Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu. Geçtiğimiz hafta grup toplantısında ses kayıtlarını dinleten CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu'na seslenen Erdoğan, "Bugün de arkanızdaki perdeden CHP eski genel başkanıyla ilgili internete verilen bizim engellediğimiz o görüntüleri de yayınlayın. Aynı şekilde yine genel başkan yardımcı mı bilemiyorum, onunla ilgili de yayınlar yapıldı. Onu da engelledik, onu da yayınlayın. Madem bu kadar ahlakı ayaklar altına alındınız, bugün de rüşvet pazarlıklarını, yamyam itiraflarını da yayınlayın. Eğer cesaretiniz varsa bugün de patronunuzun ananaslı tespihli Uganda’lı ses kayıtlarını yayınlayın. Açın o beddua görüntülerini, hocanız beddua etsin, siz de CHP’liler olarak hep birlikte amin deyin" dedi.

Gündeme dair açıklamalar yapan Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar;

"Belediyecilikten anlamayanlar 'Bu köprü (Haliç köprüsü) İstanbul'un silüetini bozuyor' diyorlar. Yetişemedikleri üzüme koruk diyorlar. Gerek trenle geçerken gerek terastan Haliç'i ve İstanbul'u seyretmek bir başka mutluluk veriyor insana. Birileri de balık tutuyor köprülerin üzerinde. Biz belediye başkanı olmadan önce bırakın balık tutmayı Haliç'in yanına yaklaşılamıyordu. Tertemiz Haliç'i buldunuz, orada balık avlıyorsunuz 'bu balığı burada nasıl avlıyoruz', 'nereden nereye geldik' diye sormuyorsunuz.

Bir kısım medyada hükümet interneti sansürlüyor diye yaygara koparanlar var. Biz laf üretmiyoruz biz icraat üretiyoruz. Dün 100 bin öğrencimizi evlerine ellerinde tablet bilgisayarlarla gitti. Yaklaşık 153 bin öğrencimizi internetle eğitim görüyor. Bu iktidara nasıl olur da internete karşısınız yaftası yakıştırılıyor? Okullara 1 milyon bilgisayar gönderen bir hükümete interneti engelliyor diye bir ithamda bulunursanız size dünyanın her yerinde gülerler. Biz göreve geldiğimizde geniş bant internet kullanımı 20 bin idi, bugün 34 milyona ulaşmıştır. Bunu göremeyecek kadar gözler körelmiş. Okullara geniş bant internet sağlayan bir iktidara siz sansürcü derseniz, diktatör diye çamur atarasanız o çamur atanların yüzüne çarpar.

İnternet ve bilgisayar eğer uygun şekilde kullanılmazsa, denetim ve düzen altında olmazsa yararlı bir araç olmaktan çıkıyor, bir tehlikeye dönüşüyor. ABD'de Avrupa'da bununla ilgili alınmış tedbirler var. Biz dolandırıcılara karşı tedbir alınca belli çevreler sansür türküsü söylemeye başlıyor. Bizi anne babalar, öğretmenler anlıyor.

Burada internetin nasıl bir tehdit olduğu görülmesi açısından bir çalışma arkadaşımızın çocuklarının başına geleni anlatmak istiyorum. 12-13 yaşlarındaki iki çocuk, internette gezinirken, karşılarına bir ekran görüntüsü çıkıyor. Ekran görüntüsünde çocuklardan birinin resmi var. Bilgisayarın kamerasından çekilmiş. Bilgisayara girmiş, kamerasını kontrol altına almış evin içindeki görüntüyü çekmiş. Sonra bir sayfaya yerleştiriyor. Sizi tanıyoruz, sizi biliyoruz, adresiniz elimizde, bir polisiz jandarmayız diyerek jandarma’nın MİT’in logolarını sayfaya yerleştirerek, hesaba para yatırmaları isteniyor. İnanın birçok çocuk, korkuyla kendilerine ekrandan emredileni yapıyorlar. Bizim arkadaşımızın çocukları korkuyla ağlayarak babalarını arıyorlar. İşte bu internette yapılan belki de en basit dolandırıcılık şeklidir.

