İnsanlık tarihinin en önemli adımlarınan birini atan Neil Armstrong ve Apollo 11 mürettebatının Ay yolculuğunun izini süren Moonshot (Hedef: Ay) isimli belgesel, tarihin en önemli olaylarından birini inceliyor.

Bu sıradışı yolculuğun kahramanlarına adanan belgeselde “Ay Yolculuğu” öyküsündeki anahtar figürlerin ve onların ilişkilerinin son derece kapsamlı bir şekilde portreleri çizilerek sayısız mit yok ediliyor.

İnsanlığın en büyük görevinin perde arkası, bugün 20.30'da NTV ekranlarında...

Ünlü oyuncular rol alıyor

Belgeselde ünlü film ve dizilerden tanıdığımız oyuncular rol alıyor. Hotel Babylon filminde de rol alan Daniel Lapaine (Armstrong), Buffy the Vampire Slayer dizisinden tanıdığımız James Marsters (Aldrin), After Life dizisi başta olmak üzere bir çok filmde rol alan Andrew Lincoln (Colins), Bleak House, Enduring Love‘da da oynayan Anna Maxwell Martin (Janet Armstrong) “Hedef: Ay” belgeselinde rol alıyor.

Ay Yolculuğunun Heyecan Veren Öyküsü

Apollo 11 ekibi şans eseri bir araya geldi. Çok az konuşan Neil Armstrong, fikirlerini paylaşmaktan asla çekinmeyen Buzz Aldrin’in yanında görevlendirildi. Cana yakın ve kültürlü bir askeri test pilotu olan Michael Collins, güzel şaraplardan ve iyi kitaplardan hoşlanırdı. Collins daha sonra, Apollo 11 mürettebatının “sevimli yabancılardan” oluştuğunu açıkladı.

Kumandan Armstrong, ay modülünü Ay yüzeyine kadar uçuracak. İlk ve tek dünya dışı göreve uçacak ve inişi gerçekleştirecekti. Hiçbir insansız test yapılmamıştı, tek bir deneme bile. Bu, tam anlamıyla bilinmeyene yapılan bir yolculuktu. Görevi planlayanlar, herhangi bir şey yanlış gitmeye başlarsa diye inişi iptal etmek için talimatlar hazırladı. Ama kumandan Armstrong, Dünya’nın çeyrek milyon mil uzağında son kararı kendisinin vereceğini biliyordu. Armstrong ve Aldrin yüzeyi gezerken, Collins ay yörüngesinde tek başına oturmuş, meslektaşları geri dönmezse ne yapacağını düşünüyordu...

Ay’da Tek Başına

İniş hiç de yumuşak olmadı. Rehberlik bilgisayarı aralıksız olarak alarm veriyordu, iniş bölgesi iri kaya parçalarıyla kaplıydı ve Armstrong ay modülünü uygun bir alana indirmeye çalışırken, neredeyse yakıtları bitiyordu. Aldrin kendisine katılmadan önce, Armstrong yüzeyde 15 dakika tek başına kaldı. Tüm o zaman boyunca tek başına yepyeni bir dünyadaydı. Ancak kumanda modülüne dönüş için havalandıkları sırada yükselme motoruna bağlı devre kesici anahtar bozuldu. Bu, onların en kötü kabusuydu. Yükselme motorunun yedeği yoktu. Onun çalışmaması Ay’da mahsur kalarak ölmelerine neden olabilirdi. Herkesin endişeli olmasına rağmen (Başkan Nixon’a görevin başarısızlığa uğrama ihtimaline karşı bir konuşma hazırlanmıştı), astronotlar, anahtarın içine bir kalem ucu sıkıştırmayı başarmıştı.

“Sevimli Yabancılar”ın Eve Dönüşü

Ay’ın üzerinde yeniden buluşmanın neşesiyle Collins, dönüş yolunda arkadaşlarını öpmek için bir istek duydu. “Sevimli yabancılar” eve uzun bir dönüş yolculuğu yaptı. İnişlerinden sonra da, kendilerine bulaşmış olabilecek Ay virüsleri endişesiyle karantinada geçirdikleri bir ayı paylaştılar.

Son ortaya çıkışlarında, muazzam bir hayranlıkla karşılanmışlardı. Dünya onların görevlerini hayranlıkla karışık korku içinde izlemişti. Milyonlarca insan tehlikeli ve başarılı uçuşun tümünü takip etmişti. Televizyon izleyicisinin perspektifinden hikayeyi ilk kez takdir eden Buzz Aldrin, kederli bir biçimde Neil Armstrong’a “Biz her şeyi kaçırmışız” yorumunda bulundu.