İşte Öcalan'ın mesajı

Abdullah Öcalan, Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarında okunan mesajında PKK’ya “Silahlar sussun, sınır dışına çıkın” çağrısı yaptı. İşte Öcalan’ın tarihi mesajının tam metni…

21.03.2013 - 15:22

İşte Öcalan'ın mesajı

Abdullah Öcalan’ın mesajı şöyle:

Mazlumların özgürlük ve Nevruz'u kutlu olsun. Selam olsun; bu uyanış, canlanış ve diriliş günü olan Nevruz’u en geniş katılımla kutlayan Ortadoğu ve Orta Asya halklarına selam olsun. Selam olsun; yeni bir dönemin miladı ve gün ışığı olan Nevruz'u büyük bir coşkuyla ve demokratik hoşgörü ile kutlayan bütün kardeş halklara. Selam olsun; demokratik haklar, özgürlük ve eşitliği rehber edinen bu büyük yolun bütün yolcularına. Zavroz ve Toros dağı eteklerinden Fırat ve Dicle nehir vadilerine, kutsal Mezopotamya ve Anadolu topraklarından tarım, köy ve şehir uygarlıklarına analık eden halkların en eskilerinden olan Kürtler, sizlere selam olsun.

Binlerce yıllık bu büyük medeniyeti farklı ırklarla, dinlerle, mezhepler ile kardeşçe ve dostça birlikte yaşayan birlikte inşa eden Kürtler için Dicle ile Fırat, Sakarya ve Meriç nehirlerinin kardeşidir. Ağrı ve Cudi Dağı, Kaçkar ve Erciyes Dağlarının dostudur. Halay, delilo, horon ve zeybekle hısım-akraba olur. Bu büyük medeniyet bu kardeş topluluklar siyasi baskılarla, harici müdahalelerle, kurumsal çıkarlarla birbirine düşürülmeye çalışılmış; hakkı, hukuku, eşitliği ve özgürlüğü esas almayan düzenler inşa edilmeye çalışılmıştır.

Son 200 yıllık fetih savaşları, batılı emperyalist müdahaleler, baskıcı ve inkarcı anlayışlar, Arap’ı, Türk’ü, Fars’ı, Kürt’ü; toplulukları, ulus devletçikleri sanal sınırlara suni problemlere gark etmeye çalışmıştır. Sömürü rejimleri baskıcı ve inkarcı anlayışlar artık miadını doldurmuştur. Ortadoğu ve Orta Asya halkları artık uyanıyor, kendine ve aslına dönüyor. Birbirlerine karşı kışkırtıcı ve köreltici savaşlara ve çatışmalara artık ‘dur’ diyor.

Nevruz ateşi ile yüreği tutuşan, meydanları dolduran yüz binler, milyonlar artık ‘barış’ diyor, ‘kardeşlik’ diyor; çözüm istiyor. İçinde doğduğum; çaresizliğe, bilgisizliğe, köleliğe karşı bireysel isyanımla başlayan bu mücadele, her türlü dayatmaya karşı bir bilinci bir anlayışı bir ruhu oluşturmayı amaçlıyordu. Bugün görüyorum ki, bu haykırış bir noktaya ulaşmıştır. Bizim kavgamız hiçbir ırka, dine, mezhebe veya gruba karşı olmamıştır, olamaz.

Bizim kavgamız ezilmişliğe, bilgisizliğe, haksızlığa, geri bırakılmışlığa, her türlü baskı ve ezilmeye karşı olmuştur, bundan sonrada böyle olacaktır. Bugün artık yeni bir Türkiye'ye, yeni bir Ortadoğu'ya ve yeni bir geleceğe uyanıyoruz. Çağrımı bağrına basan gençler, mesajımı yüreğine katan yüce kadınlar, söylemlerine ‘baş göz üstüne’ diyerek kabul eden dostlar, sesime kulak kesilen insanlar, bugün yeni bir dönem başlıyor. Silahlı direniş sürecinden demokratik siyaset sürecine kapı açılıyor. Siyasi, sosyal ve ekonomik yanı ağır basan bir süreç başlıyor. Demokratik hakları, özgürlükleri, eşitliği esas alan bir anlayış gelişiyor. Biz onlarca yılımızı bu halk için feda ettik, büyük bedeller ödedik. Helal olsun. Bu fedakarlıkların bu mücadelelerin hiç biri boşa gitmedi. Kürtler; öz benliğini, aslını ve kimliğini yeniden kazandı. Kutlu olsun.

Artık silahlar sussun, fikirler konuşsun noktasına geldik. Yok sayan, inkar eden, dışlayan modernist paradigma yerle bir oldu. Akan kan Türk'üne, Kürt'üne, Laz'ına Çerkez'ine bakmadan, insandan, bu coğrafyanın bağrından akıyor. Ben bu çağrıma kulak veren milyonların şahitliğinde diyorum ki; artık yeni bir dönem başlıyor; silah değil, siyaset öne çıkıyor.

Yine diyorum ki; artık silahlı unsurlarımızın sınır ötesine çekilmesi aşamasına gelinmiştir. Yüreğini bana açan, bu davaya inanan herkesin sürecin hassasiyetlerini sonuna kadar gözeteceğine inanıyorum. Bu bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Bu; mücadeleyi bırakma değil, farklı bir mücadeleyi başlatmadır. Etnik ve tek uluslu coğrafyalar oluşturmak bizim aslımızı ve özümüzü inkar eden modernitenin hedeflediği insanlık dışı bir imalattır. Kürdistan ve Anadolu tarihine yaraşır şekilde tüm hakların, kültürlerin eşit özgür ve demokratik ülkesinin oluşması için hepimize büyün sorumluluklar düşüyor.

