Başbakan Ahmet Davutoğlu, TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi Toplantısı kokteylinde katılımcılara hitap etti.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, konuşmasında, "İş adamlarımızın bütün zararları konusunda telafi edici ne tür adımların atılması gerekiyorsa da planladık ve gereken adımları atarız" dedi.

Davutoğlu, "Hükümet programını Meclise sunduk, 64. hükümet programını, toplumumuza da 3 ay, 6 ay ve 1 yıl içinde gerçekleştireceğimiz. 4 yıl içindeki hedeflerimizi tekrar takvimlendirilmiş bir şekilde paylaşacağız. 3 ay içinde verdiğimiz bütün sözlerin gereğini yapacağız, vaatlerimizi tek tek hayata geçireceğiz" diye konuştu.

Davutoğlu, asgari ücret görüşmelerinin başladığını, vaatlerinin gerçekleşeceğini ve asgari ücretin bin 300 lira olacağını kaydetti.

Başbakan Davutoğlu, "Burada KOBİ'lerimize ve iş dünyamıza rekabet gücünü olumsuz yönde etkileyecek herhangi bir etki olmaması için de bazı tedbirler planladık, onu da inşallah kamuoyumuzla paylaşacağız. Bu yük sadece işverenlerimizin üzerinde olmayacak, özellikle KOBİ'lerimizin üzerinde olmayacak, birlikte çalışarak bu yükün azaltılması ama asgari ücretle yaşayan vatandaşlarımızın hayat ve refah düzeyinin gerçekleştirilmesi için gerekeni yapacağız" değerlendirmesinde bulundu.

Ahmet Davutoğlu, vaatlerini "hemen icraata geçirilecek olan vaatler", "yasal genelge ve ikincil mevzuatla düzenlenecek vaatler", "yasal düzenleme gereken vaatler" şeklinde tanzim ettiklerini, önümüzdeki hafta bunları tek tek ay bazında paylaşacaklarını kaydetti.

Sonrasında 3 ve 6 aylık takvimler içinde ele alacakları yasal düzenleme ve reformları takdim edeceklerini belirten Davutoğlu, yatırım ortamının iyileştirilmesi için ne gerekiyorsa yapacaklarını söyledi.

Davutoğlu, reform bağlamında kararlılıklarını göstermek üzere de 4 olan başbakan yardımcılığı sayısını 5'e çıkardıklarını dile getirerek, bir başbakan yardımcısını reformlarla ve yatırım ortamının iyileştirilmesiyle görevlendirdiklerini bildirdi.

Bir başbakan yardımcısının koordinasyonunda hem reformların akışının hem yatırım ortamının iyileştirilmesinin göz önüne alınacağını dile getirenDavutoğlu, "Reform eylem grubu" adıyla sürekli reformları takip eden bir çalışma gerçekleştireceklerini kaydetti. 

"YEPYENİ BİR BAHAR HAVASI ORTAYA ÇIKTI"

Krizlerin olduğu her yerde ciddi fırsatlarında kendini gösterdiğini anlatan Davutoğlu, "Hükümetimizi kurduktan sonra bir taraftan Rusya ile önemli ve kritik bir sürece girdik ama öbür yandan Avrupa Birliği-Türkiye ilişkilerinde yepyeni bir bahar havası ortaya çıktı" dedi.

Türkiye- Avrupa Zirvesi'nin 11 yıl sonra toplanmasının çok önemli bir adım olduğuna dikkati çekenDavutoğlu, şöyle devam etti:

"Gördüğümüz o ki Avrupalı liderler ve muhataplarımız arasında çok önemli bir psikolojik değişim yaşanıyor. Türkiye'nin Avrupa Birliği bağlamında ve Avrupa Kıtası çerçevesinde taşıdığı önemi tartışmasız bir şekilde bütün liderler söz alarak vurguladılar. Bu önemin sadece mülteciler konusunda gündeme geldiğini de kimse düşünmesin. Orada vurguladığım gibi Türkiye, bir Avrupa halkıdır, Avrupalı bir millettir ve Avrupa'nın kaderi Türkiye olmaksızın yazılamaz. Bu noktada, Türkiye'nin Avrupa'ya dışarıdan bir çevre ülkesi olarak katılacağını düşünenler yanılıyorlar. Aksine Türkiye Avrupa kıtasının içinden Avrupalı bir dil kullanarak asırlardır içinde bulunduğumuz bu kıtanın geleceği için vizyonumuzu, hedeflerimizi ortay koyan bir tutum sergileyeceğiz."

