Dicle Nehri üzerinde kurulacak ve Hasankeyf'i sular altında bırakacak Ilısu Barajı için Almanya, Avusturya ve İsviçre'den oluşan konsorsiyumdan kredi desteği sağlanmıştı. Ancak geçen hafta Avusturya Dışişleri Bakanı, yaptığı açıklamada Türkiye'nin gerekli şartları yerine getirmemesi nedeni ile Ilısu Barajı Projesi'nden çekildiklerini duyurdu. Doğa Derneği'nden yapılan açıklamada, Almanya'nın da desteğini çektiği belirtildi. Çekilme kararında hükümetin aldığı acele kamulaştırma kararının etkili olduğunu belirten; dernek başkanı Güven Eken, "Bu kararlarda aslında Türkiye'ye mesaj veriyorlar. Çünkü ikinci kez konsorsiyum dağılıyor. Bu da bu barajın aslında yanlış bir proje olduğunun, Türkiye'nin bu projeden çekilmesi gerektiğinin çok güzel bir göstergesi. Bütün dünya yanılıp, bir tek Türkiye doğru söylüyor olamaz" diyor.

Doğa Derneği Başkanı Güven Eken NTVMSNBC'ye yaptığı açıklamada Ilısu Barajı'nın yapılmaz olduğunu ve Hasankeyf "Dünya Kültür ve Doğa Mirası" listesine dahil edilirse, hem ekonomik hem de kultürel açıdan Türkiye'nin daha kazançlı çıkacağını belirtiyor.

Güven Eken şunları söylüyor:

KAMULAŞTIRMA BİR KARARLILIK MESAJI
Hükümetin acele kamulaştırma kararı alması Ilısu Brajı'nı yapmak konusunda çok ciddi bir duruşu olduğunun mesajı aslında. Hükümet bu mesajı uzun zamandır veriyor. Ilısu Brajı'nın kesin olarak yapılması, Avrupa hükümetleri kredi versin ya da vermesin, Türkiye hükümetinin bu barajı yapmak istediğine dair bir mesaj iletiyor. Karşılıklı olarak iki taraf pozisyonunu almış durumda. Kamulaştırmaya da kısmen başlayacaklardır ama çok maliyetli ve zorlu bir süreç olduğu için kamulaştırma başlasa bile hemen bitmesi mümkün değil. Uzun müzakerelerin, uzun çalışmaların sonucunda olacak bir şey...

KARAR AVRUPA'NIN ÇEKİLMESİNİ HIZLANDIRDI
Üçlü konsorsiyum, kamulaştırma yapılmadan, Ilısu Barajı başlamadan evvel 153 kriteri Türkiye'nin yerine getirmesini, yani bir ön çalışma yapılması gereğini ortaya koydu. Türkiye şu ana kadar bu kriterlerin yerine getirilmesi konusunda başarılı olamadı. Yayınlanan raporlarda bu kriterlerin hiçbirinin yerine getirilmediği belirtiliyor. Kamulaştırmanın bu kadar hızlı olması, tam da bu kriterlere aykırı olan unsurlardan bir tanesi zaten. Çünkü bu kamulaştırma yapılmadan evvel çok daha iyi, ekonomik, ekolojik ve sosyolojik fizibilite çalışmalarının yapılması gerekiyordu. Bunlar yapılmadan kamulaştırma yapılması kriterlere aykırıdır. O nedenle Avrupa'nın çekilme kararını hızlandırdı bu durum. Tabii ki kamulaştırmanın da yapılması gerekiyordu ama kamulaştırmanın zamanına, şekline, orada yaşayan insanların durumua ve sürecin doğaya etkileriyle ilgili bir takım kriterler var. O kriterlerin yerine getirilmesi, ön çalışmaların yapılması gerekiyordu. Onlar yapılmadan kamulaştırma kararı alınmış oldu.

TÜM DÜNYA YANILIYOR OLAMAZ
Türkiye, şu anda baraj inşaatını tek başına ya da Avrupa kredileriyle değil, başka kredilerle yapmak zorunda kalacak gibi gözüküyor. Daha önce de bölgeyle ilgili kamulaştırma kararı verilmişti ama bu karar İsviçre'nin itirazları üzerine iptal edilmişti. O yüzden bu acil kamulaştırma kararı alındı. Bugün de Almanya projeden çekildiğini açıkladı. Önümüzdeki günlerde üç ülkenin resmi açıklama yapmasını bekliyoruz. Bu kararlarda aslında Türkiye'ye mesaj veriyorlar. Çünkü ikinci kez konsorsiyum dağılıyor. Daha önce İngiliz firmalarının yer aldığı konsorsiyum dağılmıştı. Bu da bu barajın aslında yanlış bir proje olduğunun, Türkiye'nin bu projeden çekilmesi gerektiğinin çok güzel bir göstergesi. Bütün dünya yanılıyor olup bir tek Türkiye doğru bir şey söylüyor olamaz. Bu nedenle Doğa Derneği de Ilısu Barajı'nın iptal edilmesi gerektiğini, Hasankeyf ve vadisinin UNESCO'nun "Dünya Doğa ve Kültür Mirası"na dahil edilmesi gerektiğini düşünüyor.

