İlişkili Haberler

Kılıçdaroğlu, Başbakan Davutoğlu ile Ankara Palas Devlet Konukevi'nde yaptığı görüşmenin ardından CHP Genel Merkezi'nde basın toplantısı düzenledi.

Bugünün Türk demokrasi tarihi açısından önemli bir gün olduğunu belirten Kemal Kılıçdaroğlu, 7 Haziran seçimlerinde ortaya çıkan tabloyu herkesin bildiğini söyledi.

Milli iradenin hiçbir partiye tek başına iktidar yetkisi vermediğini ve geriye bir tek koalisyon seçeneği kaldığını aktaran Kılıçdaroğlu, sorumluluklarının gereği olarak 7 Haziran'dan hemen sonra, 15 Haziran 2015'te Parti Meclisi'ni (PM) topladıklarını ve "Türkiye'de nasıl bir koalisyon olmalı? Ateş çemberinden çıkan bir Türkiye nasıl huzura kavuşacak?" konularını değerlendirdiklerini anlattı.

Kemal Kılıçdaroğlu, 14 madde halinde ilkelerini belirlediklerini anımsatırken, "hukukun üstünlüğü, yeni bir anayasa, emekliye ikramiye, asgari ücret, Cumhurbaşkanı'nın anayasal sınırları içerisine çekilmesi" gibi maddeleri özetledi.

Bunların evrensel ilkeler olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, bugüne kadar "şu ilke yanlıştır" diye kendilerine yöneltilen hiçbir soru da olmadığını ifade etti.

Teamüllerin de gereği olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nu yeni hükümeti kurmakla görevlendirdiğini ve bunun üzerine Davutoğlu'nun 13 Temmuz'da CHP'yi ziyarete geldiğini hatırlatan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, bu görüşmenin oldukça güzel, entelektüel derinliği de olan bir görüşme olduğunu kaydetti.

O görüşmede kendisinin Davutoğlu'na, ilk olarak Türkiye'nin gerçekten sorunlarını aşabilecek bir hükümet kurmak istiyorsa, yüksek profilli bir hükümetin kurulması gerekliliğini aktardığını belirten Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

"Yani parlamentoda yeterli ağırlığı olan, reform yapabilecek, gerekirse de anayasayı değiştirebilecek bir parlamenter ağırlığının olması lazım. Yüksek profilli bir hükümet. İki; Türkiye ekonomik açıdan, dış politika açısından, sosyal açıdan ciddi sorunlarla karşı karşıya ve Türkiye bu sorunları aşmak zorunda. O nedenle kurulacak hükümetin, 4 yıllık bir hükümet olması lazım. Üç; bize göre çok önemli olduğunu Sayın Davutoğlu'na ifade ettim, kurulacak koalisyonun ortaklarının samimi ve dürüst olması lazım. Yani, kapalı kapılar ardında farklı söylemler, farklı arayışlara girmemeleri lazım. Sayın Davutoğlu bunun üzerine, 'o zaman biz koalisyon görüşmelerine başlayabiliriz.' 'Hay, hay' dedik. Çünkü biz, açıkça söylüyorum; bizim için önemli olan CHP değil, bizim için önemli olan Türkiye. Her seferinde söyledik, 'biz Türkiye'nin çıkarları için, bu ülkenin insanlarının herhangi bir sorunla karşılaşmaması için elimizi taşın altına koymaya hazırız' dedik. Bunun için gerekirse 'oy kaybetmeye de hazırız' dedik. Bu kadar açık, net düşüncelerimizi kamuoyuyla paylaştık."

Bunun ardından görüşmelerin başladığını ifade eden Kılıçdaroğlu, görüşmelerin Davutoğlu'nun de belirttiği gibi çok güzel bir ortamda geçtiğini aktardı.

Görüşmelere katılan AK Parti yöneticilerine ve üyelerine teşekkür eden Kemal Kılıçdaroğlu, 5 gün süren görüşmelerden sonra Ahmet Davutoğlu'nun, ilk görüşmenin devamı olarak kendisini Başbakanlık Konutu'na davet ettiğini anımsattı.

Kılıçdaroğlu, "Sayın Davutoğlu'na görüşmelerin bu kadar uzamasının beni ve partimizi rahatsız ettiğini ifade ettim. Eğer müzakerelere geçilecekse, bir an önce geçilmeli. 'Bu kadar uzun sürmesi bizi ve tabanımızı rahatsız ediyor' diye ifademi de dile getirdim" diye konuştu.

Başbakan Davutoğlu'nun kendilerine iki öneri getirdiğini vurgulayan Kemal Kılıçdaroğlu, bunların "kısa süreli bir seçim hükümeti" ve "Biz bir azınlık hükümeti kurarsak bizi dışarıdan destekler misiniz?" şeklinde olduğunu bildirdi.

