Meclis Genel Kurulu’ndaki kavgayı tetikleyen konulardan biri, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın GATA'ya türbanlı olduğu için alınmamasıydı.

İki yıl önce yaşanan o olayın ayrıntılarını anlatan Başbakan Erdoğan, "Bunun demokrasiyle, laiklikle ne ilgisi var" sözleriyle tepkisini sürdürdü.

Konu, Canlı Gaste’de de ele alındı, yürütmenin yasama üstündeki baskı iddiaları da yine dillendirildi. İki kadın milletvekili; CHP'li Necla Arat ile AKP'li Zeynep Dağı, şunları söyledi:

NECLA ARAT: Benim yaşadığım bir düş kırıklığı var. Sizin kadar demokrasi konusunda duyarlı basın mensubunun, bu akşamki manşetinde, yürütmenin yasamaya baskısı yerine türban olayına yer vermesini anlamakta güçlük çekiyorum.

Meclis Başkanvekili Güldal Mumcu, eski meclis başkanının ağır hakaretlerine maruz kaldı. Bu, yürütmenin yasamanın başındakilere baskısı olduğu gibi, bir erkek siyasetçinin kadın siyasetçiye şiddete varabilecek yaklaşımıdır. Bunu kınadık ve haklıydık.

Bence manşet farklı olmalıydı. Bir takım basın mensupları da bu kadar ciddi bir olayı, türban meselesine indirgediler ve ben bunu yadırgadım.

Bu türban olayı AKP tarafından her zaman yapıldığı gibi başörtüsü başlığı altında dile getiriliyor. Askeri tesislere klasik bir başörtüsü ile girilebiliyor. Ama gerek AİHM gerek Danıştay ve Anayasa Mahkemesi, çeşitli kararlarında siyasal simgeyi ifade ettiği söylenen türbanın kamusal alanda olmaması konusunda kararlar almış ve konu kapanmıştır.

Bunun şimdi gündeme getirilmesini anlamakta güçlük çekiyoruz. AKP grup başkanvekilinin, GATA olayıyla ilgili eleştirisiyle yeniden gündeme geldi. Sayın Osman Durmuş da, ironik ifadelerle örnekler vermiş ve iktidar tarafından çeşitli kesimlere ve son olarak bakkallara kadar uzanan baskıya dikkat çekmiştir...

İk yıl öncesini, maziyi hortlatarak, yasalar bakımından kapanmış bir konuyu ısıtarak yeniden gündeme getirmeyin diyoruz.

ZEYNEP DAĞI: Sayın Arat'a bir şey sormak istiyorum. Hastane kamusal bir alan mı? Bunu tartışmak gerekir. Necla hanım, bütün alanların bu kişilere kapatılmasının meşruluğu varmış gibi konuşuyor. Bu siyasi bir temsilci ve parlamenter açısından içler acısı bir durumdur.

Başbakan meseleyi aslında özetledi. Vergi verensiniz, geleneklerimizde önemli olan hasta ziyeretinde bulunmak istiyorsunuz. Ancak Başbakan'ın eşi, bir takım çekincelerle engellenmeye çalışılıyor. Bu yüzyılda yaşadığımız acı bir durum bu. Bunun altı çizilmeliydi.

Bizim eşitlikten yana olmamamız, her türlü ayrımcılığa karşı durmamız gerekirken, şekli kıstaslara dayanan baskıcı anlayışları kutsayan bir dil kullanıyoruz. İçler acısı olan bu durumun önüne geçmeliyiz. Ülke nasıl bölünmez bir bütünse, özgürlüklarin de böyle olduğunu kavradığımız an önemli bir şey başaracağız. Kaşımayalım, tartışıp çözelim.

Hastaneye eleman alınmıyor, bir ziyaretçi gidiyor. Kendi vatandaşına kapalı alanları savunan anlayışı halk da izliyordur.

NECLA ARAT: Zeynep hanımın söylediği eşitlik ve ayrımcılıklara karşı olma konularını, onlar ilkokul ve ortaokuldayken biz tartışıyorduk. Bunu şu an gündeme getirilmesinin yararı yok.

Şu an ülke gündeminde değişik konular var. Ekmek kavgası var, işçiler hak arıyor. Onlara destek olamayan parlamentoda, arabeskleşmiş bir tonla bambaşka bir şey gündeme getirilmeye çalışılıyor.

Kurumların kendilerine özgü kuralları olduğunu unutmamak lazım. Örneğin Meclis'in de bazı kuralları var ve ben bir başka bayan milletvekili arkadaşımla bunu yaşadık. Pantalon tayyör uyarısı yapıldı ve biz de uyduk. Belli yerlerdeki kurallara kişiler uymak zorundadır.

Bahsi geçen konu kangren haline dönüşmütür ve yeniden kaşınmamalıdır. Bunun bir özgürlük mücadelesi olup olmadığını tartışırız ama ben artık bıktım. Yıllardır tartışıyoruz... Önemli sorunlar dururken böyle konularla uğraşmayı parlamentere ve parlamentoya yakıştıramıyorum.

ZEYNEP DAĞI: Meclis'teki örnekten hareketle, evet bayan vekillerin tayyörle girmesi gerekiyor ama Necla hanımın iç tüzük çalışmasından haberi yok galiba; pantalon için... Konulan kurallar kutsanmalı mıdır yoksa çağa göre değiştirilmeli midir? 'Bireyi yok sayalım, gelişmeleri kenara atarak bir takım tüzüklerin gölgesinde yaşamaya devam edelim', bu mudur doğru olan?

Necla hanım konunun arabeskleştirildiğini söyleyerek, toplumun büyük bölümünü incittiğinin farkında değil galiba.

Kendi partisinden bir milletvekili tarafından öğrencilerin saçlarının çekildiğini ve kişilik onurlarının incindiğini hatırlaması lazım. Önemi yoksa bunların, söyleyecek bir şey de yok. Özgürlükleri genişletici bir bakış açısı günümüz çağdaş dünyasının gereğidir...