DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan, Anayasa Mahkemesi’nin yeni binası önüne dikilen Adalet Tanrıçası Themis ile ilgili TBMM Başkanlığı’na soru önergesi verdi.

Heykel için, ''Saçları röfleli kısa 1970 model, gözleri Themis gibi kapalı değil, açık ve cin gibi uzaklara bakıyor. Ceket şık yakalı, kısa kollu 2009 model. Heykele, Anadolu'da ağırlıklı olarak giyilen uzun elbisenin yerine bol kıvrımlı bir şalvar giydirilmiş, ayaklarda antik Yunan sandaletleri duruyor'' değerlendirmesini yapan Kaplan, heykeli yapan heykeltıraşın, ''Bu Themis değil, benim yorumum'' dediğini hatırlattı.

Kaplan, arabesk heykel anlayışının bir standardının olmadığını, Antalya Kundu'da yer alan Adalet Bakanlığı tesislerindeki Themis heykelinin, diğer heykellerden farklı olarak kısa, şişman, basık burunlu olduğunu ve terazilerin de ''ses çıkarıyor'' diye bantlandığını iddia etti.

Bu tartışmalar içinde yargının da Anayasa Mahkemesi’nin duruşma salonunda savcı ve hakimlerin yerini tartıştığını ifade eden Kaplan, ''Baroların 'marangoz hatası' dediği, duruşma salonunda iddia ve savunmanın eşit olması için yeni düzenlemeler tartışılıyor'' dedi.

Kaplan'ın, ''Adalet Tanrıçası Themis'in gözlerini kim açtı, kim şalvar giydirme kararı verdi, seçici kurul kim? Kültür ve Turizm Bakanı’ndan, sanat tarihi eğitimcilerinden, Türk Tarih Kurumu’ndan, TÜBİTAK'tan, yargı, barolar ve hukuk fakültelerinden görüş alındı mı? Bakanlığın oluru alındı mı?” diye sordu.

Kaplan şöyle konuştu: “Anayasa'nın 90. maddesi uyarınca, 'iddia ve savunmanın eşitliği' yani 'silahların eşitliği' ilkesini ihlal eden ve baroların 'bir marangoz hatası' dediği, duruşma salonunda savcı ve hakimlerin yan yana oturması düzenini, 'adil yargılanma' ve 'eşitlik' ilkesi uyarınca, savcı ve avukatların eşit mesafede oturması şeklinde değiştirmeyi düşünüyor musunuz?”

“70 bin dinleme için bugüne kadar kaç mahkeme kararı verildi? Kişisel bilgiler nasıl siliniyor, kim basına servis ediyor. Mahkemelerin verdiği dinleme kararları usule ve yasaya uygun mu?'' diye soran Kaplan, şunları söyledi: ''Çünkü, mahkeme kararıyla sınırsız dinleme kararı verildiğini biliyoruz. TİB Başkanı (Telekomünikasyon Başkanlığı), 'bizim 40 bin kapasiteli dinlememiz var, bunu 60 bine çıkartabiliriz' diyor. Dinlemelerin hepsi bizim partimiz için mi verildi? Gerçekten düşündürücü. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcısı, sadece partimize yönelik 40 bin dinleme yapıldığını söyledi. Anayasa Mahkemesinden, sade vatandaşa kadar 70 milyon insan 'dinleniyorum' kaygısı taşıyor. Bu dinlemeleri kamu vicdanında ve Mecliste kim temize çıkaracak, bir hukuka bağlayacak? Hukuk devletinin üstünlüğünü kim koruyacak?”