Kendisine, önerilerini partisinin yetkili organlarına götüreceğini belirttiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, CHP MYK'da iki öneriyi de görüştüklerini anlattı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "MYK'mız bir karar aldı. İlk başta Sayın Davutoğlu'na söylediğimiz kararı yine tekrarladık. 'Türkiye'nin çok ciddi sorunları var, bu sorunları aşması gerekiyor, yüksek profilli bir hükümetin olması gerekiyor, en az dört yıl bu koalisyonun görev yapması gerekiyor ve koalisyon ortaklarının samimi olarak birbirleriyle kenetlenmesi gerekiyor.' Bu görüşümüzü kamuoyuyla da paylaştık" şeklinde konuştu.

"BU, BİZİM MERKEZ YÖNETİM KURULU'NUN ALDIĞI KARARA UYGUN DEĞİLDİR"

Kılıçdaroğlu, bugünkü görüşmelerinin rahat ve güzel bir atmosferde geçtiğini aktararak, Davutoğlu'na, konutundaki görüşmeyi Merkez Yönetim Kurulu'nda ele aldıklarını ve daha sonra da 14 ilkeyi paylaştıkları gibi bu görüşmenin sonuçlarını da kamuoyuyla paylaştıklarını anlattığını ifade etti.

Davutoğlu'na, "Umarım siz de görmüşsünüzdür ve değerlendirmişsinizdir" dediğini ve "değerlendirdikleri" cevabını aldığını anlatan Kemal Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bize şu ana kadar bir koalisyon önerisi gelmiş değildir, bir seçim hükümeti önerisi gelmiştir. 3 aylık bir süre içerisinde belli konuları yapalım, gündemimizi oluşturalım, 3 ay içerisinde bunları parlamentoda yaptıktan sonra seçime gidelim. Bu, bizim Merkez Yönetim Kurulu'nun aldığı karara uygun değildir. Şahsi kanaatimi bütün yurttaşlarımla paylaşmak isterim; milli irade diyoruz. Milli iradeye saygı şudur; milli irade, siyasal partiler arasında bir oy bölüşümü yapmışsa ve bir siyasal partiyi tek başına iktidara getirmemişse, liderlere düşen, milli iradeye saygının gereği olarak bir koalisyon oluşturmaktır. Eğer siz, 'ben koalisyonu oluşturamıyorum, seçime gideceğim' derseniz, o zaman siz milli iradeden nasıl söz edeceksiniz? Bunun denenmesi gerekiyordu ve Türkiye'nin tarihi bir fırsatı kaçırdığını düşünüyorum."

Türkiye'nin bir ateş çemberinden geçtiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, terörün, ekonomideki ve dış politikadaki sorunların kalıcı hale gelmesi veya derinleşmesinin kendilerinde bir rahatsızlık yarattığını belirtti.

Kemal Kılıçdaroğlu, milli iradenin gereği olarak koalisyon müzakeresi sonucunda iyi niyetle bir hükümetin kurulması ve sorunların çözülmesinden yana olduklarını ve bunu da ifade ettiklerini dile getirdi.

"GÖRÜŞMELER ÇOK ÖNEMLİ"

AK Parti ile CHP arasındaki görüşmelerin çok önemli olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"En azından Adalet ve Kalkınma Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi'nin her konuda görüşünü öğrenmiş oldu. Biz hangi konuyu başlık olarak seçtilerse, o konudaki görüşlerimizi tüm açık yürekliliğimizle ifade ettik. Dolayısıyla bunun demokrasimize bir katkı sağladığına yürekten inanıyorum.

Hiç kimse umutsuzluğa kapılmasın, Türkiye büyük bir ülkedir, güçlü bir ülkedir. Türkiye kendi sorunlarını aşabilecek kapasiteye sahip bir ülkedir. Kendi ülkemize güvenelim, biz kendi ülkemize güveniyoruz. Sorunları çözebiliriz. Sorunları çözümsüz hale getiren, siyaset kurumunun başındaki yöneticilerdir. Biz, halkımıza da güveniyoruz, halkın verdiği oyları da başımızın üzerinde taşıyoruz, milli iradeye saygı olarak görüyoruz bütün davranışlarımızı. Bu çerçevede yola çıktık, bu çerçevede geldiğimiz nokta bu. Bundan sonraki takdir tümüyle yüce milletimize ait. Nasıl takdir ederse biz o takdire her zaman saygı duyacağız."

"AKSİ TAKTİRDE YETKİ GASBI OLUR"

Bir gazetecinin "hükümeti kurma görevini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan kendisine vermesini bekleyip beklemediği" sorusuna Kılıçdaroğlu, "Bizim teamüllere göre, Sayın Cumhurbaşkanı, Anayasa gereği en çok oyu alan partinin liderine görev verdikten sonra kendisi parlamentoda güvenoyu alacak bir hükümet kuramıyorsa, görevini götürüp iade edecektir. Aksi halde buna biz yetki gasbı deriz. Bu, demokrasiyi ve bizim teamüllerimizi zedeler. Çoğunluğu sağlayacak, güvenoyu alacak hükümet kuruyorsa buna söyleyecek hiçbir şey yok ama 'Hem çoğunluğu sağlayamıyorum, güvenoyu alacak bir hükümet kuramıyorum ama götürüp de iade etmeyeceğim' derseniz bu ahlaki değil" yanıtını verdi.

