunun meşalesi ile milletin kurtuluşunun önünü açan Kahraman Maraşlılar, geçen sene bunun Türk siyasetine yeniden damga vurduğunu gördüler" diyen Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Haddini bilmeyen kimse de Sevda Hanım'a (Sevda Bayazıt Kaçar) ve diğer kardeşlerine, başı açık başı örtülü bütün kardeşlerine 'dışarı, dışarı' diye tempo tutamadı. Çünkü, Ankara'da artık milli irade vardı. Diktacılar, darbeciler vesayetçiler yoktu ve olmayacak.

28 Şubat'ın diktacılarının ve darbecilerinin vesayet dönemlerinde, onların aleti olan siyasetçilerin tuttuğu 'dışarı, dışarı' temposu, artık anlamını yitirdi ve bir daha bu ülkenin evlatlarına hiçkimse 'dışarı' diye bir tempo tutamayacak. Ne kamu dairelerinden, ne orta öğretimden, ne üniversiteden, ne diğer alanlardan ne de TBMM'den bir daha Sütçü İmam'ın torunlarına kimse kıyafeti dolayısıyla 'dışarı' diye tempo tutamayacak. Ondan rahatsız oldular."

Davutoğlu, çözüm sürecinden de rahatsız olunduğunu belirterek, 'İki yılı aşkın süredir, hiçbir şehidin Anadolu'nun Trakya'nın bağrına ateş düşmesine sebep olacak şekilde katledilmemiş olmasından rahatsız oldular" dedi.

Başbakan Davutoğlu, 17 ve 25 Aralıkta tekrar darbe vurulmak istendiğinin altını çizerek, cevabın 30 Mart'ta geldiğini söyledi. Davutoğlu, "30 Mart tarihinde aziz milletimiz, 'Hayır, bir daha o vesayetçi günlere dönülmeyecek' diye her yerden gür bir sesle seslendi" diye konuştu. Bu seslerden birinin de Kahramanmaraş'tan geldiğini belirten Davutoğlu, "Allah razı olsun Kahramanmaraş'tan" dedi.

Davutoğlu, Cumhurbaşkanlığı seçimleri için çatı adayların gündeme geldiğini dile getirerek, "Yeni oyunlar oynandı, ama millet 'ben çatıya matıya bakmam. Ben temele bakarım. Temeli inşa edecek ruh nedir ' dedi ve temelden bir ülkenin yeniden inşa edilmesi için Sayın Başbakanımız, Türkiye tarihinde ilk kez doğrudan halkın seçtiği Cumhurbaşkanı olarak ödüllendirdi" diye konuştu.Kahramanmaraş'ın o zaman da en çok destek veren ikinci büyük şehir olduğunu anımsatarak, bundan dolayı tebriklerini sundu. Konya'nın birinci şehir olmasının da gurur verici olduğunu dile getiren Davutoğlu, "İkinci büyük şehrin Kahramanmaraş olması da gurur vericidir. Çünkü, biz manen Türkiye'nin her bir şehrine bağlıyız. Özellikle de Kahramanmaraş'a gönülden muhabbet duymayan hiç bir vatan evladını tanımıyorum. Kahramanmaraş'ın adı anıldığında yüreği titremeyen hiçbir vatan evladı görmedim şimdiye kadar" değerlendirmesinde bulundu.