O, Türkiye'nin en büyük sinemacılarından biri olsa da yaşamı boyunca ülkesini doyarak yaşayamadı. Beyazperdenin en güçlü filmlerinden birçoğuna imza atmasına rağmen, bütün dünyanın hayran kaldığı, festivallerden ödüllerle dönen bu filmler, kendi ülkesinde yasaklandı.

İlişkili Haberler


Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye alan 'Yol'u ülkesinden kaçırmak zorunda kalan Güney'in adının, bugün demokratik açılım tartışmalarında geçmesi gibi birçok gelişme ne kadar değer taşır bilinmez ama sürgünde ölen diğer sanatçılar gibi Yılmaz Güney de sık sık törpülenmeye, yumuşatılmaya, farklı şekillerde tanımlanmaya çalışılıyor. Ama neyse ki filmleri var ve gücünden hiçbir şey kaybetmeyen bu filmler onu anlamak için belki de en iyi yol...

Beyazperdenin Çirkin Kral'ı aventür filmlerle başladığı kariyerini Türk sinemasının en önemli yönetmenlerinden biri olarak tamamladı. Kimi çevrelerce görmezden gelinen Güney, siyasi görüşleriyle nedeniyle yasaklansa da, senaryosunu yazdığı ve yönettiği filmlerle dünyanın tanıdığı bir isim oldu.

Özellikle senaryosunu yazdığı 'Sürü', 'Yol', 'Düşman' ve yönettiği 'Arkadaş', 'Umut', 'Ağıt', 'Acı' gibi filmlerle Türk sinemasına damga vuran Güney, yetiştirdiği sinemacıların yanında birçok yönetmeni de derinden etkiledi ve etkilemeye de devam ediyor.

1959 yılında Atıf Yılmaz'ın yanında başladığı sinema kariyerini Türk sinemasının doruklarından sayılan 'Yol'la Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye alarak zirveye taşıdı. Türkiye'nin en büyük başarılarından sayılan bu ödülün ardından Güney, 1983 yılında vatandaşlıktan çıkarıldı. 1984'te 'vatansız Yılmaz Güney' mide kanserinden hayatını kaybetti.

UMUT
Türk Sinemasının zirvelerinden biri olarak kabul edilen ‘Umut’ aynı zamanda dünya sinemasında da yer etmiş bir yapım. Eleştirmenlerin ‘İtalyan Yeni Gerçekçilik’ akımına yakın gördüğü film daha sonrasında Güney’in yöneteceği siyasal filmlerin de öncüsü sayılıyor.

Senaristliğini, yönetmenliğini, yapımcılığını ve başrol oyunculuğunu Yılmaz Güney’in yaptığı filmin diğer oyuncuları arasında Tuncel Kurtiz, Osman Alyanak ve Enver Dönmez yer alıyor. 2. Adana Altın Koza Film Festivai’nden En İyi Film, En İyi Yönetmen ve En İyi Erkek Oyuncu ödülleri de dahil beş ödülle dönen film uluslararası arenada da başarı sağladı.

AĞIT
1971 yapımı ‘Ağıt’ Yılmaz Güney’in hem senaryosunu yazdığı hem de yönettiği filmlerinden. Adana Film Festivali’nden dört ödülle dönen film aynı zamanda ‘Acı’ ve ‘Umutsuzlar’la beraber bir üçlemenin parçası. Venedik Film Festivali’nde ön elemeyi kazanıp 10 film arasına giren ‘Ağıt’ zamanında Günay’in çoğu filmi gibi sansüre uğramıştı.

AÇ KURTLAR
Köyünde öğretmenlik yapan Serçe Memed’in karısının eşkıyalar tarafından kaçırılıp, öldürülmesinden sonra bir kanun kaçağına dönüşmesini anlatan filmde Yılmaz Güney yönetmenliği ile olduğu kadar oyunculuğuyla beğenilmişti. Film aynı zamanda Güney’in yönetmen olarak sinemasını olgunlaştırmaya başladığı ilk yıllara ait olmasıyla da önem kazanıyor.

ZAVALLILAR
Güney’in başlayıp Atıf Yılmaz’ın bitirdiği ‘Zavallılar’ hayatı hapishanede geçen üç mahkumun hikayesini anlatır. 1975 yapımı film 12. Antalya Film Festivali’nde ‘En İyi 3. Film’ ödülünü kazandı.

