İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen Ergenekon davasının 29. duruşmasında kapatılan Noel Baba Vakfı’nın eski başkanı Muammer Karabulut savunma yaptı.

AK Parti hakkındaki kapatma davasından önce “Danıştay Saldırısı”ndan kurtulmak istendiğini iddia eden Muammer Karabulut, bu nedenle bu davanın Ergenekon davasına eklendiğini ileri sürdü.

Karabulut, haklarındaki soruşturmayı büyük bir soygun öncesi çıkartılan büyük bir yangına benzeterek, davanın da Irak’ta varlığı iddia edilen ancak bir türlü bulunamayan kitle imha silahları gibi olduğunu savundu. Yargıtay’ın birleştirme kararının ardından tertipçilerin de ortaya çıkacağını savunan Karabulut, Danıştay saldırısı davası sanığı Osman Yıldırım’ın da aynı davada yargılanacağını ifade ederek, “Osmancık, olmayan evde olmayan bombaları nasıl aldığını anlatacaktır” dedi.

Örgütün temel belgesi olarak adlandırılan belgede, örgütün suikastı tercih ettiğinin, dezenformasyona sıcak bakmadığının anlatıldığını belirten Karabulut ancak kendisinin bir yazısı ile dezenformasyon yapmaya çalıştığı iddialarının bulunduğunu söyledi. Bu konuda çelişki bulunduğunu savunan Karabulut, mahkemenin sanıkların tutukluluk halinin sürmesi yönündeki kararını, kuvvetli suç şüphesi bulunduğu gerekçesiyle verdiğini belirterek, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün’e hitaben, “Sayın Başkanım, sizce bu iddialarda çok kuvvetli uydurma yok mu?” diye sordu.

Davanın iddianamesini “paçavra” olarak nitelendiren Karabulut, dezenformasyon olarak nitelendirilen yazısının da Fener Rum Patrikhanesi’nin ekümenik siyasetine karşı yazdığı yazılardan biri olduğunu belirtti.

VELİ KÜÇÜK’LE TANIŞMA
Karabulut, Finansbank’ı 3 Nisan 2006’da Yunan Milli Bankası’nın satın almasının ardından bu konu üzerine araştırma yaparken, Fiba Holding bünyesindeki Endi Yönetim Kurulunda Veli Küçük’ün ismine rastladığını söyledi.

Karabulut, bunun doğruluğunu ve ilişkiyi araştırırken de Küçük ile görüşmenin daha doğru olacağına kanaat getirdiğini belirterek, “Küçük’ü telefonla arayarak Finansbank satışının arkasındaki kuşkularımı paylaştım. Benden konuyla ilgili yazılarımı istedi. Yolladım. Daha sonra kendisiyle yüz yüze görüştük. Banka satışı ve oynanan oyunla ilgili en ufak bir bilgisi yoktu” dedi.

Finansbank’ın Yunan Milli Bankası’na satılmasının, Fener Rum Patrikhanesinin ekümenik siyaseti ve İstanbul’un Yeni Roma’nın başkenti yapılmasıyla ilgili olduğunu savunan Karabulut, bu satışta yapılan hileyi tespit ettiğini öne sürdü.

Satışın iptali için Danıştay’da açtığı davanın da sürdüğünü ifade eden Karabulut, tutuklanmasının nedeninin Papa’nın Türkiye’ye yapacağı ziyaretle ilgili yazıları ve Küçük ile görüşmesi olduğunu iddia etti.

Karabulut, iddianameyi eleştirerek “Türkiye’nin devlet düzeniyle bir sorunum yok” dedi.

Karabulut, “Ben Fener Rum Patrikhanesinin Türkiye’deki ikinci sorunuyum. Yaşamak için onunla savaşmak zorundayım. Patrikhanenin kapatılması için ömrümün sonuna kadar mücadele edeceğim. Benden kaçamayacaklar. Onlar da bunu biliyorlar zaten” diye konuştu.