Güneş'in son ışıkları, Alaska, Fairbanks yakınlarındaki Goldstream Gölü'nün kıyıları boyunca uzanan karla kaplı alaçamların arasından süzülüyor.

Donmuş suyun üzerinde ayakta duran Katey Walter Anthony ayaklarının altındaki koyu renk buza ve içinde hapsolmuş beyaz baloncuklara bakıyor. Büyüklü küçüklüler. Üst üste katmanlar halinde, karanlık gökyüzündeki yıldızlar gibi her yöne dağılıyorlar. Alaska Fairbanks Üniversitesi'nde ekolojist olarak görev yapan Walter Anthony ağır bir buz kazmasını kavrayıp ipini bileğine doluyor. Bir yüksek lisans öğrencisi de büyük bir baloncuğun üzerinde kibrit yakmış bekliyor. Ve Walter Anthony kazmayı baloncuğa saplıyor.

Delikten fışkıran gaz hışırtıyla alev aldığında ürküyor Anthony. "Benim işim en zoru, alev almak işten bile değil," diyor gülümseyerek. Alacakaranlık inerken ekip halinde baloncukları birbiri ardına yakıyorlar.

Kabarcıkların alevlenmesi, doğalgazın temel bileşeni olan metandan oluştuklarını kanıtlıyor. Walter Anthony, baloncukları sayıp ölçerek Goldstream Gölü'nden ve artık Kuzey Kutup bölgesinin yaklaşık üçte birini kaplayan milyonlarca benzer gölden ne miktarda metan yükseldiğini saptamaya çalışıyor. Kuzey Kutbu son 20-30 yılda dünyanın geri kalanına oranla çok daha hızlı ısındı. Donmuş toprağın (permafrost) erimesiyle, eski göller genişledi, yeni göller oluştu. Metan, bu göllerin çamurlu derinliklerinden ölçülmesi zor baloncuklar halinde yükseliyor. Ve sonbaharın ilk şeffaf buzunun gölün tamamındaki salımı görünür hale getirmesine kadar metan kabarcıklarını belirlemek mümkün olmuyor.

Walter Anthony'nin Alaska, Grönland ve Sibirya'da bu tür bir buzun üzerinde yürüdüğü sırada bazen ayağının bir darbesi, iç çekişine benzer bir sesle gazın salımına yetiyor. "Bazı göllerde 'sıcak noktalar' var," diyor Anthony. "Buralarda metan kabarcıkları oluşumu öylesine güçlü ki asla buz oluşmuyor, uçaktan görülür büyüklükte delikler açılıyor," diye devam ediyor ve ekliyor: "Tek bir küçük delikten günde 10 ila 30 litre arasında metan yükselebiliyor. Bu, tüm yıl boyunca devam ediyor. Ve sonra buna benzer yüzlerce nokta ve milyonlarca göl olduğunu idrak ediyorsunuz."

Göller atmosfere metan gazı salımı yaparak -aynı zamanda kendilerini de yaratan- iklim değişikliğini tetikliyor: Metan, güçlü bir sera gazı. Atmosferde 200 katı daha fazla bulunan karbon dioksit ise en etkili sera gazı. Ancak, eşit miktarlar söz konusu olduğunda metan en az 25 kat daha fazla ısı içeriyor. Tek istisna ise sızmasına izin vermeden yakmak. Bu şekilde atmosfere CO2 olarak giriyor.

Bu Dr. Jekyll ve Mr. Hyde öyküsünün olumlu yanı mı? Şu sıralarda çok miktarda metan yakılıyor. Hidrolik çatlatma adı verilen teknik, geçtiğimiz 10 yıl içinde Amerika Birleşik Devletleri'ndeki şirketlere daha önce üretim yapamadıkları şeyllerden (yapraksı kayaç) doğalgaz çıkarma olanağı verdi. Gaz stokları arttı, fiyatlar düştü. Hidrolik çatlatma artık tüm dünyaya yayılıyor olsa da, üzerinde tartışılan bir yöntem. Bu gaz patlaması atağı coğrafyaya zarar verdi, suları kirletti. Öte yandan çevreye yararı da oldu. Doğalgaz, kömürden çok daha temiz bir enerji kaynağı. Fosil yakıtlardan ortaya çıkan CO2 salımı geçtiğimiz yıl dünyada rekor kırarken, santrallerin kömürü bırakıp daha ucuz gaza geçmesinin de etkisiyle ABD'de düştü.

Devamını National Geographic Türkiye'nin Aralık 2012 sayısında veya iPad Aralık 2012 edisyonunda okuyabilirsiniz.