İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş, NTV canlı yayınında Kentsel Dönüşüm Yasası'nı değerlendirerek 1 milyon 600 bin civarındaki yapının riskli alanlarda bulunduğunu belirtti. Kentsel dönüşümü şehir olarak kurgulanmamış yerleri daha doğru hala getirmek olarak tanımlayan Topbaş, "Vatandaşın kendi hakkı esastır. Anlaşma esastır. Yasa, riskli görülen ve tespit edilen yapılarda malik veya oradaki yetkililer bu adımları atmadığı taktirde devreye sokulacak" açıklamasında bulundu.

İstanbul yıkılıp yeniden mi yapılacak süreç tamamlandığında?
"Bu afet riskini kentin yenilenmesi için bir şans olarak kullanabiliriz. Geçmişteki geleneksel yaşayış tarzlarımızı ve şehircilik anlayışımızı bir tarafa bırakarak hızla artan göç sebebi ile yoğun baskı altında kalan kentlerde insanların barınma haklarını devletin yönlendirmesi olmadan bireysel olarak çözmeye çalıştıkları için ciddi bir sıkıntı yaşanıyor. Afet riski olan bir ülkede yaşamaktayız. Bununla ilgili tedbirler alabilirdik. Geçmişte Selçuklu ve Osmanlı yapılarında deprem tedbirlerini görmekteyiz. Ama maalesef bunu unutmuşuz sadece barınma ihtiyacı için yapmışız.

Ulusal planlar olmadığı için şehirler gelişigüzel ortaya çıkmış ve bu yoğun sanayileşme sürecinin arkasından gelen kırsal kesimden kentselleşme sürecine giren toplumların yaşam alanlarında bu dengesizlik ortaya çıkmış. İstanbul tabii ki 8500 yıllık tarihi ile farklı kültürleri medeniyetleri barındırdığı için çok farklı bir özelliği var. Burada en büyük derdimiz Van ve Erciş depremlerinde gördüğümüz sıkıntı. İstenilen boyutlarda yapılan çalışmalar başarılı da görülse, bütün Türkiye'nin elinin uzandığı bir kent oldu. Ama İstanbul ölçeğinde baktığımız zaman bu kadar riskli yapıların olduğu bir kentte olası bir deprem anında Türkiye'yi onlarca yıl geri götürecek sonuçlar ortaya çıkartabilir. Bu bakımdan halkın katılımını ön planda tutan bir anlayışla çalışma yapılıyor.

Sayın Başbakanımız da bunun için bu kadar üstünde durdu. Tabiki insanın kendi yaşam alanını, barınma alanını, kurduğu çevreyi yok etmek değil mantığımız. Gerçekten bir şehir olarak kurgulanmamış yerleri daha doğru hala getirmek. 'Anlaşma esastır' diyoruz. Birilerine peşkeş çekmek değil. Orada yaşayan insanlarımızın kendi sosyal yaşamlarını koruyarak ağırlıklı olarak yerinde hedef alan bir çalışma. Zaten yerel yönetimler olarak kendi ölçeğimizde bu adımları atmıştık ve devam etmekteydik. Bazı riskli alanlar var, buralarda sağlam alanlar olsa bile bozuk yapılar var. Bu yasa esasında, riskli görülen ve tespit edilen yapılarda malik veya oradaki yetkililer bu adımları atmadığı taktirde devreye sokulacak. Şu anda vatandaşımız 'buna varız' diyor. Biz Fikirtepe’de bunu başlattık ve orayı birtakım insanların yapı sahipleriyle görüşerek yeniden ayağa kaldıracağız. Zeytinburnu’nda Sümer Mahallesi bir örnek mahalledir. Kartal Belediyesi ile yakın temasımız var. Bakırköy’de çalışmalarımız var. Bütün ilçelerimizde bu adım var. Bu yasa, işi biraz daha kolaylaştırıyor. Bazı imkanlar getiriyoruz, o imkanlar içinde adımlar atılmasını istiyoruz, eğer gecikilirse Bakanlık devreye girecek. Burada yenilenmeye ve yeniden yapılanmaya mani olan biraz daha kar etmek amacı güdenler engellemeye çalıştıkları zaman yasa devreye girecek. Vatandaşın kendi hakkı esastır, anlaşma esastır, yerinden yenilenme ve dönüşüm esastır."

Herkes yerinde dönüşmeyi tercih ediyor. İstanbul’da dönüşümün ne kadarı yerinde olacak?
"Önce yapıları yaparız görürler ondan sonra taşınmak isteyenler tercih ederler. Yapı alanlarını, yeni kurulacak olan bölgeleri düzenli kurduğunuz zaman; orada yaşamayı kolaylaştıracak ve tercih edecek hale getirirseniz insanlar zaten bu şekilde yönelir. Uzun soluklu bir iş... 1 milyon 600 bin civarındaki yapının riskli alanlarda olduğunu düşündüğünüzde. Bir yerden başlayıp hızla ilerleyebiliriz. İstihdam ve iş bulma konusunda da bir fırsat verecektir bu."