2011'de 'İnternete sansür geliyor' diye sokağa dökülenler bugün de aynı şey yapıyor. Hayır arkadaşlar, özgürlük kısıtlanmıyor, internet yasaklanmıyor. Neşter doktorun elinde can kurtarır, katilin elinde can alır, bunu iyi ayırt etmek lazım.

Bu yeni yasadan en fazla istifade edecek olan CHP'dir, MHP'dir. Çünkü en fazla kaset saldırısına uğrayan, kayıtlarla en fazla tehdit edilen, dizayn edilen CHP ve MHP'dir. Biz yeni internet düzenlemesiyle sadece çocukları değil, CHP'yi, MHP'yi diğer partileri de alçakça tehdit ve şantaj karşısında koruma altına alıyoruz.

CHP genel başkanı ses sistemi kurdurmuş. Yasak olan ses kayıtlarını dinletiyor. Bu dinlemeler hukuk çiğnenmek suretiyle dosyalara konulmuştur. Kamuoyuna sızdırılmıştır. Ortada bırakın hukuku çiğnemeyi, bırakın suç işlemeyi, çok açık ve net şekilde ihanet vardır. Madem öyle, madem kuralsızlık bu boyutlara ulaştı. CHP’ye çağrı yapıyorum. Bugün de arkanızdaki perdeden CHP eski genel başkanıyla ilgili internete verilen bizim engellediğimiz o görüntüleri de yayınlayın. Aynı şekilde yine genel başkan yardımcı mı bilemiyorum, onunla ilgili de yayınlar yapıldı. Onu da engelledik, onu da yayınlayın. Madem bu kadar ahlakı ayaklar altına alındınız, bugün de rüşvet pazarlıklarını, yamyam itiraflarını da yayınlayın. Eğer cesaretiniz varsa bugün de patronunuz ananaslı, tespihli, Uganda’lı ses kayıtlarını yayınlayın. Açın o beddua görüntülerini, hocanız beddua etsin, siz de CHP’liler olarak hep birlikte 'amin' deyin.

'411 el kaosa kalktı' diyerek milli iradeyi aşağılayanlara, AK Parti'nin kapatılması için her şeyi yapmalarına rağmen biz buradayız. Şimdi o medya koro halinde bize saldırıyor. Hiç endişe etmeyin işte bu medya 30 Mart'ta da gereken cevabı milletten alacak. Son manşeti sandıkta millet atacak.

Son günlerde Tüğrkiye'de medya tarihinin en aşağılık linç girişimi yapılıyor. Bir kadıncağız, bizim Bahçelievler Belediye Başkanı'nın gelini bu. Kabataş'ta 6 aylık çocuğuyla kendisine linç girişiminde bulunuluyor. 'Darp edildim' diye şikayetçi oluyor, yetmiyor darp izlerini belgeliyor. Bu alçakça linç girişimi yetmezmiş gibi, 8 ay sonra bu sefer medya linç girişimine başlıyor. O malum medya aynı manşetlerle linç kampanyası başlatıyor. Sizin insanlığınız öldü mü? Akşam evde çocuklarınızın yüzüne nasıl bakıyorsunuz? 8 Mart Kadınlar Günü'nde hangi yüzle kadın haklarından bahsedeceksiniz. Bundan sonra her tecavüze uğrayan kadın, bunları ikna etmek için görüntü kaydıyla mı dolaşacak, kocasından şiddet gören kadın iddiasını isbat etmek için elinde kayıtla mı gelecek, sokakta kurşunlanarak öldürülmüş kadın cesedinin yanına görüntü kaydı mı koyacak? Ortada ifade tutunağı, adli tıp raporu, linç edilmiş bir kadın, darp edilmiş bir bebek var, bunlar çıkmışlar olayın nasıl olmadığını ispat etmeye çalışıyorlar. Vicdan, vicdan, vicdan. Eğer o kadıncağız başörtülü olmasaydı, bu linç olur muydu? Dün başörtüsüne furuat diyenler, bugün başörtülü bir kadın üzerinden başörtüsü düşmanlığını sürdürüyorlar.

