İSTANBUL / ANKARA - İstanbul Kadıköy'de arkadaşlarıyla kartopu oynarken camına kartopu isabet eden esnaf tarafından bıçaklanarak öldürülen gazeteci Nuh Köklü'nün cenazesi Ankara'da toprağa verildi.

Deneyimli gazetecinin bıçaklandıktan sonra yerde yatarken söylediği son sözler "Daha yapacak çok şey var, keşke rüya olsa" olmuştu

Köklü için Etimesgut ilçesi Yukarı Yurtçu Mahallesi Camisi'nde öğle namazını müteakiben, cenaze töreni düzenlendi.

Törende, taziyeleri gazeteci Köklü'nün annesi Çiğdem Köklü, teyzesi Pakize Kaplan, ablası Hüsniye Köklü kabul etti.

Törene, CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, CHP Milletvekili Hüseyin Aygün, Anadolu Partisi Genel Başkanı Emine Ülker Tarhan, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, çeşitli meslek sendikaları üyeleri, gazeteci meslektaşları, aile yakınları ile çok sayıda kişi katıldı. Köklü, cenaze namazının ardından Yukarı Yurtçu Mahallesi Mezarlığı'nda defnedildi.

Cenaze töreninin ardından anne Çiğdem Köklü, kartopu yaparak tabuta koydu.
Cenaze töreninin ardından anne Çiğdem Köklü, kartopu yaparak tabuta koydu.

"HERKES BİRBİRİNDEN NEFRET EDER HALE GELDİ"

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, burada yaptığı açıklamada, güzel bir gazeteciyi nefret cinayetine kurban verdiklerini belirterek, "Toplumda herkes birbirinden nefret eder hale geldi. Kutuplaştırıcı bir siyaset dili kullanılıyor, nefret söylemi kullanılıyor, bundan herkesin vazgeçmesi lazım. Bu cinayetlerin önüne geçmemiz lazım. Başta siyasetçilerin, özellikle de Başbakanın, Cumhurbaşkanının nefret söyleminden kutuplaştırıcı dilden vazgeçmesi lazım. Herkese başsağlığı diliyorum" şeklinde konuştu.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu

ÖDP Genel Başkanı Alper Taş da gazeteci Köklü ile üniversite yıllarından beri arkadaş olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Öğrencilik yıllarında aynı ekmeği paylaştık, o derece yakın bir arkadaşımı kaybetmenin üzüntüsü içerisindeyim. Öyle bir toplum haline döndük ki maalesef kartopu sevincini yaşayan insanlara bile bu sevinci yaşatmayan bir nefret içimize yerleşti. Bu nefreti ortadan kaldırmamız lazım. Böyle bir ölümü hak eden arkadaşımız değildi. Gerçekten üretici, söyleyeceği, yaşayacağı çok şey vardı. Ama onu elinden aldılar. Takipçisi olacağız. Katilin yaptığı yanına kar kalmayacak. Mahkemelerinde yer alacağız, bu katilin gereken cezayı almasını sağlayacağız."

Köklü'nün Adli Tıp Kurumu'ndan alınan cenazesi, dün akşam, İstanbul Kadıköy Yeldeğirmeni Mahallesi'nde bıçaklandığı dükkanın önüne götürülmüştü.

Dükkanın önünde toplanan arkadaşları, güvenlik şeridiyle çevrilen ve Köklü'nün fotoğraflarının da bulunduğu yere karanfiller bırakarak, mum yaktı.

Cinayete tepkinin dile getirildiği konuşmaların ardından cenaze aracı, karayoluyla Ankara'ya uğurlanmıştı.

TABUTUNUN ÜSTÜNDE KARTOPLARI

NUH KÖKLÜ HAKKINDA

Oğuz Haksever:

“Farklı bir insandı. Şovalye ruhluydu bir kere. Habercilikte de böyleydi, çok heyecanlanırdı, çaba sarf ederdi. Konu nereden açılmıştı bilmiyorum ama ‘yoksulum ben Oğuz abi’ dedi. Bunu bir şikayet olarak değil, yaşam tarzı olarak söyledi. Derviş gibi bir insandı, çok farklıydı. Yoksuldu ama manen çok zengin bir adamdı, çok yazık oldu”

Gülay Afşar:

“Çok canım yandı, sevdiğim bir insanı kaybettim. Nuh, yüreği kocaman bir adamdı, inandıkları vardı ve doğru bildiğini söylemekten çekinmezdi. Güzel çalıştık birlikte. Ayrılırken de bana ‘hakkını helal et’ demişti. hakkım ona helal olsun.”

Köklü'nün cenazesi, dün akşam, bıçaklandığı dükkanın önüne götürülmüştü
Köklü'nün cenazesi, dün akşam, bıçaklandığı dükkanın önüne götürülmüştü

Erhan Ertürk:

“Gündeme ve her şeye farklı bakabilen bir insandı. Müthiş bir eleştirme kabiliyeti vardı ve buna bu meslekte rastlamak kolay değildir. İş arkadaşlığının dışında da dertleşebileceğiniz, sırtınızı dayayabileceğiniz biriydi. Hem onu dinlemekten zevk alırdık, hem de sabrıuna hayran olunmayacak gibi değildi. Çok acı bir kayıp. Olayın şekli de çok garip. Nuh’u çok severdik demiyorum çünkü onu hala çok seviyoruz.”

Ahmed Arpat:

“İyi kalpli, iyi yürekli bir insandı. Kendine özgüydü, Nuh değildi Nuh Köklü’ydü. Bu ülkeyi, bu ülke insanını düşünürdü. ‘Ne oluyor bize?’ diye sorardı. Şimdi, bugün, bu haber sonrası bunu biz soruyoruz, ne oluyor?”