Bu Nevruz münasebetiyle en az Kürtler kadar Ermenileri, Türkmenleri, Asurları, Arapları ve diğer halk topluluklarını da yakılan ateşten kaynaklı özgürlük ve eşitlik ışıkları kendi öz eşitlik ve özgürlük ışıkları olarak görmeye ve yaşamaya çağırıyorum.

Saygıdeğer Türkiye halkı, bugün kadim Anadolu'yu Türkiye olarak yaşan Türk halkı bilmeli ki; Kürtlerle bin yıla yakın İslam bayrağı altındaki ortak yaşamları, kardeşlik ve dayanışma hukukuna dayanmaktadır. Gerçek anlamda bu kardeşlik hukukunda fetih, inkar, ret, zorla asimilasyon ve imha yoktur; olmamalıdır. Kapitalist moderniteye dayalı son yüzyılın baskı, imha ve asimilasyon politikaları halkı bağlamayan dar bir seçkinci iktidar elitinin tüm tarihi ve de kardeşlik hukukunu inkar eden çabalarını ifade etmektedir. Günümüzde artık tarihe ve kardeşlik hukukuna ters düştüğü iyice açığa çıkan bu zulüm cenderesinden ortaklaşa bir çıkış yapabilmek için Ortadoğu'nun iki temel stratejik gücü olarak kendi öz kültür ve uygarlıklarına uygun şekilde demokratik modernitemizi inşa etmeye çağırıyorum.

Zaman ihtilafın, çatışmanın, birbirlerini horlamanın değil; ittifakın, birlikteliğin, kucaklaşmanın ve helalleşmenin zamanıdır. Çanakkale'de omuz omuza şehit düşen Türkler ve Kürtler, Kurtuluş savaşını birlikte yapmışlar, 1920 meclisini birlikte açmışlardır. Ortak geçmişimizin önümüze koyduğu gerçek ortak geleceğimizi de birlikte kurmamız gerektiğidir. TBMM'nin kuruluşundaki ruh…

Ve sistemden dışlanan yok sayılan herkesi, çıkışın yeni seçeneği olan demokratik modernite sisteminde yer tutmaya, zihniyet ve formunu kazanmaya çağırıyorum. Ortadoğu ve Orta Asya kendi öz tarihine uygun çağdaş bir modernite ve demokratik bir düzen aramaktadır. Herkesin özgürce ve kardeşçe bir arada yaşayacağı yeni bir model arayışı ekmek kadar, su kadar nesnel bir ihtiyaç haline gelmiştir. Bu modele yine Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasının, ondaki kültür ve zamanın öncülük ve onu inşa etmesi kaçınılmazdır. Tıpkı yakın tarihte Misak-ı milli çerçevesinde Türklerin ve Kürtlerin önderliğinde gerçekleşen daha güncel karmaşık ve derinleşmiş bir türevini yaşıyoruz. Son 90 yılın tüm hata, eksiklik ve yanlışlıklarına rağmen bir kere daha yanımıza mağdur edilmiş, büyük felaketlere uğramış halkları, sınıfları ve kültürleri de alarak bir model inşa etmeye çalışıyoruz.

Tüm bu kesimleri eşitlikçi, özgür ve demokratik ifade tarzının örgütlenmesini gerçekleştirmeye çağırıyorum. Bu toprakların tarihselliğinde önemli bir yer tutan biz kavramının genişliği ve kapsayıcılığı dar seçkinci iktidar elitleri eliyle teke indirgenmiştir. ‘Biz’ kavramına eski ruhunu ve pratiğini vermenin zamanıdır. Bizi bölmek ve çatıştırmak isteyenlere karşı bütünleşeceğiz, ayrıştırmak isteyenlere karşı ayrıştırmak isteyenlere inat birleşeceğiz. Zamanın ruhunu okuyamayanlar, tarihin çöp sepetine giderler. Suyun akışına direnenler, uçuruma sürüklenirler. Bölge halkların yeni şafakların doğuşuna şahitlik etmektedir. Savaşlardan, çatışmalardan, bölünmelerden yorgun düşen Ortadoğu halkları artık kökleri üzerinden yeniden doğmak, omuz omuza ağaya kalkmak istiyorlar. Bu Nevruz hepimize yeni bir müjdedir. Hazreti Musa, Hazreti İsa ve Hazreti Muhammed'in mesajlarındaki hakikatler bugün yeni müjdelerle hayata geçiyor. İnsanoğlu kaybettiklerini geri kazanmaya çalışıyor. Batının çağdaş uygarlık değerlerini toptan inkar etmiyoruz. Ondaki aydınlanmacı, eşit, özgür ve demokratik değerleri alıyor, kendi varlık değerlerimizde evrensel yaşam formlarımızla sentezleyerek yaşamlaştırıyoruz. Yeni mücadelenin zemini fikir, ideoloji ve demokratik siyasettir. Büyük bir demokratik hamle başlatmaktır. Selam olsun; bu sürece güç verenlere. Selam olsun; demokratik barış çözümünü destekleyenlere. Selam olsun; halkların kardeşliği, eşitliği ve demokratik özgürlüğü için sorumluluk üstelenenlere. Yaşasın Nevruz, yaşasın halkların kardeşliği!

İmralı Cezaevi 21 Mart 2013

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...