Gezicilerle paralel örgütün patronu bir, bunlar ezelden kardeştirler. 'Beceremediniz, artık bırakın' manşetini bu millet unutmadı, unutmayacak. O hançeri 28 Şubatçılarla yapılan o işbirlikçi tavrı millet unutmadı, unutmayacak.

CHP'nin genel müdürüne soruyorum; daha 2 ay öncesine kadar hukuku, hakim ve savcıları ayaklar altına alıyordun, 17 ve 25 Aralık'ta ne oldu da hukukun üstünlüğüne inanmaya başladın. 17 Aralık parelel hukukunu kabul ediyorsun da şimdi verilen kararları neden hazmedemiyorsun.

Yaptırdığımız anketlerde AK Parti'nin 2011 seçimindeki oyunu muhafaza ettiğini görüyoruz. CHP ve MHP'nin maşa haline gelmesi bu partinin tabanlarını rahatsız ediyor. 2011 halk oylamasında CHP MHP bir ittifak oluşturmuştu, taban da buna tepki olarak halk oylamasında 'evet' oyu vermiş, oy oranı yüzde 58'e çıkmıştı. CHP ve MHP tabanı da AK Parti'ye kayacaktır. İşte bunun için çok çalışmalıyız.

Bu kirli darbe girişimin ulaştığımız her bir kardeşimize anlatacağız.

HSYK düzenlemesinde sadece 28 ret oy çıktı. Yaptıkları şey ne? Şiddet, terörize etmek. Karşılığını da bulunca feryat ediyorlar. O akşam milletvekili arkadaşlarımın o dik duruşları için kendilerine şahsım ve partim adına çok teşekkür ediyorum. Demokrasi mücadelesi böyle verilir. Bir yandan yasaya karşıymış gibi yapıyorlar, diğer yandan sadece 28 ret oyu çıkıyor.

Son günlerde bu paralel yapı tarafından çözüm süreci de hedef alındı. Allah'a hamd olsun benim Türk kardeşlerim de Kürt kardeşlerim de bu alçakları okumuyor, dinlemiyor. 30 yıldır devam eden acılı süreç şu anda can almıyor, can vermiyor. Hiçbir taviz vermedik, bir tek anayasa maddesini çiğnemedik. Oluşan bu kalıcı bahar havasında 77 milyonun tamamı çok büyük memnuniyet içerisinde.

Bu çete de tarihe gömüldüğünde Türkiye'de demokrasinin önünde hiçbir engel kalmayacak. Demokrasi buradan da güçlenerek çıkacak. Emniyet içindeki kardeşlerim, yargı içindeki kardeşlerim dik durmaya devam edecek.

Bir gazete MİT mensuplarına yapılan saldırının görüntülerini yayınladı. Düşman TIR'ıymış gibi davranıyorlar, silah çekiyor MİT mensuplarına. Meselenin vahametini bu görüntüye bakıp görmenizi rica ediyorum. Bu kimin jandarması saldıranlar kim? İnsan sorar bunu.

İnanın İstanbul işgal edildiği dönemin mütareke basınında dahi bu derece bir hiyanet sergilenmemiştir. Bu operasyon, düpedüz bir casusluk operasyonudur. Buradaki ayrıntılar ortaya çıktığında o operasyonda kimlerin yer aldığı, kimlerin kimlere talimat verdiği ihbarda bulunduğu ortaya çıktığında milletim ihanetin derecesini daha net olarak görecek.

Bu operasyon casusluk operasyonudur. O operasyondan kimlerin yer aldığı ortaya çıktığında millet ihanetin derecesini daha net olarak görecek. TSK'nin yapısı farklı, ama oraya da onlar bu sızıntılarını yapmış durumdalar.