Avustralyalı araştırmacılar, semendelerin sahip olduğu ‘organları yeniden geliştirme’ özelliğini insanlara kazandırabileceklerini öne sürdü.

Monash Üniversitesi Yenileyici Tıp Enstitüsü’nden Dr. James Godwin, aksolotl (Ambystoma mexicanum) semenderlerinin sahip olduğu yenileme özelliğini insanlara kazandırmayı amaçlıyor.

Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımlanan araştırmaya göre, kalbini, kuyruğunu, omuriliğini ve hatta beynini yenileyebilen aksolotl, yetişkinliğe ulaşınca tüm uzuvlarını da yenileyebilmek gibi spesifik bir özellğe sahip.

Dr. Godwin, aksolotllarda yenileyici özelliği kazandıran faktörün, bağışıklık sisteminde yer alan makrofajlar olduğunu tespit etti. Godwin, hücreleri bakteri ve mantar gibi işgalcilere karşı koruyan öbemli hücreler arasında yer alan makrofajlar hakkında, “Sadece işgacileri yemekle kalmıyorlar, özellikle yapılacak onarıma karar veriyorlar” dedi.

Araştırma ekibi, semenderlerden makrofajları aldığında, canlılar organ ve uzuvlarını yenileme özelliğini büyük ölçüde kaybetti. Makrofajların yaydığı kimyasalların yenileme süreci için büyük önem taşıdığına karar veren Dr. Godwin, “Yaraların doğasında belki de keşfetmediğimiz bir sırrı ortaya çıkarabiliriz” dedi.

ABC News haber sitesine konuşan Dr. Godwin, “Yara bölgesine nasıl bir kimyasal karışım uygulayarak semenderlerdeki gibi bir yenileyici etki oluşturabileceğimizi anlamaya çalışacağız” dedi.

Meksika köstebek semenderi olarak bilinen aksotl, yetişkin evresinde suda yaşıyor.
Meksika köstebek semenderi olarak bilinen aksotl, yetişkin evresinde suda yaşıyor.

‘ÖNCEDEN HİÇ DENENMEDİ’
Araştırma hakkında yorumda bulunan İsveç’in Karolinska Enstitüsü’nden Dr. Andras Simon, “Bağışıklık sistemindeki hücrelerin yenileyici süreçte nasıl rol alabileceği hakkında uzun zamandır tartışmalar yapılıyor” ifadesini kullandı.

Dr. Simon, “Daha önce bu tür bir deneye insanlarda kimse kalkışmadı. Doğal olarak çok büyük önem taşıyan bir deneme olur” yorumunda bulundu.

İsveçli bilim insanı, “Yenileyici süreç ilk olarak yaraların kapanmasında rol oynayabilir. Yaralar kan kaybını ve enfeksiyonu önlemesine rağmen, hücreler arasındaki iletişimi engelliyor ve yenileyici sürece de izin vermiyor” dedi.

Dr. Simon, ‘yenileyebilme özelliğinin yanıkların ortadan kaldırılmasında etkin olabileceğini’ söyledi ve “İnsanlar olarak evrim sürecinde belki de çok şanslı değildik. Bazı şeyler bizim için kaybolabiliyor” ifadesini kullandı.