'Hükümet PKK'yı muhatap alsın'

Son dönemlerde artan terör olayları nasıl önlenir, şiddet sarmalından nasıl çıkılır, akan kanın durması için yapılması gereken şey ne?

17.06.2010 - 23:18

'Hükümet PKK'yı muhatap alsın'

BDP Genel Başkanı Selahattin DEMİRTAŞ: "Şiddetin durması için muhatap PKK’dır. Hükümet PKK’yı muhatap almalı ve diyalog sürecini başlatmalı. Şiddet noktasında muhatap BDP değildir."

AKP Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman KURT: "Şiddetin durması için, tıpkı Abdullah Öcalan’ın yaklandığı dönemde olduğu gibi, militanların Türkiye’nin dışına çıkarak çatışmasızlık ortamını yaratmaları gerekir. PKK’yı muhatap almak, adeta AKP’nin kapatılamasını istemek demektir."

Demokratik açılım çerçevesinde, PKK’lıların bir plan dahilinde eve dönmelerinin sağlanması yani Kandil ve Mahmur’dan dönüşler ve ardından planlanan ancak gerçekleşmeyen Avrupa’dan gelişler.

Sınırda gerçekleşen coşkulu karşılamanın yarattığı olumsuz hava ve bu nedenle açılımın sekteye uğradığı yorumları. Aradan 9 ay geçmişken, Habur’dan geçenlerin yargılanmalarına karar verilmesi ve 10 kişinin tutuklanması. Gelinen noktada, PKK’nın saldırılarına hız vermesi, şehit haberleri ve TSK’nın son olarak sınırdan Kuzey Irak’a girmesi.

"Şiddet ortamı nasıl son bulacak ve açılım süreci nereye varacak?" sorusuna, BDP Genel Başkanı Selahahtin Demirtaş ile AK Parti Diyarbakır Milletvekili Abdurrahman Kurt, canlı gaste’te yanıt verdiler. İki siyasetçiden de somut öneri geldi.

DEMİRTAŞ: PKK MUHATAP ALINMALI
"Başbakan, ‘anaların gözyaşı dinecek, akan kan duracak’ dedi. Bunun yolu da diyalogdu ancak bunun yerine askeri operasyonlarla teslim alamaya, tasviye etmeye çalışıldı. Eski yöntemlerde ısrar edildi. 'Bir yandan askeri yöntemlere devam ederim, bir yandan da demokratikleşme olur' demek; böyle bir şey yok.

Ortada bir terör sorunu yok, ortada bir Kürt sorunu var. Kürt halkının dilinin, kültürünün kabulü sorunu var. Hala Kürt halkı inkar ve asimilasyon tehdidi altında. AKP hükümeti bunu çözeceğine dair bırakın somut adımı, tam terisne asimlasyonu genişletecek politikaları uyguluyor.

Biz aylar önce grup toplantısında, 'askeri operasyon hazırlığı var. Tankların önüne geçeriz' dedik. Operasyonlar başladı, barış yürüyüşü yaptık ve bir milletvekilimiz yapılan müdahale sonucu yaralandı. Biz barış için sokaklardayken, AKP’den çıt çıkmadı. 'Ne olacak, iş nereye gidiyor, nasıl önlerim' yerine, operasyonlara hız verildi.

Şunun artık Türkiye ve tüm toplum tarafından cidi olarak tartışılması lazım: Türkiye Cumhuriyet Devleti, hükümetin de siyasi iradesini içine alarak, PKK ile diyalog kurmalı ve şiddeti sonlandırmalı. Bunun başka yöntemini; kansız ve sancısız bir yöntemi ben bilmiyorum. En akılcı yöntem budur yani diyalogdur. PKK ile diyalog kurulacak ve şiddetin bitirilmesi konusunda ikna edilecek.

Şiddet konusunda işin muhatabı BDP değildir. Siyasal çözüm noktasında rol alır ve muhataptır. Meclis’te, yasal ve anayasal düzlemde muhatap BDP’dir. Bu noktada partimiz kendini bir kenarıya itmiyor. Silahı elinde tutan, bu konuda ikna edilmesi gereken BDP değildir. Zaten BDP, şiddetin sonlandırılmasında ikna olmuş durumdadır ve bunun için çaba sarf etmektedir.

Eğer devlet de şiddetin bitmesinde samimiyse, askeri operasyonları durdurduğunu açıklayıp, örgüte diyalog çağrısı yapıp, bunun üzerinden bir süreç işletmelidir. Bu çalışma başladığı gün, ben inmanıyorum ki akan kan duracak ve sonuç alınacaktır. Böylesi bir irade ortaya çıkarsa, eminim ki herkes hükümetin arakasında olacak.

Şu ortamda ise, AKP hükümeti bizden ve demokratik kamuyoundan destek bulamaz. Askeri operasyonlarda ısrar ediyorsa, BDP bu politkaya destek vermeyecektir.”

KURT: MİLİTANLAR SİLAH BIRAKSIN
"'PKK muhatap alınsın' demek, çözümsüzlüğün dilidir. 'O zaman BDP neye yarar?' diye adama sorarlar. Ben Demirtaş’ın samimi olduğuna inanıyorum ama yetkileri ve güçleri bu kadarmış. Onların ifade ettiğ şey, yasal olarak bakıldığında tam da kapatma sebebidir. Adeta AKP’ye 'niye kendini kapattır mıyorsun?' demektir.

BDP ile örgüt aynı tabandan beslendiklerini söylüyorsa, Türkiye’nin onlardan beklediği şiddetin bitmesine yönelik çabalardır. İllegal yapıları adres gösteriyorlarsa, bu onları etkisizleştiren bir şeydir. O yapının içerisindeki birçok arkadaşımız da, bunun çözümsüzlük teklifi olduğunu ifade ediyor.

30 yılın çatışmalı ortamının ürettiği yasa dışı bir örgüt var. Bu Kürt sorunun bir yansıması olarak ortaya çıkmış bir örgüt ve gerçek bu. Ama bunu var eden esas zeminin, Kürt sorunu olduğunu unutmamak gerekir. Bize düşen, hukuk içerinde, legal düzlemin ve sivil siyaset alanının genişletilmesini sağlayarak, Kürt sorununu oluşturan unsurları ortadan kaldırmaktır.

Başbakan ile sayın Demirtaş'ın görüşmesi gündemde. Teklif buysa, oradan çözüm çıkmaz. ‘Bizim hükmümüz yok, PKK’yla görüşün’ diyorlarsa çözüm olmaz.

Abdullah Öcalan yakalandığında, bütün militanlar Irak Kürdistan’ına çekildiler ve çatışmasızlık ortamı yaşandı. Tam da hiçbir şey olmamışken yaratılan bu ortamın, bugün her şey yapılıyorken yapılması gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Dağda suça bulaşan bu gençlerin, çatışmasızlık ortamı olması ve operasyonların durması için, yine oraya çekilmeleri ve Türkiye’nin demokratikleşmesine katkıda bulunmaları gerekiyor. Yapılması gereken tam da budur.

Selahattin DEMİTRTAŞ:
"Ben somut bir öneri yaptım. AKP’nin somut önerisi, PKK’nın silahlı güçlerinin sınır dışına çekilmesi ise, bunu BDP’ye söylemeyecekler; muhatabı biz değiliz. AKP olarak çıksınlar ve bu çağrıyı yapsınlar. Bunu birinin örgüte söylemesi lazım, herhalde hükümet dışında kimse söyleyemez."

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...