Sınır ötesi operasyon yetkisinin uzatılmasına karar verilen Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası Bülent Arınç'a, son dönemde artan terör olaylarının basında yer alış şekli soruldu.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç da, bu konuyla ilgili önümüzdeki günlerde medya yöneticileriyle biraraya geleceğini söyledi.

"Terör örgütünün bu kadar büyük şeyi yapabileceği konusunda adeta propagandasına yönelebilecek başlıklardan, efektlerden, haber verilişinden uzak kalınması gerekiyor" diyen Arınç, toplantıyla ilgili, 'dostane bir konuşma olacak' dedi.

Geçen yıl İçişleri Bakanı Beşir Atalay'ın gerçekleştirdiği 'terör - basın' toplantısnın ikincisini, Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç yapacak.

Yaklaşık 4.5 saat süren Bakanlar Kurulu toplantısı sonrası basının karşısına çıkan Arınç'a, bir gazeteci, ''Son dönemde meydana gelen terör olaylarının medya tarafından işlenişine ilişkin'' soru yöneltti.

Arınç, konuyla ilgili şunları söyledi:
''RTÜK Başkanı ile o zaman İçişleri Bakanı olan Sayın Beşir Atalay, gazetelerin genel yayın yönetmenleri ile bir toplantı yapmıştı. Bu toplantılar İstanbul'da olmuştu.

Yani terör ile ilgili haberlerin ekranlardan veya medya organlarından veriliş şeklinin objektif olması, ama terör örgütünün propagandasını yapacak düzeyde olmaması, halkı korku, panik ve tedirginliğe götürecek düzeyde olmaması için batıda ne yapılıyorsa, ölçü ne ise bunlar konusunda bir görüş teatisinde bulunulmuş ve sonunda da yazılı bir sonuca bağlanmıştı... Sanıyorum 7-8 maddelik bir ilke kararına varılmıştı...

Ama hala son dakika, flaş diye geçilen 'Cayır cayır yanıyor', 'Bilmem ne yapılıyor' diye, insanları korkuyla, panikle ve aynı zamanda terör örgütünün bu kadar büyük şeyi yapabileceği konusunda adeta propagandasına yönelebilecek başlıklardan, efektlerden, haber verilişinden uzak kalmak gerektiği bir kez daha ortaya çıktı.

Ben önümüzdeki günlerde belki yine medyamızın değerli kuruluşları ile ve o kuruluşların başındakiler, belki anchormanler ile belki genel yayın yönetmenleri ile bir toplantı yapmayı, bunun bir milli mesele olduğunu, batı ölçütlerinde bir haber verme tekniğinin Türkiye'de de mutlaka yerleşmesi gerektiğini konuşacağım.

Bu dostane bir konuşma olacak. Bu konuda hiçbir müeyyide uygulama imkanımız da yok, ancak onların da vatanperverliklerine güveniyoruz eminim beraberce müşterek bir noktaya varmış oluruz.''