'Hayata Dönüş'ü anlattılar

'Hayata Dönüş Operasyonu' davasının ilk duruşması 10 yıl sonra yapıldı. Sanıklar ve bir müdahil Bayrampaşa'da yaşananları anlatırken, avukatlardan gelen tutuklama ve vareste tutulma talepleri kabul edilmedi.

Anadolu Ajansı 24.11.2010 - 01:35

19 Aralık 2000'de cezaevlerine yönelik yapılan Hayata Dönüş Operasyonu, 10 yıl sonra yargıda.


İlk duruşması dün yapılan davaya bugün devam edilecek.

28 tutuksuz sanığının savunmasının alındığı ilk duruşmada, müdahil Münevver Köz Aşçı da o gün Bayrampaşa Cezaevi'nde yaşananları anlattı.

Bakırköy 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada ifade veren tutuksuz sanık Ömer Seymenoğlu, Elazığ Jandarma Komando Taburu birinci bölükte er olarak görev yaptığını ve askeri uçakla İstanbul'a getirildiklerini söyledi.

Seymenoğlu, ''Operasyona Bayrampaşa ya da Ümraniye Cezaevine gittik. Gittiğimiz cezaevinde dışarıda bekledik. İsyanlar bastırıldıktan sora cezaevinde yaptığımız aramalarda tabanca, şırınga ve PKK bayrakları bulduk. Bütün koğuşları tek tek aradık. Aramalar sırasında cesetler de gördüm, ancak bayan mıydı erkek miydi bilmiyorum. Çünkü cesetler yanmıştı'' dedi.

Hasdal Kışlasında 3-4 gün eğitim gördüklerini, operasyonun sabah 05.00 sıralarında başladığını ifade eden Seymenoğlu, hakimin, hangi cezaevine gittiğini sorması üzerine de ''Ben ilk kez o zaman İstanbul'a geldim. İstanbul'u tanımam etmem. Tam olarak hangi cezaevi olduğunu bilmiyorum. Ancak cezaevinin hemen yanında bir mezarlık vardı, onu hatırlıyorum'' diye konuştu.

HANGİ CEZAEVİ?
Tutuksuz sanıklardan Mete Koçtürk de operasyon zamanında Elazığ Jandarma Komando Taburunda çavuş olarak görev yaptığını belirterek, ''Bize göreve gideceğimiz söylendi. Askeri uçakla İstanbul'a geldik. Hasdal Kışlasına geçtik. Kışlada 2-3 gün kaldık. Elazığ'dan kendimize zimmetli silahlarla geldik.

Büyük ihtimalle Ümraniye Cezaevine gönderildik, tam olarak hatırlamıyorum. Bütün hazırlıklarımızı yaptıktan sonra geldiğimiz cezaevinin avlusunda bekledik'' dedi.

Cezaevinde mahkumların çıkarıldığını anlatan Koçtürk, ''Ancak ben cezaevinin içinde görevli değildim. Ben çıkarılan mahkumların arasında ölü ya da yaralı görmedim. Avluda beklediğimde silah sesi duymadım. Ancak yangın vardı, duman çıkıyordu. Operasyon bittikten sonra akşam üzeri Hasdal'a geri döndük'' dedi.

Mahkeme başkanının, ''Savcılık ifadende 'Bayrampaşa Cezaevine' gittik demişsin'' şeklindeki sözleri üzerine Koçtürk, ''Ben Ümraniye diye biliyorum. Kesin olarak bilmiyorum, Bayrampaşa da olabilir'' karşılığını verdi.

"İFADEM ALINMADI, İMZA BENİM DEĞİL"
Sanık Hilmi Çolak da bugünkü ifadesi ile daha önceki ifadesi arasında çelişkiler bulunduğunun belirtilmesi üzerine, kendisinin ifadesinin alınmadığını, ifade tutanağının altındaki imzanın da kendisine ait olmadığını savundu. Bunun üzerine Çolak'ın imza örnekleri alındı.

SANIĞI TEŞHİS ETTİ
Duruşmada sanık Mustafa Usta'nın, Bayrampaşa Cezaevi değil de Ümraniye Cezaevinde bulunduğunu belirtmesi üzerine, davaya müdahil olarak katılan Münevver Köz Aşçı, oturduğu yerden kalkarak sanık Usta'yı Bayrampaşa Cezaevinde gördüğünü söyledi.

Aşçı, cezaevinin kadınlar koğuşunda olduğunu belirterek, ''Bizim koğuşta 6 bayan arkadaşımız katledildi. Operasyonun bitiş aşamasında içerideki havalandırmadaydık. 3 saat boyunca itfaiye üzerimize su sıktı. Koğuşun yatakhaneleri yanıyordu. Oraya su sıkılması için haykırdık. Koğuş kapısı kırılarak, 40 yaşlarında, operasyon komutanı olan bir kişi ile yanındaki askerler içeri girdi. Askerlerin arasında bu kişi de vardı. Bana çok yakın, 1-2 metre mesafedeydi. Ellerinde silahlar vardı. Resimleri de var. Yüzünü, özellikle de gözlerini çok iyi hatırlıyorum'' dedi.

Sanık Usta, Aşçı'nın yanıldığını, kendisinin Ümraniye Cezaevinde görev yaptığını, bunu ispatlayabileceğini anlattı. Duruşmada dinlenen diğer sanıklar da olayla ilgileri olmadığını ifade ettiler.

''GAYRİ CİDDİ SAVUNMA YAPIYORLAR''
Müdahil avukatlardan Hasan Fehmi Demir, sanıkların savunmalarının gayri ciddi olduğunu, sanıkların davanın önemini kavrayamadıklarını söyledi.

