AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Hüseyin Çelik, çözüm sürecinin öngörüldüğü şekilde devlet ve hükümetin kontrolünde devam ettiğini, herkesin bu hassas süreçte konuşmalarında, beyanlarında dikkatli olması gerektiğini vurguladı. BDP'li milletvekilleriyle terör örgütü PKK yöneticilerinin açıklamalarının kamuoyunda endişeye, moral bozukluğuna yol açtığını ifade eden Çelik, şöyle devam etti:

"PKK'lıların, BDP'lilerin ne söylediğine, ne söylemeyeceğine biz karar veremeyiz. Onların ne söylediğinden ziyade onların hangi söylediklerinin, devlet ve Hükümet tarafından makul ve makbul kabul edileceği önemlidir. Herkes her şeyi söyleyebilir, söylenenlerin hangisi devlet ve hükümet tarafından makul ve makbul kabul edilecek önemli olan budur. Süreç endişeye mahal olmayacak şekilde yürüyor.

Silahların susmuş olması, insanların ölmüyor olması, kanın akmıyor olması, annelerin gözyaşının şu anda dinmiş olması kendi başına çok önemlidir. Bunun üzerinde durmamız gerekiyor. CHP ve MHP sürecin karşısında olmaya devam ediyor. Bir CHP'li genel başkan yardımcısı, 'Ben Türkiye'yi taradım, sürece destek olan CHP'li görmedim' diyor. 2 gün önce bir grup aydın, 111 imzayla bildiri yayınladılar, bu bildiride 25 CHP'linin imzası var, bunu önemsiyoruz. Bunun 13'ü milletvekili, 12'si CHP yöneticisidir."

'HEDEF SİLAH BIRAKILMASI'
Gazetecilerin sorularını da cevaplayan Çelik, "Çözüm sürecinin başarıyla sonuçlanması hangi aşamada olacak? Silahlar bırakıldığında mı, Kandil boşaltıldığında mı süreç başarıya ulaşmış olacak" sorusu üzerine şu değerlendirmede bulundu:

"Esas hedef silahların susması değil silahların bırakılmasıdır. Bu ülkede artık terör, şiddet, kaba kuvvet, can almak, kan dökmek insanların kendini ifade etme biçimi olmamalıdır. İnsanların ne talebi varsa bunu demokratik yollarla dile getirmesinin önü Türkiye'de sonuna kadar açıktır. Terörü kutsamadan, teröre, teröriste meşruiyet kazandırmadan insanlar bunu yapabilir. 20 yıl, 10 yıl önceki Türkiye değiliz. Bugüne kadar 40 bin insan bu meseleden hayatını kaybetmiştir. 'Biz vurduk, can aldık, can verdik, taviz kopardık' derlerse bu hüsrandır. Eğer böyle bir şey olsaydı 90'lı yıllarda olurdu. 90'lı yıllarda yıllık ortalama 4 bin-5 bin PKK'lı etkisiz hale getiriliyor, 800-1100 civarında da güvenlik görevlimiz şehit oluyordu. Biz kimsenin öteki olmadığı ve ötekileştirilmediği bir Türkiye için gayret gösteriyoruz.Dolayısıyla parmakların tetikten çekilmiş olması, şu anda silahların susmuş olması, bombaların patlamıyor olması, bu birinci aşamasıdır ve bu önemlidir. Adım adım gidilecekse bundan sonraki aşama bu silahların bırakılmasıdır."

'HER ŞEY DEVLET KONTROLÜNDE'
Terör örgütü mensuplarının sınır dışına çıkışıyla ilgili kendisine gelen yeni bir bilgi olup olmadığı sorusunu Çelik, "Her şey devletin kontrolü altındadır. Devletin kontrolü altında cereyan etmektedir. Biraz önce çözüm süreci öngörüldüğü şekilde, arızasız devam ediyor derken kastettiğim buydu" şeklinde yanıtladı.

"Bir aksama olursa, çözüm süreci nasıl etkilenir?" sorusu üzerine Çelik, "Yolda arızalar olursa giderir yola devam edersiniz. Sizin hedefe ulaşmak gibi kararlılığınız varsa bunu yapmak zorundasınız. Birileri maraza çıkarabilir, birileri bazı arızalar çıkarabilir. Farklı farklı konuşmalarla toplumun canı sıkılabilir ama eğer biz bu konuda sabır göstermezsek, arızaları bertaraf ederek yolumuza devam etmezsek Türkiye zarar eder. Bu meseleyi, 'ne aldılar ne verdiler' kim kaybetti kim kazandı' meselesi olarak görürsek biz millet olarak kaybederiz. Bu mesele, 'aldı verdi' meselesi değil. Biz Türkiye'nin demokratik atmosferini daha fazla oksijenle doldurmak istiyoruz. Daha fazla insan hakları, daha fazla düşünce özgürlüğü olsun istiyoruz" ifadelerini kullandı.

'TSK, BU MİLLETİN BİR PARÇASI'
Çelik, "Çıkışlar devam ederken, TSK'nın tavrına ilişkin bir bilgi alabilir miyiz? Herhangi bir sıcak çatışma ya da sıcak temas yaşanmaması için alınan tedbirler varsa aldığınız bilgileri bize iletebilir misiniz?" sorusunu şöyle yanıtladı:

"Medyada bazı haritalar yayınlandı. Haritalar, saat gün vesaire bunların hepsi uydurmadır. Kimse bunlara itibar etmesin. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin tavrı, bu ülkenin genel tavrından farklı değil ve olamaz. TSK, bu milletin, bu devletin bir parçasıdır. Devlet, millet, milletin temsilcisi olan irade hangi tavırdaysa bu ülkenin ordusu ve güvenlik güçleri de o tavırdadır."

TSK'nın tavrı ifadesinin, eskiyi çağrıştıran, vesayet döneminden kalma bir ifade olduğuna işaret eden Çelik, "Bu vücut bir bütündür, TSK da bu bütünün, mütemmim cüzlerinden birisidir yani tamamlayıcı unsurlarından, olmazsa olmazlarından birisidir ama bütün bu vücudu idare eden bir kafa, bir beyin vardır. O da milli iradeye dayalı olarak icra eden Hükümettir, siyasi iradededir. Bunu herkesin böyle bilmesi gerekiyor'' diye konuştu.

"Kara Kuvvetleri Komutanı acaba ne düşünüyor?", "Jandarma Genel Komutanı'nın tavrı nedir?" gibi sorularının doğru olmadığını vurgulayan Çelik, "Bir bütün olarak TSK'nın tavrı, bu milletin tavrıdır, bu devletin tavrıdır. Çünkü TSK, bu milletin bağrından çıkmış, bu milletin evlatlarından oluşan bir unsur. Geçmişte bu mekanizmayı idare edenler yanlış yapmış olabilir ama bu kıyamete kadar devam edecek anlamına gelmez" dedi