Brüksel'de "Avrupalı", Taşkent ya da Bakü'de "Asyalı Türk", Cidde ya da Bağdat'ta "Ortadoğulu", Afrikalılarla "kardeş" olarak konuştuklarını vurgulayan Davutoğlu, dünyada çok az milletin bu ayrıcalığa sahip olduğunu ifade etti.

"Siyasi ve kurumsal bağlamda baktığımızda biz, Avrupa kıtasının bir parçasıyız ve son zirve bunu tartışmasız bir şekilde bir kez daha tescil etmiştir" diyen Davutoğlu, son zirvede alınan kararlar bağlamında, birinci olarak bu zirveyle hükümet programının birlikte gerçekleşmiş olmasının getirdiği reformlarla Avrupa Birliği arasındaki irtibatın açık bir şekilde ortaya konduğunu söyledi.

Türkiye ve Avrupa ilişkilerinin ilk defa yapısal bir zemin kazandığını dile getiren Davutoğlu, yılda iki kez Türkiye-Avrupa Birliği zirvesi yapılacağını söyledi.

 "Yüksek düzeyli ekonomik diyalog başlatıyoruz" diyenDavutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

 "Yüksek düzeyli enerji diyaloğu, yüksek düzeyli siyasi diyalog süreçleri başlatıyoruz. Gümrük Birliği'ni yeniden şartlara uygun hale getirmek üzere harekete geçiyoruz. Doğrudan, bütün vatandaşlarımıza değecek bir şekilde Türkiye-Avrupa ilişkilerinin en kritik ve sembolik değeri yüksek adımlarından birini atacağız. İnşallah Avrupa'ya vize muafiyeti en geç ekim ayında devreye girecek." 

Vizenin iş adamları için önemine değinen Davutoğlu, zor ve çetin bir müzakere sürecinden sonra bu noktaya geldiğini belirtti.

Türkiye'nin mülteciler konusunda Geri Kabul Anlaşması üzerinden büyük tavizler verdiği için Avrupa'nın vize muafiyeti tanıdığına ilişkin bir hava estirildiğini vurgulayan Davutoğlu, "Böyle bir şey söz konusu değil, mülteciler sorunu olmamış olsaydı da 2013 Aralık'ında attığımız imzalarla biz vize muafiyeti ve geri kabul anlaşmasını birlikte en geç 2017 gibi bir takvimle hayat geçirmeyi bir karara bağlamıştık" değerlendirmesinde bulundu.

"MÜLTECİLER KONUSUNDA DA BİR KÜLFET PAYLAŞIMI YAŞANACAK"

Türkiye-Avrupa ilişkileri bağlamında "enerji işbirliği" konusunun da gündemin üst sıralarında yer alacağını aktaran Davutoğlu, mülteciler konusunda da Türkiye'nin elinden gelen her şeyi insani faaliyetler anlamında, "destan yazarak" yaptığını ve yapmaya devam edeceğini anlattı. 

Davutoğlu, "Ama buradaki farklılık ise mülteciler konusunda da bir külfet paylaşımı yaşanacak. Dolayısıyla Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri yepyeni bir ufka doğru ilerliyor. Ben zirvede aldığımız kararlardan çok, zirvede hakim olan psikolojiden çok memnun kaldım" ifadelerini kullandı. 

Benzer düşüncedeki ülkelerle Brüksel'de 17 Aralık'ta gerçekleştirilecek bir zirvede bir araya geleceklerini bildiren Davutoğlu, bu takvimin Avrupa Birliği ve Avrupa ülkeleriyle olan ilişkileri daha ileri taşıyacak unsurları da beraberinde getireceğini kaydetti.