Demir, sanıkların ifadelerine bakıldığında, delillerin karartılmasına yönelik birlikte alınmış tutumlar olduğunun görüleceğini öne sürerek, ifadelerin farklı yerlerde alındığını, ancak sanıkların hepsinin aynı şekilde, ''Biz duyduğumuzu söyledik, onlar yaşamışız gibi yazmışlar'' şeklinde beyanda bulunduğunu anlattı.





''Hayata Dönüş Operasyonu'' davasında mahkeme heyeti, müşteki avukatlarından Selçuk Kozaağaçlı'nın sanıkların tutuklanması, sanık avukatlarının da duruşmalardan vareste tutulma yönündeki taleplerini reddetti.

Davaya müdahil olarak katılan Münevver Köz Aşçı, Bayrampaşa Cezaevi'ne operasyon düzenlendiği gün koğuşlarında ölüm orucunda olan kişiler bulunduğunu söyledi.

Olay gününden 2-3 gün önce heyetlerle yapılan tüm görüşmelerin kesildiğini ifade eden Aşçı, ''Bu da bizde operasyon olacağı fikri oluşturdu. Operasyona karşı geceleri nöbet tutan arkadaşlarımız vardı. 19 Aralıkta nöbetçi arkadaşlarımız, koridorlarda askerlerin olduğunu söyledi'' dedi.

"NEFES ALAMIYORDUK"
Nöbetçi arkadaşları koğuşlara giremeden silah sesleri duymaya başladıklarını dile getiren Aşçı, şöyle konuştu:

''Karşı koğuştan askerler bize ateş etmeye başladı. Bu sırada iki video kamerayla operasyonun kaydedildiğini gördüm. Hastaneye gidip kimlik tespitimiz yapılıncaya kadar bu kayıtlar devam etti. Koğuşlardayken içeriye gaz bombaları atıldı. Nefes almak için tahta sopalarla camları kırdık. Bir saat kadar sonra megafonla 'teslim olun' çağrısı yapıldı. Tavanlara askerler yerleştirilmişti.

Askerler tarafından yapılan atışlara karşılık biz de slogan atmaya başladık. Havalandırmaya bombalar atıldı. Havalandırmadan nefes alamıyorduk. O esnada farklı bir gaz bombası atıldı. Bunu soluduğumuzda bizde istemsiz hareketler başladı. Daha sonra soluk alamamaya başladım, baygınlık geçirdim.''

"PETEKLERİN SUYUNU KULLANDIK"
Kırık camlardan hava gelmeye başlayınca kendine geldiğini belirten Aşçı, ''Atılan bombalar nedeniyle yataklarımız yanmaya başladı. Kendimizi korumak için kalorifer peteklerinin suyunu kullandık. Suyla ıslatılmış havluyla kafamı kapattım. Asit yağmaya başladı. Saçlarım yandı. Diğer arkadaşlarım da aynı şekilde yandı'' diye konuştu.

"OPERASYON BİTTİ, TESLİM OLUN"
Aşçı, geride kalan arkadaşlarını kurtarmak için koğuşa doğru gittiklerinde, Birsen Kars'ın yüzünün erimiş olduğunu gördüklerini söyledi. 13-14 arkadaşlarını kurtardıklarını, bunlardan birinin de Hacer Arıkan olduğunu anlatan Aşçı, şöyle devam etti:

''Bir arkadaşımızı kapının yakınlarında sıkışmış halde buldum, ölmüştü. Biz mutfakta yaralı arkadaşlarımıza yardım etmeye çalışırken mazgal kırıldı. Yemekhaneye bombalar atılmaya başlandı. Sonra sağlam olan arkadaşlarımızı da alarak, gardiyanların odasına götürdük. Yanan arkadaşlarımızın kıyafetlerini çıkardığımızda, elbiselerinde yanma olmadığını ama vücutlarında yanık olduğunu gördük. Daha sonra havalandırmaya çıktık. Askerlerin karşısına geçerek halay çektik. Üzerimize itfaiye hortumuyla tazyikli su sıktılar. Askerler bizi çember içine aldı. Komutan 'Operasyon bitti, tek tek teslim olun' dedi. Biz de onlara karşılık verdik. Askerler daha sonra çemberi daralttı, bizi yere düşürüp sürükleyerek koridora çıkardı. Bahçeye çıkartıldığımızda bir askeri aracın bizi beklediğini gördüm. Çok sayıda ambulans da bekliyordu.''

Sanıklardan şikayetçi olan Aşçı, o dönemdeki yetkililer hakkında suç duyurusunda bulunduğunu söyledi.

TALEPLER REDDEDİLDİ
Duruşmada söz alan müşteki avukatlarından Selçuk Kozaağaçlı, sanıkların daha önce ayrıntılı olarak verdikleri ifadeleri tamamen inkar ettiklerini belirterek, duruşmada bulunan sanıklar hakkında tutuklama kararı verilmesini istedi.

Sanık avukatlarından Tarık Kale de tutuklama isteminin kabul edilmemesini ve ifadeleri alınan sanıkların duruşmalardan vareste tutulmasını talep etti.

Duruşma savcısı ise tutuklama taleplerinin reddini ve sanıkların duruşmalardan vareste tutulmasını istedi.

Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, sanıkların tutuklanması ve duruşmalardan vareste tutulmaları yönündeki talepleri reddederek, duruşmayı erteledi.

Duruşmaya bugün devam edilecek.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...