DÜNYA KÜLTÜR VE DOĞA MİRASI LİSTESİNE ALINMALI
Bölge "Dünya Kültür ve Doğa Mirası" listesine dahil edilirse, Hasankeyf ve içinde bulunduğu Dicle Vadisi'nin ekonomik açıdan Türkiye'ye çok daha fazla gelir kaynağı olacağını ve bölgeye daha fazla güvenlik ve gelecek vaad edeceğini düşünüyoruz. Çünkü bölgenin çok ciddi bir turizm potansiyeli var. Hasankeyf ortaçağ başkenti ve Dicle Vadisi olağanüstü güzelliklere sahip. Turizm açısından bölge "Dünya Kültür ve Doğa Mirası" listesine alınırsa Güneydoğu'nun Kapadokya'sı olabilecek özelliklere sahip. Bunun sadece doğal ve ekolojik nedenlerle değil, aynı zamanda ekonomik açıdan da daha iyi bir yatırım kaynağı olacağını düşünüyoruz. Türkiye'nin tümüyle Ilısu Barajı'ndan vazgeçerek "Dünya Kültür ve Doğa Mirası" ilan edilip bölgenin turizm yatırımı açısından teşvik edilmesini savunuyoruz.



Hasankeyf Gönüllüleri Derneği Başkanı Arif Aslan ise Hasankeyflilerin toprağından ayrılmak istemediğini belirtiyor:

İSTİMLÂK BEDELLERİNDEN KİMSE MEMNUN DEĞİL
Bu istimlak kararı bölgede 212 yerleşim biriminde oturan yaklaşık 60 bin insanı etkileyecek. Bunların çoğunun arazisi sular altında kalacak. Hükümet apar topar istimlâk çalışmalarına hız verdi. Ama maalesef bugün arazi sahiplerine önerilen dönümü susuz araziler için bin 500 YTL , sulu araziye de 3 bin YTL istimlak bedeli yeterli değildir. Arazi sahiplerinin hiçbiri bunu kabul etmediler. Bu fiyatlara vatandaşlar tepkili. Halk bu barajın, bölgenin refahının kalkınmasına yönelik olmadığını düşünüyor. Hükümet diyor ki; "7 yıl içinde 10 bin kişiye iş imkanı sağlanacak." Kesinlikle bu kadar kişi çalıştırılmayacak. Kısa sürelerde bazı insanlar barajda çalıştırılacak. Bu bölgede Güneydoğu'da 22 baraj yapıldı; bunlar bölgenin kalkınmasına yönelik olsaydı, buralar küçük Almanya, küçük Fransa olurdu.

İNSANLARIMIZ TOPRAĞINDAN AYRILMAK İSTEMİYOR
Ilısu Barajı yeni bir proje değil, 50 yıldır dayatılan bir proje. İnsanlar bu projeye sevinmiyor. Aksine "Göç beni toprağımdan edecek. Kentlerin varoşlarına gitmektense arsamızın istimlâk edilmesine karşıyız" diyorlar. İnsanlarımız toprağından ayrılmak istemiyor. Avusturya ve Almanya konsorsiyumdan çekileceklerini açıklıyorlar. Bunlar konsorsiyumdan çekildikten sonra Türkiye bu barajı tek başına yapamaz. Kime bu öneriyi getirecekler? Hasankeyf'i kaybetme tehlikemiz var. Kimsenin bu baraja karşı çıktığı yok ama sayın Başbakan "Hasankeyf'i biz yerinde koruyacağız" dedi ama söylediğinin arkasında durmadı. Hasankeyf'in dağ eteklerine taşınması da imkânsız olduğuna göre, kot düşürülür, yine mevcut elektrik santraliyle bölgedeki enerji açığı da karşılanmış olur. Küçük bir barajla yine Hasankeyf kurtarılabilir. Bu saatten sonra baraja talip olacak konsorsiyuma da bu önerilerimizi, kaygılarımızı dile getireceğiz.