Cinsellik, aile ve evlilik konularında toplumu bilgilendiren Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED), "aldatma" ve "azgın teke sendromu"nu ele aldı.

Aldatmanın artık toplumun her kesiminde yaşanan bir durum olduğuna dikkat çeken CİSED Genel Başkanı Dr. Cem Keçe, "Yasaklar her dönemde insanlara cazip geldi. Yeni bir insan, yeni bir beden, yaşanılan heyecan duygusu belki de kişiye uzun zamandır unutmuş olduğu duyguları tattırabilir. Ancak toplumsal açıdan bakıldığında aldatma kabul edilmez bir durum ve hem aldatana hem de aldatılana zarar veriyor" dedi.

Keçe, insanlık tarihinin en eski zamanlarından bu yana değişmeyen bir gündem maddesi olan aldatmayı şöyle tanımladı:

"Genel olarak temelde var olan bir ilişkiyi geliştirebilmek, üretebilmek ve yaşamı paylaşabilmek becerisini geliştirememiş kişilerin kendilerini yeniden ifade etme, dürtüsellikteki anlık hazların sürekliliğini sağlama ve sonsuz bağlanma arayışlarına aldatma diyebiliriz.

ORTA YAŞ KRİZİ İLE BAŞLAYAN ALDATMA
Ortalama 50 yaşından sonra belirginleşen zihinsel fonksiyonlarda düşüş, huysuzluk, kıskançlık ve çapkınlık gibi alışılmamış davranış şekillerinin dikkat çektiği dönem orta yaş krizi olarak adlandırılabilir.

AZGIN TEKE SENDROMU NEDİR?
Orta yaş krizine giren, cinsel isteğinde yalancı bir artış yaşayan, evini, karısını, işini veya sosyal çevresini yavaş yavaş terk eden, kıskanç, çapkın, keyif düşkünü erkeklere halk arasında "azgın teke", bu durumun yaşanmasına da "azgın teke sendromu" denir.

Orta ve ileri yaş içinde olan erkekler; yaşamlarını gözden geçirmeye başlar. Genç bir partner ararlar ve bu süreçte kendi eksiklerini kapatmaya çalışırlar. Örneğin; estetik ameliyat veya botoks yaptırır, ciltlerine özen gösterir, yaşlılık belirtileri olan dudak ve alın çevresindeki kırışıklıları düzelttirir... Böylelikle özgüvenlerini arttırmaya çalışırlar.

DİĞER BİR YANLIŞ DA...
Ancak erkeğin; tutkulu bir aşk ya da çok daha fazlasını yaşayarak bu sıkıntılı süreçten kurtulacağını düşünmek yanlış olur.

MUTLULUK EV DIŞINDA ARANMAYA BAŞLANIR
Azgın teke sendromunda sorun her ne kadar hormonsal gibi algılansa da aslında psikolojik. Kişi yaşlandıkça huzursuzlaşır, kendini kötü hisseder ve anlamsız bir var olma çabası içine girebilir. Mutluluğu; var olan eşi veya evi dışında aramaya başlar."

NEDEN ALDATILIR?
Aldatmanın genellikle duygusal ve cinsel ihtiyaçlardan kaynaklandığını söyleyen CİSED Genel Başkan Yardımcısı Psikolog Gülüm Bacanak da o ihtiyaçları şöyle sıraladı:

"Duygusal boşluk, cinsel ihtiyaçlar, evlilik hayatının rutin olması, cinsel hayata renk getirmek, yeni bir heyecan yaşamak, aldatmanın artık bir alışkanlık haline gelmesi, eşle yaşanan iletişim sorunları gibi nedenler aldatmaya neden olabilir.

KADIN VE ERKEĞİN ALDATMA NEDENLERİ BİRBİRİNDEN FARKLI
Erkek daha çok cinsel ihtiyaçlarını karşılamak, farklı heyecanlar yaşamak ve skor yapmak için; kadın ise duygusal olarak eşi tarafından ihmal edildiğini düşündüğünde hissettiğin boşluğu doldurmak, ilgi ve sevgi görmek, beğenilmek, kendini güzel, hoş, çekici ve değerli hissetmek için aldatır.

ERKEK KADAR KADIN DA ALDATIYOR
Toplumda erkeğin aldatması beklendik bir durum olarak görülür ve doğal karşılanır. Kadın aldattığında ise toplumdan gördüğü tepki daha şiddetlidir. Ancak son dönemde kadınların da en az erkekler kadar eşlerini aldattıklarını görüyoruz."
 
ALDATAN KADAR, ALDATILAN DA SORUMLU
CİSED Genel Sekreteri Psikolojik Danışman Fatma Ayrık ise böyle bir durumda suçlu aramak yerine aldatmaya yol açan nedenleri bulmanın gerektiğini kaydetti.

"Aldatma bazen kişinin kendini ya da eşini cezalandırması olarak ortaya çıkar. Aldatan kadar, aldatılan da sorumludur" diyen Ayrık; eğer çiftin sevgi, saygı ve güven bağı güçlüyse bu sorunun üstesinden gelebileceklerini, öte yandan evlilik terapisine başvurmalarının da faydalı olacağını açıkladı.