İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Murat Konuş'un Polis Merkezi'nde ölümüne ilişkin yürüttüğü soruşturmayı tamamladı.

İddianamede, Umud Baloğlanlı ile Abilfaz İmanov'un, çalıştıkları kargo şirketinin alacağı olan 1 milyon 200 bin doları tahsil edip şirket sahibine götürdükleri sırada gasp edildikleri, bunun üzerine İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Gasp Büro Amirliği ekiplerince faillerin yakalanması için çalışma başlatıldığı anlatıldı.

Çalışmalar sonucu Murat Konuş'un da aralarında bulunduğu 29 kişinin gözaltına alındığı anlatılan iddianamede, Küçükçekmece'deki evde 7 Ocakta yakalanan Konuş'un polislerin geldiği sırada bornozla banyodan çıktığı ve direnmesi nedeniyle zor kullanılarak gözaltına alındığı kaydedildi.

İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü'ne saat 08.12'de giriş yapan Konuş'un, saat 10.55'te battaniye içerisinde çıkarılarak ekip otosuyla Şişli Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne gönderildiği ifade edilen iddianamede, Konuş'un saat 11.45'te hastanede öldüğü anlatıldı.

Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'nca hazırlanan otopsi raporunda Murat Konuş'un ''künt kafa travmasına bağlı beyin kanaması sonucu'' öldüğünün bildirildiği ifade edilen iddianamede, Konuş'un Asayiş Şube Müdürlüğü'nde bulunduğu süre içerisinde güvenlik kameralarının kaydettiği görüntülerine ilişkin ayrıntılı bilgi verildi.

İddianamede, ''Konuş'un ölümü ve gasp suçunun şüphelilerinin üzerinden ele geçirilen paraların operasyonu gerçekleştiren personel tarafından tutanaklara geçirilmediği'' iddialarını araştırmakla görevlendirilen polis başmüfettişi Hüseyin İslamoğlu'nun aldığı tanık ifadelerine de yer verildi.

Murat Konuş ile aynı operasyonda gözaltına alınan ve ceza evinde tutuklu bulunan Cemil Budak ile Ramazan Üveyik'in ''tanık'' sıfatıyla verdikleri ifadelerinde Konuş'un darp edildiğini anlattıkları belirtilen iddianamede, diğer bazı tanıklarının da Konuş'un uyuşturucu ve alkol kullandığı, agresif bir yapısı olduğu ve kalp rahatsızlığı bulunduğunu söyledikleri kaydedildi.

Şüphelilerden komiser O.K'nın, arkadaşlarının Murat Konuş'un psikopat bir yapısı bulunduğunu, uyuşturucu krizine girdiğinde kendine zarar verebildiğini söylediklerini, Konuş'un yakalanması sırasında direndiğini ve kendisini duvara çarparak yere düştüğünü, bu sırada yaralanmış olabileceğini, tanıklar Budak ve Üveyik'in kendisine husumet beslediğinden aleyhinde ifade verdiklerini söylediği anlatılan iddianamede, diğer şüphelilerin de aynı yönde görüş bildirdikleri belirtildi.

Dosyadaki belge ve anlatımlardan Murat Konuş'un yakalanması sırasında beyin kanaması geçirecek şekilde zor kullanılmadığının anlaşıldığı belirtilen iddianamede, Konuş'un İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü'ne geldikten sonra fevri davranışları nedeniyle başında hep bir memurun beklediği, bu nedenle beyin kanaması geçirecek derecede kendisine zarar vermesinin de mümkün olmadığı kaydedildi.

Murat Konuş'un şubeye girdiği sıradaki görüntülerinin sağlıklı olduğuna dikkat çekilen iddianamede, Adli Tıp Kurumu'nun raporunda belirtilen yaralanmaların yakalama esnasında meydana gelmiş olsa giriş sırasında böyle sağlıklı görünemeyeceği ifade edildi.

Tanık Cemil Budak'ın şüphelilerden komiser O.K, polis memurları R.A, A.K. ve M.E'yi Murat Konuş'u darp eden kişiler olarak teşhis ettiği belirtilen iddianamede, polis memurları G.K, Y.B. ve O.Ö'nün de Konuş'u şubeye getiren kişiler oldukları, dosya kapsamından şüphelilerin Murat Konuş'a işkence yaparak ölümüne neden oldukları kanaatine varıldığı anlatıldı.

İddianamede, tutuklu şüpheliler O.K, R.A, A.K. ve M.E. ile tutuksuz şüpheliler G.K, Y.B. ve O.Ö'nin ''işkence sonucu ölüme neden olmak'' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılması istendi.

Davanın görülmesine, önümüzdeki günlerde İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde başlanacak.