Genelde bu hashtag'e eşlik eden şirin bir abla/abi-kardeş pozu falan olur. Öyle mutluluk verici bir pozdur ki elinizde olsa o kareye sağdan sağdan eklenip konfeti atasınız falan gelir. Siz tek çocuklu garibanlar bu mutluluk tablolarına bakıp bakıp eziklenirsiniz. "Sen sefil bir tek çocuklu insansın" sesi yankılanır kulaklarınızda.
Peki ya gerçekler? Hayat oyle mısır gevreği reklamı tadında mı ilerlemektedir?
Şahsen #kardeşsart hashtaginin açılımını ben şöyle yapıyorum. "Biz bi halt yedik, siz de yiyin ki kendimizi keriz gibi hissetmeyelim. Büyük ağzımıza ediyor. Ufaklık desen aynı abisi/ablası. Ne yiyor ne içiyor ne uyuyor. Ailecek perişanız "

Şaka şaka.... Hemen toparlanıp kendimi ciddiyete davet ediyorum ve devam ediyorum.

Bunun cevabını vermek için önce "2.çocuk neden yapılır?" sorusuna yanıt aramak gerek. Ama önce isterseniz ilk çocuğu neden yaptığımızı düşünelim.
Neden ürüyoruz?

Öleceğini bildiğimiz bir canlıyı, hayat denen bu kaosa sokmak mantıklı mı? Biz bunca zamandır yaşıyoruz. Bi numara yok hayat denen süreçte.
Doğuyorsun, ve ölene dek korkunç bir mücadele veriyorsun. Ömrün çoğu kez sana vaadedilen şeylere ulaşmaya çalışmakla geçiyor ve çoğu kez ulaşamadan ölüyorsun. Bu saçma süreçten ben ne anladım da kendimden bir tane daha dünyaya getirip ona bu kötülüğü yapıyorum?
Link veremeyeceğim ama bir sürü kaynaktan şunu okudum.
İnsanoğlu (ve kızı) öleceğini bilerek yaşayan tek canlı türüymüş. Ama anket yapınca ciddi bir yüzdelik dilimindeki insanların, aslında ölmeyeceğine inandığı ortaya çıkmış. Yani şu satırları okuyan -ve ölümün kendini es geçeceğine inanan - okur, bil ki yalnız değilsin. Hepimiz aslında ölümsüzlük peşindeyiz.
Tabi ölüme ilişkin bilgimiz varolduğundan bir yandan da öleceğini bilen bu metabolizma, bir yandan da dünyaya kazık çakmaya çalışıyor. Bunun en basit yolu kendinden, kendi canından-kanından bir tane daha yaratmak. Neslini sürdürmek. Kaşı gözü, huyu suyu sana benzeyen bir minyatur insanla ölümsüzlğü yakalama arzusundaymışız. Ben demiyroum, psikologlar diyor. Vaktiniz varsa okuyun: http://uzuncorap.com/2012/10/11/babayi-terbiye-eden-cocuktur/
(İnternette kısa yazılar seviliyor biliyorum ama o turk kahvesi fotografını cekip cümle aleme duyurmayı bu seferlik erteleyip okuyun bence yukardaki yazıyı. Varoluşsal pek çok sorunun cevabını bulacaksınız. )
Gelelim ikinci çocuk meselesine. İlkinde çekilen sıkıntılar, yaşanan uykusuzluklar ve vicdan azapları daha iyileşmemişken neden bi' daha ürer insan?Sağım solum 2.ye hamile ya da doğurmuş anneyle dolu. Hem onlara hem kendime bakarak şunu soyleyebilirim: 2.çocuk, ilkinde duyulan vicdan azaplarını ve suçluluğu azaltmak; beceriksizliğin üstüne sünger çekmek için yapılıyor. İlkinde yapılan hatalar, suçlanan kendi anneliğin, farketmeden böğrüne çöreklenen post partum ve çocuğu bir yandan istememe hissi, dahası bu hissin verdiği suçluluk... Bunlar öyle derine atılan hisler ki anneyi tırım tırım tırmalıyor yılalrca. Sanıyor ki her şeye sil baştan başlama şansı olsa aynı hataları yapmayacak, aynı şeyleri hissetmeyecek, aynı kaçış ihtiyacını duymayacak, kocasıyla arasına bu sefer o cücecin girmesine izin vermeyecek ve gerçekten hayat bu kez reklamların vaat ettiği gibi toz pembe olacak. Ya da sosyal medya annelerinin tagledği gibi herkes mutluluktan havalara uçacak.Uçuyor mu gerçekten? 2 ve daha çok çocuk anneleri bir ses verin.Karamsar yazı oldu di mi? Tuna biz süredir "benim niye kardeşim yok, ne zaman karnında bebek olacak, bebeği oraya kim koyacak :), ne zaman kardeşim doğacak?" gibi bitmek bilmez sorularla beynimizi yiyor. Çocuk yapmak konusunda büyük çocuğun aklıyla hareket etmek, çocuğa"hangi arabayı alalım evladım?" diye sormaktan farksız kanımca. Haliyle Tuna'nın fikrini zerre umursamadan, sadece sosyal medya annelerinin 2. çocuk konusunda nasıl bir baskı oluşturduğunun altını çizip huzurlarınızdan çekiliyorum.

https://twitter.com/Hcinscicekci

Kaynak: http://hulyanintunasi.blogspot.com/