NTV ekranlarında 12 yıl boyunca muhabir olarak birçok başarılı işe imza atan Nermin Yurteri, Şubat ayından beri kanalın haber merkezini yönetiyor.

Mesleğe adımını Ankara'da atan ve Türk kanallarındaki tek kadın haber koordinatörü olan Yurteri, medyada yönetici konumundaki kadınların sayısının az olduğu fikrine katılıyor, ancak haber merkezindeki kadınların hiç de az olmadığının altını çiziyor.

"Heyecanımı kaybetmeden hep muhabir olarak kalmak isterim" diyen Yurteri, "NTV, kurulduğu günden bu yana tarafsızlık konusunda titiz olmuştur. Tarafsızlığın sağlanması, taraf olmaktan çok daha zor. Biz zor olanı seçiyoruz. Yandaş medya tartışmaları, habercilik dışında başka bir kavganın ürünü gibi geliyor bana. Bu tartışmanın ne tarafıyız ne de muhatabıyız" diye konuşuyor.

Ankara ve İstanbul haberciliğini de karşılaştıran Yurteri, "Ankara'da genelde İstanbul'da gazetecilik yapılmadığı söylenir. Aslında Ankara ve İstanbul gazeteciliğini karşılaştırmak doğru değil" diyor.

BAZEN TARAFSIZLIK TARAF OLMAK GİBİ ALGILANIYOR

Sizin yönetiminizde NTV'nin haberlerinde ve habere bakışında nasıl değişiklikler olacak?
NTV'nin haber çizgisi ve ilkeleri belli. Hızlı habercilik, ama mutlaka doğru haber. NTV var olduğundan bu yana her zaman bu ilkelerde titiz olduk. Bir de tarafsızlık. Bazen tarafsızlık taraf olmak gibi algılanıyor, ama bunu sürdürmeye devam edeceğiz. Haber merkezimiz deneyimli isimlerden oluşuyor. NTV'nin habercilere, medyada kendilerini ifade etmek için en iyi ortamı sağlayan yayın kuruluşu olduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki dönemde, daha hareketli dinamik bir anlayışla çalışacağız.Teknolojiyi daha etkin kullanacağız. 3G bize inanılmaz bir destek sağlıyor. Bunu etkin kullanmayı sürdüreceğiz.

Saat başı bültenlere ağırlık veriyoruz, her saat başı izleyenler NTV'yi açtığında, "Türkiye'de ve dünyada neler oldu?" sorusunun yanıtını doyurucu bir şekilde alabilecek.

Türkiye'de ve dünyada yaşanan gelişmeleri olabildiğince canlı bağlantılarla, uzman görüşleriyle, muhabir bağlantılarıyla olay yerinden her boyutuyla ekrana taşıyacağız. Siyasi, ekonomik gelişmeler, uluslarası gelişmeler ve elbette sokağın nabzı NTV ekranında olacak. Sanatı, sporu, aktüaliteyi de ihmal etmeyeceğiz. Buçuklarda özetler, özetlerin ardından da gün içinde gelişen olayları mercek altına aldığımız olaylara, haberlere daha geniş bakabildiğimiz kuşaklarımız olacak.

EKRANA ÇIKANLARIN HER YANINA HABERCİ OLDUKLARI SİNMELİ
NTV Spor ve CNBC-e'nin imkanlarından faydalanmak, ortak bir havuz olması haber zenginliğimiz için çok büyük avantaj. Daha emeksiz, zahmetsiz işlerden uzak durup, rutin takibiyle birlikte özel haberlere öncelik vereceğiz. İyi bir ekibiz. NTV'nin kurumsal kimliğini özümsemiş, işini seven, çalışmayı seven, sorumluluk duygusu gelişmiş ve herşeyden önemlisi yaptığı işi seven bir ekibimiz var. Haber metinlerinden, görüntü seçimine kadar çok titiz bir çalışma içindeyiz. Deneyimli arkadaşları aramıza aldık, yeni gelenler de olabilir. Haber merkezinde, üretime katkı verenlerle, yeni öneriler ve bakış açıları getirenlerle çalışmak istiyoruz. Ekrana çıkan arkadaşlarımızın her yanına haberci oldukları sinmeli. Bu konuda, bazı eksiklikleri gidermek için arkadaşlarımızı destekledik, önümüzdeki günlerde bu destek sürecek. Her kesimin doğru ve güvenilir haber alma ihtiyacından yola çıkıyoruz. Haber odaklı yayın anlayışımıza devam edeceğiz. Genel haber akışımızda herkesin ilgilendiği, merak ettiği bir şeyler olsun isitiyoruz. Rating kaygısından uzak, ancak elbette izlenen, güvenilirliği esas alan bir yaklaşımla haberciliğe devam edeceğiz.

