CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğluİstanbul'un 20-25 yıldır aynı siyasi anlayışla yönetildiğini belirterek, "Bana bir Allah'ın kulu çıkıp desin ki 'İstanbul'un şu sorununu çözdük'. Hiçbir sorun çözülmedi. Tam tersine var olan sorunlar derinleşti, ek yeni sorunlar geldi. Çünkü kent planlanmadı. Planı yok." dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Esenyurt'ta bir otelde, sivil toplum kuruluşları ile meslek odaları temsilcileri, iş insanları ve muhtarlarla bir araya geldi.

Kılıçdaroğlu, toplantıda yaptığı konuşmada, muhtarlık kurumunun çok önemli olduğunu çünkü bir mahallenin sorunlarına en vakıf kişilerin muhtarlar olduğunu söyledi.

Esenyurt'ta düşük gelirli hatta hiç geliri olmayan vatandaşların olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, "Biliyorum yatağa aç giren binlerce çocuğumuz var. İşsizlik diz boyu, mutfaklar yangın yeri. Ama bütün bu sorunların ilk yansıdığı yer muhtarlıktır. Siz sosyal yardım da yapacaksanız mutlaka muhtarlarla iş birliği içinde yapın. Çünkü muhtarlar en çok yardımın hangi eve yapılması gerektiğini size rahatlıkla söyleyecektir." dedi.

Meydanların, bir kentte yaşayanların enerjilerini boşalttıkları yerler olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Ama maalesef İstanbul'da var olan meydanlar bile neredeyse yok edildi. Deprem toplanma alanları bile neredeyse yok edildi." diye konuştu.

Eskiden yemyeşil olan Esenyurt'un bugün beton yığınına dönüştüğünü dile getiren Kılıçdaroğlu, "İnsanlar beton ormanı içinde yaşıyorlar. Güzel kentsel dönüşümler yapılacak biliyorum. Ekrem başkan ile beraber el ele vereceksiniz ve mutlaka yeşil alanlar kazandırmak zorundasınız. Bu şehirde yaşayan çocuklar sokakta, caddede oynamamalı. Onların da parkta oynamaya hakkı var." dedi. 

Bütçe görüşmeleri sırasında asgari ücretin net 2200 lira olacağını söylediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"O zaman daha henüz kriz bu boyutlara ulaşmamıştı, dolayısıyla 2200 lira o dönem için fena bir rakam değildi. Bütçe kabul edildi. Kılıçdaroğlu demiş ya 2200 lira, 'İki tane iki var, iki tane de sıfır var o zaman başka bir şey yapalım' dediler, 2020 lira yaptılar. 

Esenyurtluların oylarıyla kazanacaksınız inşallah. Belediye başkanlığı koltuğuna oturacaksınız. 1 Nisan'dan itibaren asgari ücret Esenyurt'ta belediyede çalışan işçiler için 2200 lira olacak. 1 Ocak ile Nisan arasındaki farkı da belli bir zaman dilimi içinde yine 2200 lira olarak işçi kardeşlerimize ödeyeceksiniz."

Esenyurt'ta çocukların 55-60 kişilik sınıflarda okuduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Başka yerdeki çocuklar 25 kişilik sınıflarda okuyor. Öğretmen daha fazla zaman ayırıyor çocuklara. O çocuklar üniversite sınavlarında daha başarılı oluyorlar. Neden?Milli Eğitim Bakanlığı görevini yapmıyor." dedi.

Kılıçdaroğlu, CHP'nin Belediye Başkan Adayı Kemal Deniz Bozkurt'a Esenyurt'a okul yapmasını tavsiye ederek, "Her yerden kesin ama Esenyurtluların çocuklarına iyi okullar yapın. Gerekirse bu konuda size büyükşehirden her türlü destek verilecektir." ifadelerini kullandı.

"RANT, O RANTI YARATANLARIN HAKKIDIR"

Esenyurt'taki gençlerin bağımlılık sorununa da değinen Kılıçdaroğlu, "Gençler sporla, kültürle, sanatla bir araya gelmek zorundalar. Gençleri sporla tanıştırmak zorundayız. Kütüphaneye, sinemaya, yüzme havuzuna gidecek. Bunları sağlarsanız, gençleri kötü alışkanlıklardan büyük ölçüde uzak tutmuş olursunuz." dedi.

Esenyurt'un, Anadolu'nun da en yoksul kesimlerinden kopup gelen insanların oluşturduğu bir ilçe olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, "Yaratılan bu kentte, büyük rantlar oluştu. Şimdi kentsel dönüşümle diyorlar ki 'Evlerinizi terk edin, yıkacağız'. 'Nereye gedeceğiz biz?'. 'Şehrin dışına gideceksiniz'. 'Buraya ne yapacaksınız?'.'Lüks konutlar yapacağız, parası olanlara vereceğiz'. Ekrem başkan ile el ele verdiğinizde eğer bir rant varsa, rant, o rantı yaratanların hakkıdır, o gecekonduda oturanların hakkıdır. Onlar kesinlikle başka bir yere sürülmeden, o mahallede daha güzel evlere sahip olmalılar." diye konuştu.

