İngiltere’deki acil servisler kendilerini büyük bir fırtınanın ortasında buldu. Problemin adı; sürdürülebilir kadro sorunu. İngiltere Acil Servis Koleji başkanı Dr. Cliff Mann’ın Guardian Profesyonel’e yaptığı açıklamaya göre, personel sıkıntısı her yıl neredeyse 750 bin hastanın bakımını sekteye uğratırken, tıp alanındaki sıkıntıların daha yakından incelenmesi gerekiyor.

Medimagazin’den Dr. Deniz Akagündüz’ün aktardığına göre, Dr. Cliff Mann, acil servis hekimlerinin düşük yaşam standartları ve sürdürülemez iş baskıları ile karşı karşıya olduğunu savundu.

Sorunun temel nedeni acil servislere başvuruların artmasına karşın, bu birimlerde hizmet verenlerin sayılarındaki azalma. Rakamların kesin ve tartışmasız şekilde açık olduğunu söyleyen Dr. Mann, İngiltere’deki acil servis krizi hakkında şu değerlendirmeyi yaptı: “Geçtiğimiz 12 aylık sürede majör ünitelere başvuruda bir artış olmasına karşın, son üç yılda sağlık personeli sayılarının artmayışı, hatta dramatik şekilde düşmesi neticesinde mevcut pozisyonların ancak yüzde 50’si doldurulabildi. Toplamda 350’den fazla pozisyon boş kaldı. Sonuç olarak bu açık yüzünden Acil Servislerde her yıl neredeyse 750 bin hastanın görülme ve izlenme kapasitesi kaybedilmiş oldu.

“ACİL SERVİS DOKTORLARI GÖÇ EDİYOR”
Elbette acil servise her başvuran hasta görüldü. Bunun anlamı doktor başına düşen hasta sayısının artması yani mevcut doktorların iş yükünün, iş yoğunluğunun ve kişisel iş baskılarının artmış olması. Bu durumda pek çok genç hekimin, daha kıdemli hekimler ve danışmanlarının kötü yaşam şartlarını ve sürdürülemez iş baskılarını görüp, aynı kaderi paylaşmamak için başka fırsatları değerlendirmeleri ve beklentilerini başka alanlara kanalize etmelerine şaşırmamak gerekir.

Genç doktorlar İngiltere’de acil servis hekimliği yapmak yerine başka bir veya iki alternatiften birini seçiyorlar. Pek çoğu acil hekimliğini sürdürmeyi seçerek ülkeden göç ediyor. Elbette artık uzmanlığını almış ve danışman seviyesine gelmiş acil servis hekimleri söz konusu olduğunda kariyer değiştirme fırsatı için geç kalınmış olabilir. Bu nedenle bu grupta yer alanlar göç etmeyi tercih ediyorlar. Yazık ki bu durum stresin en önemli unsur haline gelmesini bir diğer sonuç olarak ortaya çıkarıyor. Sadece Londra’da 40 civarında acil servis uzmanı, işlerinin getirdiği baskı ile başa çıkabilmek için profesyonel yardım talebinde bulundu. Bu rakam diğer uzmanlık alanlarından yardım talebinde bulunanlarla karşılaştırıldığında oldukça yüksek.

“İŞ GÜCÜ VE İŞ YÜKÜ İYİ DENGELENMELİ”
Acilen harekete geçilmesi kaçınılmaz ve elzem görünüyor. Buradaki problem acil servisler değil, acil servislerde iş gücü ve iş yükü arasındaki yanlış eşleşmedir. Bu yanlış eşleşmenin, en azından bir parçasının, mevcut sözleşmelerdeki dinlenme saatleri düzenlemelerindeki açmazlardan ve iş-yaşam dengesi konularından kaynaklanıyor olması muhtemeldir. Bizler sürdürülemez iş yüklerinin önderlik ettiği yetersiz işe alım ve işte tutma kısır döngülerine girmemeliyiz. Unutmamak gerekir ki İngiltere’de acil servise başvuran hastalar hayatlarının en incinmiş, korkmuş veya ağrı ile mücadele etmekte oldukları zor bir anlarını yaşarken yüksek kalitede bir bakımı hak etmektedirler. Acil servis doktorları da özel bir ilgi veya muamele istemiyorlar, onlar da eşit bir muameleyi hak ediyorlar.”