İspanya'daki, iklim değişikliğinin etkilerini araştıran, Climate Vulnerasibility Monitor (DARA) adlı kuruluşun raporunda, 2010 yılında iklim değişikliğinin neden olduğu üretim kaybının, dünya ülkelerinin toplam gayri safi yurt içi hasılalarında yüzde 1,6 bir azalmaya yol açtığı bildirildi.

Raporda, bu rakamın, iklim değişikliğinin neden olduğu zararlı etkilerden doğan kayba, karbon tüketimine dayalı ekonominin, hava kirliliği gibi başlıca sorunların yol açtığı kayıpların eklenmesi yoluyla hesaplandığı belirtildi.

New Scientist dergisinde raporu değerlendiren uzmanlar, DARA'nın raporunda, ''2006 Stern Review'' gibi, 'iklim değişikliğinin onlarca yıl küresel bazda net bir maliyetinin ortaya çıkmayacağı'' sonucuna varan daha önceki bilimsel çalışmalardan farklı olarak, iklim değişikliğinin üretime olan etkisinin hesaba katıldığını kaydetti.

Uzmanlar, daha önceki bilimsel çalışmalarda, iklim değişikliği nedeniyle hava sıcaklıklarında görülen artışın insanların daha az çalışmasına yol açabileceği konusunun gözardı edildiğine dikkati çekti.

İsveç'teki Umea Üniveristesi'nden Tord Kjellström, ''Sıcak bir ortamda yaşama ve çalışmanın kaygı verici bir şey olmadığı var sayılırdı. Ancak 5 milyar insan bu gezegenin en sıcak bölgelerinde yaşıyor ve zaten sıcak nedeniyle zor durumdalar'' değerlendirmesinde bulundu.

Raporu yorumlayan İngiltere'deki, London School of Ekonomics yüksek okulundan Cameron Hepburn adlı diğer bir uzman da iklim değişikliğinin neden olduğu küresel bazda üretim kaybının maliyetinin, iklim değişikliği ile mücadelede gerekli olan karbon salınımlarını azaltmak amacıyla yapılan harcamaları çok geride bıraktığına dikkati çekti.

Karbon salınımlarını azaltmak için yapılan harcamaların dünya ülkelerinin toplam gayri safi yurt içi hasılalarına maliyetinin 2030 yılına kadar yüzde 0,5 olacağını belirten Hepburn, aynı süre içinde iklim değişikliğinin ise küresel bazda gayri safi yurt içi hasılalarında yüzde 3,5 oranında bir kayba neden olacağının altını çizdi.

Şikayetlerin artması durumunda bunun acil harekete geçmeyi gerektiren bir durum olacağına işaret eden Hepburn, izin verilen karbon salınım oranlarının mevcut seviyelerin altına ve karbon maliyetlerinin de şimdikinden yukarıya çekilmesi gerektiğini söyledi.