Hepsi kazanacak. Ya Türkiye?

Milliyet Gazetesi Yazarı Can Dündar: "Kamuoyu araştırmacısı Adil Gür’ün 'Bu seçimde yarışan tüm partiler kazanacak' yönündeki seçim sonucu tahmini gerçekçi görünüyor."

Haberler 09.06.2011 - 09:47

Hepsi kazanacak. Ya Türkiye?

Kamuoyu araştırmacısı Adil Gür’ün tahmini gerçekçi görünüyor:

Bu seçimde yarışan tüm partiler kazanacak.

Görünen o ki, AKP, son seçimde aldığı yüzde 38,8’lik oyun üzerine çıkacak ve bunu başarı sayacak.

Erdoğan’ın 2007’deki oyu 46,5’ti.

Bugün anayasayı referanduma götürecek Meclis çoğunluğuna ulaşabilmek için bu oranı aşmak zorunda...

İktidar partisi (ve ) için kritik eşik budur.

* * *

CHP’ye gelince...

2007’de yüzde 21’e yaklaşmıştı.

2009’da yüzde 23’ü aşmıştı.

Bu seçime “Yeni CHP” sloganıyla, yeni bir lider, etkili paketler ve iddialı vaatlerle giriyor.

Yüzde 30’u zorlayan bir oy oranı, Kılıçdaroğlu’na ve değişim politikasına güvenoyu sayılacağı gibi CHP’yi bir sonraki seçimin iktidar adayı yapacaktır.

HHH

MHP, 2007’de yüzde 14 olan oyunu yerel seçimde yüzde 16’ya çıkarmıştı. Ama referandumda kalelerinde gol yemişti.

Bu seçimde son yüzdesini aşması mümkün görünmüyor.

Ama yediği kaset darbesinde kurmay kadrosunu yitirmiş Bahçeli’nin baraja gömülmek yerine, bugüne dek hep AKP’ye hizmet etmiş “mağdur” rolünün rüzgârıyla barajı aşması, başarı sayılacaktır.

* * *

BDP ise, bu seçimde gündem belirleyen, önemsenen, muhatap alınan, hemen her adayı tanınan bir parti olarak milletvekili sayısını 20’den 30’a çıkarabilirse seçim sonrası Kürt sorununun çözümü sürecinin temel aktörlerinden biri olacaktır.

O da başarı sayılır.

Sesi daha az duyulan bağımsızlara gelince... Silivri tutuklularının, Mustafa Balbay’ın, Tuncay Özkan’ın, Doğu Perinçek’in, Mehmet Haberal’ın, Çetin Doğan’ın eşleri ve yakınlarının desteğiyle hücrelerinden yürüttükleri seçim kampanyasında, yaşadıkları hukuksuzluğu ve cezaya dönüşen tutukluluğu teşhir şansı yarattıklarını düşünürsek onları da şimdiden kazançlılar hanesine yazabiliriz.

* * *

Milletvekili sayılarına bakıldığında ise, AKP ve MHP sandalye kaybederken, CHP ve BDP’nin kazançlı çıkması bekleniyor.

Yine de Erdoğan’ın üçüncü kez girdiği seçimden de galip çıkması, Bahçeli’nin de bu zorlu sınavı atlatmasıyla “galip”ler safında yer alacağı söylenebilir.

Dolayısıyla seçim gecesi her parti, aldığı yaralara rağmen kendini zaferle çıkmış ilan edebilir.

Erdoğan, anayasayı değiştirecek çoğunluğu elde edemese de “Seçimi aldık. Birinci partiyiz” diyecektir

Kılıçdaroğlu 9 yıllık bir iktidarı deviremese de “Oyumuzu artırdık” diye sevinecektir.

Bahçeli daha önce aldığı oyun altına düşse de örgütünü “Oyunlarını bozduk, yine Meclis’teyiz” diye teselli edecektir.

Ve BDP, bölgedeki AKP etkisini kıramamış olsa da “Güneydoğu bizden sorulur” diyerek Ankara’ya gelecektir.

* * *

Peki partilerin birbirlerinden çok kendileriyle yarışacağı ve hepsinin kazançlı çıkacağı bu tabloda Türkiye kazanır mı?

Küfürler, baskılar, tehditler, kasetlerle kirlenmiş bir kampanya sonunda böyle bir sonuç çıkarsa “Kötünün iyisi” diyebiliriz.

Seçimden sonra önümüzde anayasa değişikliği, başkanlık sistemi tartışması, cumhurbaşkanlığı seçimi ve Kürt sorununda çözüm meselesi var.

Hepsi de Meclis’te düğümlenecek konular...

Seçimden daha dengeli bir Meclis, giderek kontrolden çıkan gücü sınırlanmış bir iktidar ve özgüven kazanmış bir ana muhalefet çıkarsa...

Ne ala!

Sayfa Yükleniyor...