Tennessee eyaletinin Nashville kentinde hafta sonu için hava tahminleri 50 ila 100 kilogram arasında yağış olacağı yönündeydi.

Ancak 1 Mayıs 2010 Cumartesi günü öğle sonrasına gelindiğinde kentin bazı kesimleri 150 kilogramdan fazla yağış almıştı bile. Ve yağmur hâlâ bardaktan boşanırcasına yağmaya devam ediyordu.

Belediye Başkanı Karl Dean, göz açıp kapayıncaya kadar oluşan sellerle ilgili gelen ilk verileri kentin Acil İletişim Merkezi'nde takip ederken, televizyon ekranında bir şey gözüne çarptı. Kentin güneydoğusunda, Cumberland Nehri'nin kollarından birinin Interstate 24 (I-24) otoyolunda sürüklediği araba ve kamyonlar canlı yayınla ekrandaydı. Otoyolun sağ şeridinde tüm bu araba yığınının yanından yüzerek geçip giden şeyse Lighthouse Hıristiyan Okulu'nun 12 metrelik portatif binasıydı.

Televizyondaki spiker, "Arabalara çarpan bir bina var burada," diye anlatıyordu gördüklerini.

Başkan Dean saatlerdir "savaş odası"ndaydı. Ancak otoyolda yüzerek ilerleyen binayı gördüğünde, "İşte o an gerçekten olağandışı bir durumla karşı karşıya olduğumuzu anladım," diyor. Çok geçmeden kentin dört bir yanından acil yardım telefonları yağmaya başladı.

Polis, itfaiye ve kurtarma ekipleri motorlarla gerekli yerlere sevk edildi. Kayıklı bir ekip, 18 tekerlekli bir TIR'ın şoförünü göğüs hizasına kadar yükselen sudan kurtarmak için I-24'e doğru yola çıktı. Diğer ekipler de, evlerinin çatılarına sığınmış aileleri, su basmış antrepolarda sıkışıp kalan işçileri sığındıkları yerlerden kurtardı. Tüm çabalara rağmen o hafta sonu kentte 11 kişi yaşamını yitirdi.

Nashville için daha önce görülmemiş bir fırtınaydı bu. Kent yakınlarında bir çiftliği olan country şarkıcısı Brad Paisley, "Şimdiye kadar burada hiç görmediğim yoğunlukta bir yağmur vardı," diyor. "Hani bir alışveriş merkezindeyken yağmur bardaktan boşanırcasına yağar da, kendi kendinize, beş dakika bekleyeyim; biraz yavaşladığında arabaya koşarım diye düşünürsünüz ya? İşte böyle bir yağmurun ertesi güne kadar hiç hız kesmediğini hayal edin."

Yerel CBS kanalı NewsChannel 5'in meteoroloji uzmanı Charlie Neese içinse söz konusu havanın kaynağı görülebilir bir şeydi. Yüksek hızdaki hava (jet) akımları kentin üzerine saplanıp kalmıştı. Ve Meksika Körfezi'nden gelen sıcak, nemli havayı yutup içine alan fırtına silsileleri, yaklaşık bin kilometre kuzeydoğuda birbiri ardına gök gürültüleriyle ilerliyor, yüklendikleri suyu Nashville üzerine boşaltıyordu. Neese ve meslektaşları ikinci kattaki stüdyodan yayın yaptıkları sırada, kanalizasyon sisteminin taşması nedeniyle birinci kattaki haber stüdyosunu su basmıştı. Neese, "Su, tuvaletlerden dışarı fışkırıyordu," diye anlatıyor.

Nashville içinde kıvrıla büküle akan Cumberland, cumartesi sabahı kabarmaya başlamıştı. Bir dönem römorkör kaptanlığı da yapmış olan David Edgin'in, Ingram Barge Company'de, nehirde çalışan yedi tekne ve 70 mavnası vardı. Yağmur tüm şiddetiyle yağmayı sürdürünce, nehrin ne kadar kabaracağı konusundaki tahminleri almak için ABD ordusunun Askeri Mühendisler Birliği'ni aradı. "Modellerimizi altüst ediyor," diye cevap geldi görevli subaydan. "Daha önce böyle bir şey görmedik." Edgin, Ingram'ın tüm teknelerinin nehir kıyısında güvenli yerlere çekilmesi kararı aldı. Bunun ne kadar akıllıca bir hareket olduğu daha sonra anlaşılacaktı.

Devamını National Geographic Türkiye'nin Eylül 2012 sayısında okuyabilirsiniz.