ARKADAŞ
Yılmaz Güney’in en bilinen filmlerinden ‘Arkadaş’ öğrencilik yıllarından tanışan iki arkadaşın yıllar sonra karşılaşmasını anlatıyor. Cemil (Kerim Afşar) zengin olmuş bir kıyı kentinde bir kadınla evlenmiştir. Azem (Yılmaz Güney) ise arkadaşının çarpık yaşantısını anlatmaya çalışır. Bu sırada Cemil’in eşinin kardeşi Melike (Melike Demirağ) Azem’e aşık olur. Filmin sonunda Cemil gerçekle yüzleşmek zorunda kalır.

Arkadaş’ı bazı çevreler fazla didaktik bularak’ eleştirse de filmi ‘toplumsal yanı çok güçlü olan başarılı bir dram’ olarak görenler de oldu. ‘Arkadaş’ Antalya Film Festivali’nde ‘En İyi 2. Film’ ödülünü almış, Sinametek tarafından da yılın en başarılı filmi seçilmişti.

''Her insan bu filmde kendini görecek ve ürkecek. İnsanı anlatan insanı tedirgin edecek sert yapıyı oluşturacak 'Arkadaş'. Bizi var edecek olan bugüne dek yaptıklarımız değil, bundan sonra yapacaklarımızdır.'' (Y.Güney)

SÜRÜ
Güney’in senaryosunu yazdığı ama cezaevinde olduğu için yönetmenliğini Zeki Ökten’in yaptığı film ‘Türk Sineması’nın En İyileri’ listelerinin gediklisi olduğu gibi Türkiye’yi en iyi anlatan yapıtlardan biri olarak da görülüyor.

Bir sürünün Anadolu’nun doğusundan batısına trenle taşınması ön plana alınarak, Anadolu’nun yoksulluğu, çaresizliği ve o günlerin siyasal çelişkileri ve çatışmaları, geleneklerin, kadının toplumdaki yerinin anlatıldığı ‘Sürü’ ayrıca uluslararası festivallerde en fazla ödül kazanan Türk filmlerinin başında geliyor.

YOL
Kimi kaynaklara göre Türk Sineması’nın en iyi filmi olarak görülen ‘Yol’ dünyanın en büyük festivali kabul edilen Cannes Film Festivali’nde ‘Altın Palmiye’ kazanan tek film olma özelliğini de koruyor.

Yılmaz Güney tarafından yazılan, ilk önce ‘Bayram’ adıyla Erden Kıral tarafından çekilmeye başlanan ‘Yol’da, Güney’in daha sonra Erden Kıral’dan alıp Şerif Gören’e vermesiyle hikayede de ufak değişikliklere gidilmişti. 12 karakterin 5’e indirilerek yeni bir ekiple çekilen filmin ham görüntüleri yurtdışına kaçırılarak Yılmaz Güney’in de başında bulunduğu bir ekip tarafından kurgulanmıştı.

Film Türkiye’de yasaklı olduğu için ancak 18 yıl sonra gösterilebilmişti.

DUVAR
1976’da Ankara Kapalı Cezaevinde, Güney’in de tanıklık ettiği, çocuklar koğuşunda çıkan ve tüm cezaevine yayılan bir isyan konu edilmiştir. Bu olaydan derinden etkilenen Yılmaz Güney, isyanın arkasından gönderildiği Kayseri Cezaevinde ‘Soba, Pencere Camı ve İki Ekmek İstiyoruz’ ismiyle bir roman yazmış ve film yurt dışına çıkışında Fransa’da bu roman üzerinde kurulu senaryo ile çekilmişti.

Tuncel Kurtiz ve Ayşe Emel Mesci dışındaki tüm oyuncular hayatlarında ilk kez kamera karşısına çıkmışlardır. Film Fransa’da oldukça zor şartlar altında çekilmiştir. Ayrıca filmin ilgi çekici bir diğer özelliği ise Zazaca’nın sinema da ilk kez kullanıldığı film olması.

‘Duvar’ dünya basınında yer bulmuş, önemli eleştirmenler tarafından ‘sert ve gerçekçiliğin doruklarında bir film’ olarak yorumlanmıştı. ‘Duvar’ aynı zamanda Güney’in son filmi.