"Kardiyolog İlanı: Anjiyo için hastayı sıkıştırmaya tenezzül etmeyecek ve okur yazar olacak.

'Bugün kaç tane anjiyo çıkardın, bypass çıkardın, ne kadar tetkik istedin? sorularına maruz kalmadan, kardiyologluk yapmanın keyfini sürmek isteyenler..."

Hürriyet gazetesindeki ilanda, zaman zaman birçok kişinin şikayetçi olduğu gereksiz tetkik ve ameliyatların yansıması görüldü. İlanda, hem doktorların çektiği sıkıntılar ifade edildi hem de dolaylı biçimde hastane yönetimleri eleştirildi.

İlanın mesajı, "Doktorlar, hastaneler para kazansın diye, hastaları gereksiz ameliyat ve tetkiklere zorluyor" şeklinde algılandı.

İlan sahibi ise, adını açıklamak istemeyen ve özel hastanede çalışan bir doktordu.

İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Dr. Hüseyin Demirdizen, konuyu NTV'de değerlendirdi.

Bu konu hep bir şekilde konuşuluyordu ama bu ilanla biraz da ironik bir şekilde gündeme geldi. Siz sağlık sektörünü çok yakından izliyorsunuz. Sistem nasıl işliyor? Özel hataneler doktorlara, yaptıkları ameliyat ve tetkik sayısına göre mi para ödüyor?

Özel sağlık sektöründe daha belirgin olsa da ne yazıkki işletme haline getirilmiş kamu sektöründe de durum farklı değil.

Buna benzer bir olayı, bir devlet hastanesinin başhakiminden görmüştük. Başhekim, 'paket fiyat nedeniyle artık hastalardan fazla tetkik istenmemelidir' şeklinde hastanedeki hekimlere iç genelge yayınlamıştı.

Bu örnekte görüldüğü gibi, piyasanın baskısıyla işletme haline getirilmiş hastaneler, daha fazla gelir için bazı şeyler isterken, diğer yandan da sosyal sigortalar kurumunda zarar etmemek için benzer kararlar alınabiliyor. Hastaların yararları, tıp hekimlerini mesleki değerlerinden çok, işletmenin ihtiyaçlarının ya da paranın yol haritasını çizdiğini görüyoruz.

Nasıl bir baskı var? Mesela kotalar mı var? ‘Ayda şu kadar anjiyo yapacaksın yoksa işinden olursun’ mu deniyor?

Tehdit bu kadar açık oluyor mu bilmiyorum ama 'biz kazanamazsak sen de kazanamazsın, ayakta kalamazsak siz de kalamazsınız' gibi...

Yapılacak tahlillerin ve tıbbi işlemlerin, hatta zaman zaman bazı ameliyatların, baskılar nedeniyle mi yoksa hastanın ihtiyacına yönelik mi olduğu yönünde şikayetler ortaya çıkıyor. Hastalarımızın, hekimliğe olan güven aşınıyor. Hekimlik de en asli unsur güvendir.

Sistemi suçluyorsunuz ama hekimlerin yapabileceği hiç mi bir şey yok?

Şüphesiz ki var. Hekimlik mesleği, işin başında yemin edilen ender mesleklerdendir. Yeminin içerisinde, tıp bilimi ve mesleğinin ilkelerinden ödün vermeyeceğine, hastanın yararını ön planda tutucağına, hastalar arasında ekonomiki, siyasi, kültürel, etnik v.s ayrım yapmayacağına and içilir.

Koşullar ne olursa olsun, hekimler bunlara direnmelidir. Ancak burada, ilan olayında, bir çığlık yükseliyor. Bir yandan direnmek istiyor; ironik de olsa, bir yandan da baskılar... Artık endüstriyel ortamda, çoğu kez işletmeler tarafından, hekimliğin ikinci plana itilmeye başladığını görüyoruz.

Ne kadar yaygın ve bu durum? Güven telkin eden büyük hastanelerde de böyle mi?

Bunu bir enfeksiyon gibi düşünün. Bugün için nerede ve ne kadar olduğundan çok, bunun yönünün nereye doğru gittiğiyle ilghilenmek gerekiyor.

Hekimlerden alınan bilgilerle yapılmış araştırmalardan çok, bize ve kamuoyuna yansıyan ve İstanbul'daki hemen hemen tüm hastanelerden gelen şikayetler sonucu bu konuyu konuşuyoruz. Yoğunluğunu ve oranını söyleyemesek de, büyük küçük birçok hastanede, pek çok hekimlik grubundan benzer yakınmalar geliyor.

Bu çok korkutucu bir manzara. Her şeyden önce bunun insan sağlığını tehdit eden bir yanı var. İşin ucunda boşu boşuna ameliyet masasına yatmak var. Biz kaynakları kısıtlı bir ülkeyiz, bu çok büyük bir paranın da sağlık harcaması adı altında çöpe atılması anlamına gelmiyor mu?

Bize gelen başvurularda, sorunun büyüklüğünden çok, bu büyümenin değişiminden endişeliyiz. Kamuoyuna yansıyan benzer yöndeki pek çok şikayete rağmen, bu sorunun Türkiye'de hekimlerin büyük çoğunluğu açısından sorun olmaya devam ettiğini ve direnmeye çalışıldığını biliyoruz. Ancak, yapısal nedenlerle sorunlu bir dönem yaşanıyor ve biz bunu önemsiyoruz. Sorunu artıracak düzenlemelerin çoğalmasından da şikayetçiyiz.

Örneğin, kriz sebep gösterilerk sağlık sektöründeki sorunların artırması... Sıkıntıya giren işletmelerin pek çok alanda hizmetlerden ödün vererek ayakta kalmaya çalıştığını biliyoruz. Meslek örgütü olarak bu konuda duyarlılık gösterilmesi gerektiğini ve yöneticiler başta olmak üzere bunu önemsememiz gerektiğini düşünüyoruz.