"HİÇBİR SORUN ÇÖZÜLMEDİ"

Herkesin bir siyasi görüşü, kimliği, manevi dünyasının olduğunu ve kimsenin oralara girme hakkının olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Herkes kendi özel dünyasında yaşama özgürlüğüne sahiptir. Kimsenin inancı ya da kimliği siyasetin konusu değildir. Bunu kabul ettikten sonra bizim şu noktada oturup, genel durum değerlendirmesi yapmamız lazım. İstanbul 20-25 yıldır aynı siyasi anlayışla yönetiliyor. Bana bir Allah'ın kulu çıkıp desin ki 'İstanbul'un şu sorununu çözdük'. Hiçbir sorun çözülmedi. Tam tersine var olan sorunlar derinleşti, ek yeni sorunlar geldi. Çünkü kent planlanmadı. Planı yok. Devasa bir İstanbul, üç büyük imparatorluğa başkentlik yapmış bir İstanbul. En fakirin ve en zenginin bir arada yaşadığı bir İstanbul. On binlerce kişinin denizi görmediği bir İstanbul. Yüz binlerce kişinin boğazı görmediği bir İstanbul."

AK Partili seçmene seslenen Kılıçdaroğlu, "Bir siyasi düşünceyi 17 yıl tek başına iktidarda tuttular. Bakansa bakan, kanunsa kanun, çoğunluksa çoğunluk, kararnameyse kararname... Her şeyi yapma gücünü AK Parti'nin seçmenleri verdi. Peki 17 yılın sonunda nereye geldik? 17 yılda vatandaştan ne istediler? Vergi istediler, herkes vergi verdi. Musluğu açtığınız anda 5, elektrik düğmesine bastığınız anda 4 çeşit vergi ödersiniz. Dolmuşa, otobüse, uçağa binersiniz vergi ödersiniz. Her vatandaş vergi ödedi. Niye ödedi bu arkadaşlarımız?" şeklinde konuştu.

"GÜNEY KORE'DE, JAPONYA'DA OLSA KIYAMET KOPAR"

Vatandaşın vergileriyle kurulan bütün devlet fabrikalarının neredeyse tamamının satıldığını, 70 milyar dolarlık özelleştirme, 480 milyar liralık da borçlanma yapıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, "Hangi hizmeti yaptılar? 'Efendim köprü yaptık'. İyi de köprüden geçerken benden para alıyorsun. Vergi verdim köprüyü yaptın ama köprüyü geçerken benden yine para istiyorsun. Niçin? Bütün bunlara rağmen, 17 yılın sonunda hep beraber soğan kuyruğuna girdik. Neden? Nereye gitti bu paralar? Demokrasinin çıkış kaynağı şudur; benim ödediğim verginin nerelere harcandığını siyaset kurumu söyler. O nedenle belediye başkanlarımıza söylüyoruz, harcadığın her kuruşun hesabını millete vereceksin." diye konuştu. 

Şehir hastanelerinin, İstanbul Havalimanı'nın kaça yapıldığını kimsenin bilmediğini savunan Kılıçdaroğlu, "Bu Güney Kore'de, Japonya'da olsa kıyamet kopar. Benim vergimle yapıyorsun da kaça yaptığını söylemiyorsun. Bir devlet, liyakat ve adalet sistemi üzerinde büyür ve gelişir. Yöneticilerin hesap vermesi demokrasinin temel kuralıdır. 'Ben hesap vermem'. Niye hesap vermiyorsun? Hiçbir demokraside böyle bir kural yoktur. Hesap vermek bir siyasetçi için onur ve gurur meselesidir." dedi.

"FARKLILIKLARIN TAMAMI, BU ÜLKENİN ZENGİNLİĞİDİR"

MHP'ye oy veren seçmenlere de seslenen Kılıçdaroğlu, "Milliyetçilik şudur; vatanseverliktir. Bayrağımızın altında hep beraber yaşayacağız. Kimliklerimiz, inançlarımız, yaşam tarzlarımız farklı olabilir. Bu farklılıkların tamamı, bu ülkenin zenginliğidir." ifadelerini kullandı.

Hiçbir ülkenin kendi silah fabrikasını yabancılara satmayacağını belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Türkiye Cumhuriyeti tarihinde belki dünya tarihinde de ilktir, silah fabrikamızı Katarlılara 25 yıllığına sattık, yüzde 49,9 hissesini. En büyük hissedardır. Niye sattık Katarlılara? Katar Emiri bedava uçak verdi diye. Zaten ayıp oradan başlıyor. Bir ülkenin Cumhurbaşkanı bedava verilen uçağa biner mi? Bedava verilen bir uçağa binerse, yarın Katar Emiri 'İn o uçaktan. O uçağa benim sayemde biniyorsun' derse bu ülkede yaşayanların onuru incinmez mi? O zaman kendisini ülkücü olarak gören kardeşlerime de sesleniyorum, eğer benim gibi 'milliyetçilik, vatanseverliktir' diyorsa, o silah fabrikasını Katar ordusuna satanlara senin de ders vermen gerekir."

Toplantıya CHP Genel Başkan Yardımcıları Ünal Çeviköz ile Erdoğan Toprak, CHP İstanbul milletvekilleri, CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu, CHP'nin Esenyurt Belediye Başkan Adayı Kemal Deniz Bozkurt da katıldı.