24 saat haber veren bir kanal olarak sürekli üretmek zorundayız. Gerçekleri bulup, bozmadan, abartmadan doğru bilgiyle izleyicilere ulaşmak hedefimiz. Haberin hazırlanışı, yayını sırasında en önemli önceliğimiz her zaman gerçeğe bağlı kalmak, dengeli, objektif ve şeffaf olmak. Az önce de söylediğim gibi bizim için olmazsa olmaz şey güvenilirlik. Haberi önce vermek, ama herşeyden önemlisi doğru vermek.

Sokaktan uzak kalmayacağız. Kesintisiz haber verme anlayışımız devam edecek. Önceliğimiz elbette muhabir haberleri. Alanında uzmanlaşmış muhabirlerimiz ve ekran yüzlerimiz en önemli avantajımız. Haber ağı açısından çok şanslı bir televizyon NTV. Güçlü bir yurt haber ve dış haber ağımız var. Birikimi ve tecrübesiyle bize yol açan çok değerli yöneticilerimiz var. Hayatın tüm renklerini ekrana yansıtan haber çeşitliliğine önem veren bir anlaşıyla akışları şekillendiriyoruz. NTV markasının ifade ettiği kaliteyi bozmamak en önemli önceliklerimizden biri.

MUHABİRKEN RÜYAMDA HABER GÖRÜRDÜM

Bu görevden önce haber koordinatör yardımcılığı ve muhabirlik yaptınız. Ancak haber merkezini yönetmek sizin için de bir ilk. Bunun eksileri ve artıları neler?
Haber merkezinde yöneticilik bütün zamanınızı alan birşey. Sürekli yeni gelişmeler oluyor ve haber merkezi bütün gün boyunca bunlara yetişmeye çalışıyor. Gece yarısına kadar süren bir tempomuz var. Buradaki hiçbir arkadaşın evine gittiği zaman bile işten uzaklaşabildiğini, telefonunu kapatabildiğini sanmıyorum. Her zaman "acaba bir eksik var mı, bir şey atladık mı?" diye düşünerek yaşıyoruz. Muhabirken bazen rüyamda haber görürdüm, son dakika birşey olur, ama telefonum açılmaz veya bir türlü telefon numaralarını tam olarak yazamazdım. Bu defalarca olurdu. Böyle bir etkisi var haberle uğraşmanın. 'Mesai bitti, eve gittik iş sona erdi' diye bir durum yok hiçbir zaman. Bu tür rüyaları birçok habercinin gördüğünü düşünüyorum. Haber merkezinde yöneticilik, çok geniş bir bakış açısı kazandırdı. Heyecanımı kaybetmeden hep muhabir ruhumla kalmak isterim.

HABER BOLLUĞUNDAN İZLEYİCİLER BİLE YORULDU

"Türkiye'de hiç sakin bir an olmaz" denir, gündemin yoğunluğunu tarif etmek için. Bu yoğunluk işinizi kolaylaştırıyor mu, zorlaştırıyor mu?
Bir haber ve polemik bolluğu olduğu kesin. Önceleri bu durumun iyi birşey olduğunu düşündü haberciler. Bol haber hep istediğimiz birşey. Sonuçta gelinen noktada, izleyiciler de haberciler de yoruldu. Ben izleyecilerin yorulmasını daha fazla önemsiyorum. Siyasi bir kavga bitiyor, deprem gibi üzücü bir haberle sarsılıyoruz. Onu unutmak üzereyken, önemli bir soruşturma ile yeniden geriliyoruz ve bu yıllardır böyle gidiyor. Yurtdışında herhangi bir ülkede habercilerin bu kadar farklı konularla igilenebildiğini, bu kadar önemli haberleri takip edebildiğini sanmıyorum.

