Man Booker Ödüllü yazar Kiran Desai, 'Kaybın Türküsü’nde köhnemiş bir düzenden çıkarttığı karakterlerini umulmadık vaatler sunan yepyeni bir dünyaya taşıyarak, Batı-Doğu çelişkisinin aynasında gerçeğin boyutlarını görmek isteyen sorulara yanıt arıyor. Yoksul bir ülkenin insanlarını alıp zengin bir ülkeye götürdüğünüzde değişen duygular ve düşünceler, zaman içinde bireysel ve siyasi boyutta nasıl evrilir? Değişim, yolculuğun neresinde başlar ve ne kadar kabul edilebilir?

Kiran Desai’nin 2006 yılında Man Booker Ödülü’nü ve Ulusal Kitap Eleştirmenleri Çevresi Roman Ödülü’nü kazanan eseri Kaybın Türküsü, 1980’lerin ortasında, kısmen Himalayalar’ın yamaçlarında bir köyde, kısmen de New York’ta geçiyor. Kaybın Türküsü, Doğu ile Batı arasında gidip gelen yaşamların zorluklarını anlatırken, göçmenliğin zaten yeterince güçlükler içeren hayatlara yüklediği hüzün, masumiyetin ve onur çabalarının gerisindeki gönül sızısı, kaybetmenin insana has tadı, Kiran Desai’nin her satırda özgünlüğünü hissettiren betimlemelerinde anlam buluyor.

Hüzün dolu, yaşama sevinci dolu, dopdolu bir roman Kaybın Türküsü. Kuzeydoğu Hindistan’da Himalayalar’daki Kançencunga Dağı’nın eteğinde, eski bir düzenden kalma ve tıpkı o eski düzen gibi köhnemiş Cho Oyu adlı evde yaşananları, yaşayanları anlatıyor... Hindistan’ın sömürge olduğu dönemde inanılmaz bir özveriyle İngiltere’de okutulan ve artık emekliliğini huzur içinde yaşamayı umut eden bir yargıç, yargıcın güzel torunu ve evin aşçısı. Bir de, bölgenin sayısız tehdit altında olduğu yeni düzende kendini kurtarsın, para kazansın diye Amerika’ya gönderilmiş olan aşçının oğlu. Bu kavşakta yaşayanların birbirleriyle ve çevreleriyle olan ilişkilerini aktarıyor Kaybın Türküsü’nde Kiran Desai.

Dönem ve düzen söz konusu olunca, sömürgecilik anlayışının modern dünyayla çatışmasından doğan sonuçlar da kitabın konusuna ve akışına yön veriyor; satırlar bazen Hindistan’a bazen New York’a akıyor…

KIRAN DESAİ
Ünlü yazar Anita Desai’nin kızı olan Kiran Desai 1971’de Yeni Delhi’de doğdu. 14 yaşına kadar Hindistan’da yaşadı. Ailesiyle birlikte İngiltere’de geçirdiği bir yılın ardından ABD’ye yerleşti ve Bennington College, Hollins Üniversitesi ve Columbia Üniversitesi’nde yaratıcı yazarlık öğrenimi gördü. 1998’de yayımlanan ilk romanı Hullabaloo in the Guava Orchard (Guava Bahçesinde Şamata), başta Salman Rushdie olmak üzere edebiyat dünyasının önemli temsilcileri tarafından beğeniyle karşılandı; Desai, Yazarlar Derneği’nin 35 yaş altındaki Commonwealth yazarlarına verdiği Betty Trask Ödülü’nü kazandı. Yazarın bütün dünyada eleştirmenlerin övgülerine konu olan ikinci kitabı Kaybın Türküsü, Man Booker Ödülü’nü ve Ulusal Kitap Eleştirmenleri Çevresi Roman Ödülü’nü aldı.