Toplam kaç riskli bina var İstanbul’da?
"Baktığınız zaman 1998 öncesi yapılan yapılardaki yapı statiklerinin maalesef 2.derece deprem kuşağına göre hazırlandığını söylüyoruz. Yap-satçılığın doruğa çıktığı 70’li yıllarda yapılan çok teknik hizmet almamış bölgeler var, bunlarda risk olabilir diye düşünüyoruz. Deniz kumu, piyasa demiri dediğimiz malzemelerin kullanılması sebebiyle sıkıntı yaşayan alanlar var. Yapılan taramalarda ciddi oranlar çıkıyor. Mühendisliği doğru kullanırsanız her zeminde yapı yapabilir ve riskleri de önleyebilirsiniz. Vatandaşın elinden alıp peşkeş çekelim, bu insanlar göçsün gitsinler gibi bir anlayışımız yok. Zaten böyle olsa Sayın Başbakanımız 100 lira taksitlerle TOKİ vasıtasıyla konut edindirme fırsatını vermez. Burada her türlü önerilere açığız. İBB olarak meclisimizdeki siyasi partilerimiz, grup başkan vekillerimiz ve belediye başkanlarıyla biraraya geldik ve bu dönüşümle ilgili çalışmalarda siyaset olmasın dedik. Bir mutabakatımız oldu, İstanbul belediyesindeki tüm siyasi partiler olarak. Çıkan bu yasada ilçe belediyelerimizle birlikte ve işe halkımızı da katarak bu adımı atacağız. Büyükşehir Belediyesi olarak bir adım attığımız zaman orada hemen bir dernek kurduruyoruz karşımızda muhatap oluşsun diye. Bunu Kartal’da, Cendere’de yaptık, Fikirtepe’de yaptık."

Bu dönüşümün takvimi İstanbul için belli mi ne zaman sonlanması bekleniyor?
Bütün dünyada dönüşüm çalışmaları var. İstanbul büyük bir kent, bir anda her şeyi düzeltmeniz mümkün değil, ciddi maliyetlerde içeren bir çalışma. Bu yasa bir şeyi daha getiriyor; güçlendirme yapmak isteyenlere de fondan yardım ediyor. Birtakım formüller var devletin de katkısıyla birtakım fırsatları vererek kaynak noktasında destek vererek yardımcı olmak zorundayız."

Bu süreçte binaların yüksekliği ile ilgili yeni bir düzenleme de olacak mı?
"İstanbul’un geneliyle ilgili bir topografik çalışma yaptık. Tarihi yarımadayı etkileyen 10 ilçeyle yükseklikleri belirledik, sınırlamalar getirdik. Yine yaptığımız görüşmelerde yükseklik serbest ifadesi olmayacak. Ayrıca İstanbul’un tamamının bir makete sığması mümkün değil, bu bakımdan dijital maket hazırlığı yapıyoruz. Dijital makette bir yapıyı oraya yerleştirdiğiniz zaman şehrin her noktasından bakarak görme imkanınız var. Bazı hatalar oldu belki, bir daha tekrarını istemiyoruz."

Tarihi değerlerde çok dönüşümün yapılacağı alanlarda bir tarihi değerle karşılaşıldığında ne olacak?
"Her bölgede bu dönüşümleri aynı şartlarda, aynı tarzlarla yapamazsınız. Tarihi yarımadanın kendine göre bir özelliği var, orada bir yoğunluk getirerek 430 bin olan nüfusu 600 bine çıkartamazsınız. Orada da farklı yöntemler düşünmekteyiz. Bazı bölgelerde zaten özellikle tarihi yarımadada kendilerine verilenden yüksek yapılar yapılmış. İmar hakları transferi diye düşünüyoruz, belki bir çalışma oradaki imar hakkını başka yerde kullanabilmeli. Bir de İstanbul’un bir sosyolojik haritasını, değer haritasını ve siluet haritasını çıkartarak ve çakıştırarak bu adımların atılması gerekmektedir. Bütün bilgilere ve fikrilere de açık olduğumuzu söylüyorum."

Yasada belediyelere bazı yetkilerde verilmiş. Mesela kentsel dönüşüm nedeniyle yıkılan bir ibadethane varsa bunların belediyelerin tekrara yapması belediyelerin yetkisinde olmuş. Bunun gibi başka belediyelere verilen yetkiler var mı?
"Bir şehir dediğiniz zaman orada yaşayan insanların bütün ihtiyaçlarını karşılayacak yapıların olması anlamını taşıyor. Maalesef şehirlerimiz yapılırken hiçbir yer bırakılmamış. Okul yapmak için, hastane yapmak için yer bulamıyorsunuz, park yapmak için yer bulamıyorsunuz. Yeniden bunlar düzenlenirken hem bunları tekrar ortaya çıkarmak, bir taraftan da mevcudu da korumak zorundasınız. Yenilemek gerekiyorsa yenilemek zorundasınız. Orada yaşayan insanın ibadethanesi, eğitim alanları, sosyal donatı alanları da ortaya çıkmış olur. Sadece barınma işyeri değil günlük yaşamında insanların diğer ihtiyaçları var. Bunların karşılanacak yerleri mahalleler ölçeğinde olması gerekiyor."

Bir bina bile yıkıldığı zaman büyük bir molozun yığıldığını biliyoruz acaba bütün bu dönüşüm sürecinde artıklar için çalışma düşünüldü mü?
"Belki Türkiye'de ilk defa olacak inşaat malzemelerinden oluşacak yıkıntılar için geri dönüşüm merkezimizi kurduk. Orada bunlar tekrar inşaatlarda kullanılmak üzere geri kazanılacak. Bir de bu yapılar yıkıldığı zaman kullanılan malzemeler arasında çevreye zararlı etkileri olabilecek malzemeler de olabilir. Bu bakımdan bunlar herhangi bir yere serbest olarak atılamaz, kontrollü bir şekilde depolanması veya biriktirilmesi gerekiyor. Bu kadar büyük bir dönüşümde ciddi ölçekte inşaat yıkıntıları ile karşılaşacağız. Bunların bir taraftan ayrıştırılması bir taraftan zemin altı suları başta olmak üzere çevreye sıkıntı verecek olanlarının ciddi anlamda bertaraf edilmesi gerekiyor."