Trakya Üniversitesi (TÜ) Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Galip Ekuklu, Yrd. Doç. Dr. Burcu Tokuç ve Hemşire Serap Avcıoğlu, kent merkezinde örnekleme metoduyla belirledikleri 288 kadın üzerinde aile içi şiddete maruz kalma sıklığı, şiddete yol açan nedenler ve sonuçlarını ortaya koymayı amaçlayan çalışma yaptı. 

Ekuklu, genç, erken yaşta evlenen, yoksul ve daha az eğitimli olan, ev dışında herhangi bir işte çalışmayan, daha kalabalık evlerde yaşayan ve ailesinin zorlaması ile evlenen kadınların aile içi fiziksel şiddete daha fazla maruz kaldığını kaydetti. 

Kadınların yüzde 34'ünün, son 12 ay içinde aile içi fiziksel şiddetin herhangi bir türüne maruz kaldıklarını belirttiklerine dikkati çeken Ekuklu, fiziksel şiddetin en sık karşılaşılan türlerini ise tokat atmak (yüzde 31), tekme ya da yumrukla vurmak (yüzde 18), bir şeyler fırlatmak (yüzde 10) olarak sıraladı. 

Ekuklu, sözel ve psikolojik şiddetin değişik türlerinin son 12 ayda olma oranının ise yüzde 93 gibi oldukça yüksek olduğuna işaret ederek, şöyle devam etti: 

''Eşlerin yaklaşık yüzde 22'si kadını istemediği halde cinsel ilişki için zorlamış ve yüzde 3'ü cinsel ilişki sırasında kadının istemediği davranışlarda bulunmuş. Katılımcıların yüzde 39.1'i aile içi fiziksel şiddete maruz kalındığında nereye başvuracağını bilmediğini söylemiştir. Keza, aile içi fiziksel şiddet gören kadınların yüzde 44.6'sı şiddet gördüğünde polise başvurmadığını, yalnızca yüzde 11.7'si bir sağlık merkezine başvurduğunu söyledi.''
 
KADIN NE ZAMAN DAYAĞI HAK EDİYOR? 

Bu arada, araştırmaya katılan kadınlar, erkeklerin hangi durumlarda eşlerine şiddet uygulayıp, uygulamamakta haklarının olup olmadığı şeklindeki görüşlerini de bildirdi. 

Ekuklu, kadınların yüzde 7'sinin kadın yemeği yaktığı zaman, yüzde 50,3'ünün çocuklarının bakımını ihmal ettiği, yüzde 24,8'inin kocasına karşılık verdiği, yüzde 23,8'inin başka erkeklerle konuştuğu, yüzde 39,9'unun parasını savurganca harcadığı ve yüzde 10,7'sinin cinsel ilişkide bulunmak istemediği zaman şiddeti hak ettiğini savunduğunu belirtti. 

Araştırmada kadınların ''ailede önemli kararlar erkekler tarafından alınmalıdır'', ''erkekler kadınlardan genellikle daha akıllıdırlar'', ''kadın kocası ile aynı fikirde değilse onunla tartışmamalıdır'', ''erkek çocuğun eğitimi, kız çocuğun eğitiminden daha önemlidir'', ''erkek çocuk kız çocuğa göre daha değerlidir'' görüşlerini ağırlıklı olarak benimsediği de anlaşıldı. 

Ekuklu, bulguların kadın sağlığında aile içi şiddetin önemini vurgular nitelikte olduğuna dikkati çekerek, ''Bizim sonuçlarımız ataerkil ve geleneksel değerlerin sürdürüldüğü, kadınların ekonomik otonomi kazanmadığı düşük gelir düzeyine ait gruplarda aile içi fiziksel şiddetin daha fazla olduğunu göstermiştir. Aile içi şiddet karmaşık, çok bileşenli bir sorundur ve her durumda çalışacak bir strateji geliştirmek olanaklı değildir. Aile içi şiddete neden olan faktörler (cinsiyetler arası güç dengesi, kültürel, ekonomik) arasındaki ilişkiler dikkate alınarak kapsamlı ve entegre stratejiler ve girişimler geliştirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor'' dedi. 

Edirne gibi kadınların diğer bölgelere göre kültürel, ekonomik, eğitim ve sosyal yaşam bakımından daha iyi durumda bulunan bir kentte bile böyle bir sonucun çıkmasının dikkat çekici olduğunu kaydeden Ekuklu, ''Edirne'den daha aza gelişmişlik düzeyine sahip illerde durum daha da kötü olmalı. Bu konuda yerel yönetimlere görevler düşüyor. Kadın sığınma evlerinin yapımı ile kadınları şiddete karşı eğitecek çalışmalarda öncülük edilmeli. Kadınların kurduğu sivil toplum örgütleri de bu konuda etkin çalışma yapmalı'' diye konuştu.