"AYNI COĞRAFDAYIZ"

Avrupa Birliği ile ilişkiler ve Kıbrıs müzakerelerinde ivme kazanılmışken, Rusya ile istemedikleri bir krizin içine girdiklerine vurgu yapan Davutoğlu, şunları kaydetti:

"Şunu herkesin bilmesi lazım bu yaşanan süreç, Türkiye ve Rusya'nın doğrudan sınırları üzerinde yaşanan bir krizden kaynaklanmadı. Bir hafta içinde yaşadığımız Türk- Rus ilişkilerindeki gerilim, Türkiye ve Rusya arasındaki doğrudan bir meseleden de kaynaklanmadı. Üçüncü bir ülkede Suriye'de 5 yıldır bir iç savaş esnasında yaşanan güvenlik riskleri ve bu bağlamda Türkiye'nin sınır güvenliği bağlamında haklı olarak aldığı tedbirlerle Suriye'de bulunan Rusya'nın askeri mevcudiyetinin varlığı arasındaki ilişkiden kaynaklanan bir problemle karşı karşıyayız. Biz Rusya'yı coğrafyamızın ve tarihimizin bir zorunluluk olarak bizi komşu ve ortak bir kader ile buluşturduğu bir ülke olarak görüyoruz. Aynı coğrafyadayız, birçok ortak coğrafyada çıkarlarımız var."

Son 12 yıl içinde de AK Parti iktidarları döneminde Türkiye-Rusya ilişkilerinin güç kazandığına dikkati eken Davutoğlu, "Bu ilişki ne kadar önemliyse, bu ilişkiyi korumak bizim için ne kadar hayatiyse Türkiye'yi ve Türkiye'nin sınır güvenliğini korumak da o derece hayati ve o derece de önemli bir görevdir" diye konuştu. 

"TEDBİRİ ALMA TALİMATINI VERDİK"

Başbakan Davutoğlu, Haziran 2012'de Türkiye'nin 2 uçağı düşürüldüğünde bütün dünyaya yeni bir angajman kuralını ilan ettiklerini anımsatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sadece Suriyelilere değil, Suriye'den gelen her uçak, Türkiye'ye dönük olarak hava sahası ihlali yaparsa bir tehdit olarak algılanacaktır. 3-4 Ekim'de, Rusya'nın müdahalesi sonrasında, 2 ihlal sonrasında, bu kez angajman kurallarını sadece Suriye uçakları değil, Suriye'den gelecek her türlü hava aracına karşı değiştirdik. Ve bunu son derece şeffaf bir şekilde bütün ülkelerle paylaştığımız gibi, dost ve komşu Rusya ile de paylaştık. Ondan sonra gerçekleşen bir ihlal sonrasında yine samimiyetle görüşlerimizi paylaştık. Ama aynı zamanda da Türkiye'yi bu ateş çemberinin dışında tutabilmek için Silahlı Kuvvetlerimize de Türkiye'ye yönelik her türlü tehdide karşı gereken tedbiri alma talimatını da verdik. Hükümetimizin kurulmasından hemen önce yaptığımız güvenlik toplantısında da sınır bölgelerinde artan tehdit dolayısıyla gereken tedbirlerin alınmasını bir kez daha Silahlı Kuvvetlerimize bir talimat olarak ilettik."

"BURADA HEDEF RUSYA DEĞİLDİR"

Türk hava sahasını ihlal eden uçağın düşürüldüğü gün, uçağın milliyetinin o anda tespit edilemediğini dile getiren Davutoğlu, söz konusu uçağın 10 kez ikaz edilmesine rağmen, Türkiye hava sahasında 2 kez de tur attığını aktardı.

Uçağın, düşürülmeden önce sivil Türkmenleri tekrar tekrar bombalaması, uyarılara da cevap vermemesi üzerine Türk Silahlı Kuvvetlerinin üzerilerine düşeni yaptığını söyleyen Davutoğlu, "Burada hedef, Rusya Federasyonu değildir, bilinmelidir. Karşılaşılan yer Türkiye-Rusya sınırı değildir. Bilinmelidir ki Suriye-Türkiye sınırı, Türkiye'nin ulusal güvenlik meselesidir, Rusya'nın ulusal güvenlik meselesi değildir. Suriye'deki durum, Rusya'dan daha çok, bizi tehdit ediyor. Suriye'deki durumla ilgili olarak tedbir almak, Türkiye'nin en doğal hakkıdır. Bu tedbiri de kimse ile pazarlık konusu yapmayız. Karşımızdaki devlet kim olursa olsun, ülkemizin güvenliği söz konusu olduğunda, üzerimize düşeni yaparız" ifadesini kullandı.

