Son dönemde The Pirate Bay davasıyla İnternet kullanıcılarının korkulu rüyası haline gelen telif hakkı ihlaline karşı ağır yaptırımlar, son olarak 1 Nisan'da Avrupa Birliği'nin direktifiyle İsveç Hükümeti'nin İSS'lerden IP kayıtlarını üç yıl süreyle tutmasını şart koşan kanunun yürürlüğe girmesiyle farklı bir boyuta ulaşmıştı.

Kullanıcıların İnternet üzerindeki kimliklerini ifade eden IP (Internet Protocol - İnternet Protokolü) adresleri, İnternet ağı üzerinde oturum açan her bağlantı noktasının izini takip edebilmek için kullanılabiliyor.

Yasadışı aktivitelerde bulunan kullanıcılar, kendilerine servis veren servis sağlayıcıların sağlayacakları bilgi sayesinde bulunabiliyor, ve bu şekilde cezalandırılabilyorlar.

İsveç'in 1 Nisan'da yürürlüğe giren IPRED isimli kanunu, Avrupa Birliği'nin telif hakkı sahiplerine İnternet kullanıcılarının kimlik bilgilerini sorgulama izni tanıyan direktifi nedeniyle yürürlüğe konmuştu. Bu kanun sayesinde, telifli içeriğinin korsan şekilde dağıtıldığından şüphe duyan yayıncı firmalar, İSS'lerden kullanıcılarının kişisel bilgilerini temin edebilecekler.

Kanun, İsveç genelinde kullanıcıların gizlilik haklarının ihlal edilmesi olarak tanımlanmış ve sert tartışmalara neden olmuştu.

İsveç'in en büyük üç İnternet Servis Sağlayıcılarından biri olan Tele2 isimli firma, bu yasanın yürürlüğe girmesinin ardından, kullanıcılarına atanan IP adresi bilgilerinin bundan böyle sadece kullanım sırasında sistemde kayıtlı olacağını, kullanıcılar oturumlarını sonlandırdıkları andan itibaren bu bilginin de sistemlerinden tamamen silineceğini açıkladı.

İsveç'li diğer firmalar All Tele ve Bahnof ise, telif hakkı ile ilgili sorgulamalarda kullanıcılarının IP adreslerinin ve kişisel bilgilerinin hiçbir suretle resmi makamlara dahi açıklanmayacağını açıkladı.

Üç firmanın, geçtiğimiz hafta sonucu açıklanan ve İnternet kullanıcılarının büyük tepkisiyle karşılanan The Pirate Bay davasının yarattığı etki nedeniyle bu kararı aldığı savunuluyor.