BİR-İKİ DAKİKA SAATLER GİBİ GELİR
Bu yoğunluğun yarattığı türbülans bazen tehlikeli de oluyor. Haberi doğrulatmak çok zor olabiliyor. O kadar çok ve önemli haberler, iddialar uçuşuyor ki, her an bunlardan birisinin yarattığı riskle karşı karşıya gelebilirsiniz. Bir haberi doğrulatmak için geçen süre kadar, insanı zorlayan bir süreç yoktur. Haber atlama telaşı içinde bir-iki dakika saatler gibi gelir. Telefonlar açılır, insanlar aranır, inanılmaz bir telaş ve baskı. Ve bu hiçbir zaman bitmez. Biri bitti derken, diğeri başlar burada ve her gün yeni bir gündür. Her gün, her saat yeniden test edilirsiniz.



İZLEYİCİYİ BİZİM GİBİ YAŞAMAYA ZORLAYAMAYIZ

Haber denince siyaset akla ilk gelen kalemdir. Ama bu haberlerin izleyicinin ilgisini ne kadar çektiği de hep tartışılır. Sizce izleyici ne kadar siyaset haberi görmek istiyor?
Siyasi polemikten yorulmuş bir izleyici kitlesi olduğunu düşünüyorum. İnsanlar yaşamlarına etkisi olmayan kendilerine bir şekilde değmeyen konularla ilgilenmiyorlar. Biraz da haberin bu yönüne bakmak istiyoruz. İnsanları 24 saat polemik ve siyasi tartışma izliyor gibi algılamak doğru değil. Haberciler böyle yaşıyor, ama izleyici belirli bir süre bunlarla ilgileniyor, sonra farklı konularla yöneliyor. Onu bizim gibi yaşamaya zorlayamayız.

YANDAŞ TARTIŞMASININ NE TARAFIYIZ NE MUHATABI

Türkiye'deki medya kuruluşlarının tarafsızlığı, ya da tarafsız olamayışları, her zaman tartışılır. Şimdi "yandaş medya" gibi bir tanım da çıktı. Siz bu tartışmaları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu tartışmanın içinde olmadık, olmayı da düşünmüyoruz. Yandaş, karşıt gibi sınıflandırmaların, Türkiye'de basın açısından olumlu bir sonuç doğuracağını sanmıyorum. Haberin ve haberciliğin ne olduğu belli. Bu tür tartışmalar, habercilik dışında başka bir kavganın ürünü gibi geliyor bana. Sağlıklı bir şekilde sürmüyor bu tartışma. Bu tartışmanın ne tarafıyız ne de muhatabıyız.

TARAFSIZLIĞIN SAĞLANMASI TARAF OLMAKTAN ZOR

Türkiye'nin gündeminde tarafsız kalmak zor mu? NTV'nin tarafsızlığını sağlamak için nasıl bir yol izliyorsunuz?
NTV, kurulduğu günden bu yana tarafsızlık konusunda titiz olmuştur. Burada bu konu tartışmaya bile açılmaz. Tarafsızlığın sağlanması, taraf olmaktan çok daha zor. Biz zor olanı seçiyoruz. Haberlerimizde hemen her kesimin görüşlerini görebilirsiniz. Herkesi memnun edemediğimizin farkındayım, ama genele bakıldığında tarafsız olmak için gösterdiğimiz özen farkedilir. Haberlerimizde, mümkün olduğu ve taraflar da olumlu yanıtladığı sürece her zaman aykırı görüşleri aynı anda ele almaya çalışıyoruz. Bize yönelik bir eleştri geldiğinde, her zaman genele bakmalarını söylerim. Bir iddia ekrana yansımışsa, mutlaka birkaç saat sonra farklı boyutunu da ekrana taşımaya gayret ediyoruz, edeceğiz.