"BÜTÜN BU SORUNLARI MASADA KONUŞALIM"

Olay sonrasında da her düzeyde, Rusya ile temas haline geçmeye çalıştıklarını ve bu konunun Türkiye-Rusya arasında bir kriz alanı oluşturmaması için büyük bir çaba sarf ettiklerini anlatan Davutoğlu, şöyle konuştu:

"Son günlerde yükselen, söylem geriliminin düşmesini temenni ediyoruz. Türkiye'ye dönük olarak ortaya atılan ithamlar, 'Türkiye'nin, DEAŞ'tan petrol aldığı' iddiasına da giden ithamların, akılla, izanla, ortadaki gerçeklikle izah edilmesi mümkün değildir. Aksine, Rusya da çok iyi biliyor ki ve en üst düzeyde de kendilerine anlatıldı ki Türkiye, DEAŞ'ı sınır bölgelerinden uzaklaştırmak için son dönemde yoğun bir çaba içindedir. Buradan hareketle Türkiye-Rusya ilişkilerinin eskiden olduğu gibi en iyi şekilde sürmesi konusunda güçlü bir siyasi iradeye sahip olduğumuzu ifade etmek isterim. Sınırlarımızı korumak noktasında ne kadar güçlü bir siyasi irade konusuna sahipsek, komşularımızla iyi ilişkiler geliştirmek konusunda da o kadar güçlü iradeye sahibiz."

"Olaylar açık bir şekilde göstermiştir ki Ankara'da halkın desteğini almış olarak bulunan Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri, güçlü iradeye sahip olduklarında her türlü riski göze alır, gerekeni yapar" diyen Başbakan Ahmet Davutoğlu, Rus yetkililere şu sözlerle çağrıda bulundu:

"Geliniz, bütün bu sorunları masada konuşalım. Birbirimize karşı ithamlar yerine elimizde ne belge varsa ortaya koyalım ama bilinsin ki hava sahası ihlali olmamış olsaydı o Rus uçağı da düşmüş olmazdı. Ve yine bilinsin ki eğer bize vaat edildiği gibi DEAŞ'a dönük operasyonlarla ilgili bilgi ve koordinasyon önceden verilmiş olsaydı, biz de onlara şunu söylerdik, 'Bu operasyon yaptığınız yerde hiçbir DEAŞ unsuru yok, burada yapmayın, nerede DEAŞ unsuru varsa gelin, beraber mücadele edelim, beraber operasyon yapalım'. Ama hem DEAŞ'ın olmadığı yerlerde ağır bombardımanlarla oradaki sivillerin Türkiye'ye göç etmesine yol açacak bir operasyon yürüteceksiniz hem de Türk hava sahasını ihlal edeceksiniz, sonra da dönüp Türkiye'yi suçlayacaksınız, bunun kabul edilebilir bir tarafı yok."

Davutoğlu, ekonomik yaptırımlar üzerinden Türkiye-Rusya ilişkilerinin bozulmasına, doğasının değişmesine izin verilmemesi gerektiğini söyledi. 

"TEDBİRLERİMİZ ŞİMDİDEN HAZIR"

Rusya'nın birtakım yaptırımlarının herkesçe izlendiğini dile getiren Davutoğlu, bunlara karşılık, bir süre önceki Bakanlar Kurulu'nda Türkiye'nin alacağı tedbirlerin de gözden geçirildiğini belirtti. Başbakan Davutoğlu, "Şunu iş dünyamıza bir teminat olarak ifade etmek isterim, bu tür yaptırımlardan kim zarar görürse, telafi edecek tedbirlerimiz şimdiden hazırdır. İş adamlarımızın bütün zararları konusunda ne tür adımlar atılması gerekiyorsa da planladık ve gereken adımları atarız. Özellikle yaş sebze ve meyve ve diğer ihracat kalemleri için bazı tedbirler düşündük, gerektiğinde bunu da kamuoyu ile paylaşacağız" diye konuştu.