NTV

İklim zirvesinde mutabakat var yaptırım yok

Türkiye

Kopenhag'daki BM İklim Zirvesi, küresel ısınmayı 2 derecenin altında tutmayı ve gelişmekte olan ülkelere mali yardım yapılmasını öngören ancak yasal bağlayıcılığı bulunmayan ''Kopenhag Mutabakatı'' ile sona erdi.

Küresel ısınmaya karşı Kyoto Protokolü’nün yerini alacak yeni bir protokolün önünü açması beklenen BM İklim Zirvesi’nin son gününde ülkeler bir uzlaşıya vardılar ancak kendilerini yasal olarak bağlamadan.

İlişkili Haberler


Özellikle zirvenin so günü, ABD ile Çin, Hindistan, Brezilya ve Güney Afrika arasında, küresel ısınmaya yol açan sera etkisini yaratan gazların atmosfere salınımının sınırlandırılması yolundaki pazarlıklara sahne oldu.

Son gün kabul edilen ve yasal bağlayıcılığı bulunmayan, daha çok 'uzlaşı' niteliği taşıyan ‘Copenhagen Accord-Kopenhag Mutabakatı’' başlıklı mutabakat metninde, küresel ısınmada etkili olan sera gazı salınımının önemli oranda kısıtlanması gereğinin bilimsel açıdan da desteklendiği vurgulandı. Mutabakat metninde ''bu çerçevede küresel sıcaklık artışının 2 dereceden daha az olmasını sağlamak amacıyla gaz salınımında kısıtlama yapılması gerektiği'' ifadeleri ve gelecek yılın sonuna kadar üzerinde uzlaşılan konulara yasal bağlayıcılık getirilmesinin ele alınması önerisi yer aldı.

GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE YARDIM
Metinde az gelişmiş ülkelere yapılacak yardım konusu nda, ''gelişmiş ülkelerin gelişmekte olan ülkelerin adaptasyon çalışmaları için yeterli, öngörülebilir ve sürdürülebilir finansal kaynak, teknoloji ve kapasite geliştirme desteği sağlayacaktır'' denildi.

Özellikle okyanus adası bazı ülkelerle Afrika'daki en az gelişmiş ülkelerin desteğe ihtiyacı bulunduğu vurgulanan metinde, ''gelişmiş ülkelerin ihtiyacı içindeki gelişmekte olan ülkelere 2020 yılına kadar 100 milyar dolarlık yardım yapmasının amaçlandığı, söz konusu yardımın kamusal ve özel, ikili ve çok taraflı kaynaklardan sağlanabileceği'' kaydedildi.

Mutabakat metninde söz konusu yardım programı için 2010-2012 yıllarını kapsayan kısa vadeli dönemde Avrupa Birliğinin 10,6 milyar dolar, Japonya'nın 11 milyar dolar ve ABD'nin 3,6 milyar dolar vadettiği de belirtildi.

Delegeler metne son şeklini veriyor.
Delegeler metne son şeklini veriyor.

GAZ SALINIMI
Gaz salınımıyla ilgili konular mutabakat metninde ''gelişmiş ülkelerin hedefleri'' ve ''önde gelen gelişmekte olan ülkelerin gönüllü vaatleri'' şeklinde iki ayrı ek olarak yer aldı.

Salınımın denetlenmesi, özellikle Çin'in uluslararası denetime karşı çıkması nedeniyle zirve süresince üzerinde en fazla tartışma yapılan konular arasında yer aldı. Mutabakat metni, gelişmekte olan ekonomiye sahip ülkelerin bu alandaki çabalarının yine kendileri tarafından gözlemlemesini ve gözlem sonuçlarını iki yılda bir BM'ye iletmesini öngörüyor.

Metinde denetim konusu da, ''Süreçte uluslararası denetim yapılabileceği, ancak bunun inceleme yapılacak ülkenin egemenlik hakkına saygı çerçevesinde gerçekleştirilebileceği'' şeklinde ifade edildi.

Ormanların tahrip edilmesi gibi gelişmelerin sera gazı salınımının artmasında etkili olduğuna işaret edilen mutabakat metninde, bunun önlenmesi yönündeki çalışmalara gelişmiş ülkelerin mali destek vermesi de öngörülüyor.

Zirve sırasında protesto gösterileri eksik olmadı.
Zirve sırasında protesto gösterileri eksik olmadı.

OBAMA: İLK ADIM GÜVEN OLUŞTURMAK
Mutabakat metninin oylanmasından önce zirveden ayrılan ABD Başkanı Barack Obama, zirvenin son günü yaptığı açıklamada, 'İlk adım olarak da, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında güvenin oluşturulmasıdır'' dedi. Obama, ''Bu haftaki çabalar (zirve), çocuklarımıza ve torunlarımıza temiz bir gezegen bırakma konusundaki sorumluluklarımızı yerine getirmede bize yardımcı olacak'' diye konuştu.

SARKOZY: METİN MÜKEMMEL DEĞİL
Mutabakat metninin kabulünden sonra konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, ''BM İklim Zirvesi'ne katılan tüm ülkelerin, iklim değişikliğine karşı mücadeleyi öngören Kopenhag İklim Anlaşması'nı kabul ettiklerini'' söyledi. Sarkozy, 120 ülkenin katıldığı toplantıdan sonra düzenlenen basın toplantısında, ''artık bir anlaşma olduğunu, metnin ise mükemmel olmadığını'' bildirdi.

MERKEL VE BROWN DAHA FAZLASINDAN YANA
Almanya Başbakanı Angela Merkel ile Birleşik Krallık Başbakanı Gordon Brown da Kopenhag Anlaşması'nı kabul ettiklerini, ancak daha fazlasından yana olduklarını dile getirdi.

Merkel, anlaşmayı ''karışık duygularına karşın'' desteklediğini belirterek, ''Benim için karar vermek çok zordu. Bir adım attık, daha fazlasının da olacağını umuyoruz'' dedi.

Brown da ''Bir başlangıç yaptık. Bundan sonra gerekli olan ise, Uygulamada yasal bağlayıcılığın sağlanması'' diye konuştu.