Ankara gazeteciliği ve İstanbul gazeteciliği arasında fark olduğu söylenir. Sizce böyle bir fark var mı?
Ankara'da genelde İstanbul'da gazetecilik yapılmadığı söylenir. Ankara gazeteciliği ile İstanbul'u karşılaştırmak aslında doğru değil. Siyasi ağırlıklı bir gündemi izlersiniz Ankara'da. Bir 'evet' ya da 'hayır' lafını duymak için, önemli bir haberi doğrulatmak için 8-10 saatinizi bir kapının önünde bekleyerek geçirirsiniz. Meclis, bakanlıklar, başbakanlık, cumhurbaşkanığı siyasetin tam da kalbinde, gündemi şekillendiren haberlere tanıklık eder, zamanla yarışır, aktarırsınız. İstanbul daha farklı. Burada yayıncılığı öğreniyorum. Bütün gündeme genel bir bakış açısı veriyor. Bu genel bakış da insana farklı bir heyecan ve heves katıyor. Ankara'daki arkadaşlar, siyasetin inceliklerine daha hakimdirler. Ama İstanbul'daki habercileri bunlar�� bilmediği için suçlayamazsınız. Ankara İstanbul'un, yani haber merkezlerinin kendilerini anlamadığını, önemsemediğini düşünür. Böyle bir eğilim olduğunu sanmıyorum buradan bakınca.

ANKARA'YA HAKSIZLIK YAPMAK İSTEMEM AMA...

Haberciliği bir kenara bırakırsak, şehir olarak hangisini tercih edersiniz; Ankara mı, İstanbul mu?
Ankara'ya haksızlık yapmak istemem, ama İstanbul'u tercih ederim. Ankara ile İstanbul'u kıyaslamak, başında Ankara'nın kaybetmesini istemek gibi birşey. Çok farklı şehirler ve kıyaslanmaması gerekir birbirleriyle. 30 yılım geçti Ankara'da. Ailem orada; arkadaşlarım, dostlarım orada. Özlemiyorum diyemem, ama burada da öylesine bir tempo, öylesine bir enerji var ki bunları düşünmeye zaman yok aslına bakarsanız.

UMUT BALIK GÖZÜMÜN ÖNÜNDEN GİTMİYOR

Sizi en çok etkileyen haberler nelerdir? Mesela geçtiğimiz haftanın sizi en çok etkileyen haberi hangisiydi?
Uşak'ta kaybolan 10 yaşındaki Umut Balık gözümün önünden gitmiyor. 'Kanalizasyon çukuruna nasıl düşer' diye düşünüp duruyorum. Pırıl pırıl bir çocuk... Kızıyor bir şeylere. Nasıl o çukura düşer? Kamyon kamyon pislik temizleyerek ulaşıyorlar Umut'un cesedine. O öyle orada çaresizlik içinde ölüp gidiyor.

ALANDA ÇALIŞAN KADINLARIN SAYISINDA ARTIŞ VAR

Şu an Türkiye'deki kanallar ve gazeteler içerisinde, haber merkezi yöneten tek kadın olmak nasıl bir duygu?
12 yıldan bu yana NTV'de çalışıyorum, sonuçta belirli aşamalardan geçerek geldim buraya. Bildiğim kadarıyla haber merkezlerinde yöneticilik yapan kadınlar vardı. Tek olduğumu düşünmüyorum.

Medyada yönetici konumundaki kadınların azlığını neye bağlıyorsunuz?
Medyada yönetici kadınların az olduğu doğru gibi, ancak haber merkezinde kadınların sayısı hiç de az değil . Bizim buraya baktığımda, birçok kadın görüyorum. Alanda çalışan kadınların sayısında da ciddi artış var. Haber kameramanı olarak çalışan kadınları da görüyoruz.

MUHABİRLİK GÜNLERİNDEN