AK Parti ile yapılan görüşmelerde eğitim konusunda bir müzakere olmadığını, görüşlerinin sorulduğunu ve kendilerinin de düşüncelerini ifade ettiklerini belirten Kılıçdaroğlu, doğrudan doğruya AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Ahmet Davutoğlu'na, "İmam hatipte okuyan çocuklarımız bizim çocuklarımızdır. O çocuklarımızın çok iyi eğitim almasını isteriz. İmam hatiplerle ilgili hiçbir sorunumuz yoktur ama eğitim sistemiyle bizim sorunumuz vardır" dediğini söyledi.

Türkiye'deki eğitim sisteminden hiçbir velinin memnun olmadığını vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Türkiye bilgi toplumunu yakalayacaksa eğitim sistemiyle yakalayacaktır, Türkiye orta gelir tuzağından, orta teknoloji tuzağından kurtulacaksa eğitimle kurtulacaktır. Biz bunu ifade ettik. Onun dışında imam hatip okullarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz, ne düşünmüyorsunuz diye herhangi bir soru bize gelmedi ama bu konuları doğrudan doğruya CHP'nin Genel Başkanı olarak Sayın Davutoğlu'na kendim Başbakanlık Konutu'nda aktardım" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yönlendirmesi olduğunu düşünüyor musunuz? 45 gün boyunca anayasal süre içinde Türkiye'nin oyalandığını düşünüyor musunuz? Özellikle hangi başlıklarda anlaşamayacağınızı gördünüz" sorusu üzerine, "Biz, anlaşamayacağımız bir başlık görmedik, açıkça ifade edeyim. Sayın Cumhurbaşkanının etkisi olmuş mudur? Buna yanıtı kamuoyunun ve Davutoğlu'nun vermesi lazım" ifadesini kullandı.

"GÖRÜŞMELERDE HİÇBİR KIRMIZI ÇİZGİMİZ YOKTU"

Başka bir soru üzerine "Görüşmelerde hiçbir kırmızı çizgimiz yoktu, daha doğrusu kırmızı çizgi diye bir şey gündeme gelmedi" diyen Kılıçdaroğlu, tarafların ana başlıklar itibarıyla görüşleri birbirine anlattığını, "bir müzakere, koalisyon müzakeresinin söz konusu olmadığını" söyledi.

Kılıçdaroğlu, görüşmelerde koalisyon müzakerelerine geçilememesinden duyduğu rahatsızlığı Başbakan Davutoğlu'na ifade ettiğini, bunun üzerine bugün görüşülüp, bu işi noktalamak gerektiği konusunda bir mutabakat sağlandığını kaydetti.

"Muhtemel bir erken seçimde sandıktan 7 Haziran seçimlerine benzer bir sonuç çıkması halinde AK Parti ile yeni bir koalisyon görüşmesi yapıp yapmayacaklarına" dair soruya Kılıçdaroğlu, "Önce bir erken seçim olacak mı, olmayacak mı onu göreceğiz, çıkan sonuçlar nasıl olacak onu göreceğiz. Bizim ülke yönetiminde esas aldığımız bir nokta var; Türkiye'nin çıkarları. Türkiye'nin çıkarları neyi gerektiriyorsa bizim insanımızın çıkarları neyi gerektiriyorsa bu milletin çıkarları neyi gerektiriyorsa biz o çıkarların yanında olacağız" yanıtını verdi.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, erken seçim kararına dair, "Siyasette 24 saat çok uzun bir süredir. Demokrasi kendi sorunlarını çözebilecek bir kurumdur aynı zamanda. Demokrasiyi çözümsüz, belli sorunlar karşısında çözümsüz görmek doğru değildir, o zaman demokrasiye inanmamak demektir. Hele hele bugünden erken seçimi tek seçenek olarak ifade etmeyi de doğru bulmuyorum" değerlendirmesinde bulundu.

Bir gazetecinin CHP Antalya Milletvekili Deniz Baykal'ın görüşmelerle alakalı olarak "bir tiyatro sergileniyor" dediğini anımsatarak, "Siz de bu koalisyon görüşmelerinin ardından aynı fikirde misiniz" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, "Bu sorunun bu ortam için çok uygun olmadığını ifade edeyim. Gerçekten de konuşmamın başında ifade ettim, yapılan görüşmeler karşılıklı saygı esası çerçevesinde olmuştur ve gelişmiştir ve sonunda da noktalanmıştır" dedi.