CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP Eş Genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile bir araya geldi.

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş'ın Meclis'teki makamında gerçekleşen görüşmeye gelişinde Kılıçdaroğlu'nu, Demirtaş ve Yüksekdağ makamın girişinde karşıladı.

KILIÇDAROĞLU ÇIKIŞTA KONUŞTU

CHP Lideri, yaklaşık 40 dakika süren toplantı çıkışında, toplantıyla ilgili şunları söyledi:

"Ülkemizi ve insanlarımızı seviyoruz. Sorunları çözmek için siyaset yapıyoruz. Terörden duyduğumuz endişeleri karşılıklı olarak dile getirdik. Kimse kimsenin burnu kanasın istemiyor. Ayrışan siyaset bizi bu noktaya getirdi. Herkes endişeli ve bunu gidermeliyiz. Umutlarımız yitirmemeliyiz. Siyasi partilerin görüşleri farklıdır ama herkes insanımızın çıkarları için mücadele ediyor. Bu ziyaret bizim için çok önemliydi. Keşke bütün siyasi partiler birbirlerine bunu yapabilseler. Gerginliği yaratan siyaset kurumu ve bunu giderecek olan da yine siyaset kurumudur..."

DEMİRTAŞ'IN AÇIKLAMALARI

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş da, toplantıyla ilgili şunları kaydetti:

"Toplumun genelinin beklentisi budur. Siyaset eğer konuşamıyorsa, siyasetçiler konuşamıyorsa ve birbirleriyle diyalog kuramıyorsa, orada siyaset kurumu hiçleşmiş olur. Bu kadar acıya rağmen umutsuz olmaya, karamsar olmaya gerek yok. Her şeye rağmen bizler umut olanağı yaratmalıyız. Sayın Kılıçdaroğlu ile görüşmemiz, içeriğinden bağımsız olarak, umudu koruma adına önemlidir.

Kemal Kılıçdaroğlu, Ankara'da meydana gelen terör saldırısından sonra MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ile HDP Eş Genel başkanları Demirtaş ve Yüksekdağ'dan randevu talep etmiş, Bahçeli görüşme isteğine olumsuz yanıt vermişti.

Zor günler yaşıyoruz ve atlatmak kolay değil. Hepimiz insanız ve travma yaşıyoruz. Ateş düştüğü yeri daha fazla yakıyor, evlatlarını kaybedenler; PKK'lı, asker, polis ve sivillerin aileleri... Herkesin acısı var. Bunlar ortak acılarımızdır. Bizler bu acılar yaşanmasın diye çözüm geliştiremezsek, bu makamlarda olmanın hiçbir anlamı yok.

HDP olarak, kim diyalogdan yana adım atarsa biz 10 adım atmayı görev biliriz. Her şeye rağmen asla karamsar olmaya gerek yok. Aydınlık geleceği yaratmak için önümüze heyecenla bakmaya devam etmeliyiz. Bugünkü görüşmede bu konulara dair karşılıklı görüşlerimiz paylaştık. Sayın Kılıçdaroğlu'nun Ankara katliami sonrası girişimlerini önemli bulduğumuzu ifade tetik. Huzurlarınızda bir kez daha bunun altını çiziyoruz..."

DAVUTOĞLU'NA YANIT
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'na, toplantıyla ilgili açıklamaları sonrası, Başbakan Davutoğlu'nun "Bombacılar Suriye'den geldikleri için takip edilemiyor. PKK - IŞİD ortak organizasyonu var" açıklamaları ile, istifalarını istediği iki bakanın yargılanması için girişimde bulunup bulunmayacakları soruldu.

Yanıt şöyle oldu:

"Davutoğlu olayların yoğunluğu ve ağırlığı altında ezilen bir kişi. Açıklamaları çelişkilerle dolu. Bu açıklamaları büyük bir endişeyle izliyoruz.

Suriye'den Ankara'ya kadar nasıl geldiler? Bunu sormayacak mıyız? Böyle bir şey olabilir mi? Sanki olay Suriye topraklarında oldu. Beyfendi, olay Ankara'da oldu... Siz orada neden önlem almadınız? Bu sorunların altında hükümet ezilmiş
vaziyette, ciddi bir yönetim boşluğu var. Ne söylediğini bilmeyen bir Başbakan var. Suudi Kralı yapıyorsa, neden Davutoğlu yapmıyor? Yapmalı, iki bakanı azletmeli. Bu olayda olmayacak da hangi olayda bunu yapacak. Bakan'ın gülümsemesi yetmiyor mu onlara?

DEMİRTAŞ'A DA DAVUTOĞLU SORULDU

HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş'a da, toplantıya ilişkin açıklamaları sonrası, Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun kendisiyle ilgili "Özür dilerse, hatalıyıım derse görüşebilirim" sözleri hatırlatıldı.

Demirtaş şunları söyledi:

"Suriye'den gelmiş olabilirler" diyor ama nasıl gittiler? Aileler getirilmelerini istediler ama siz hep kolladınız. "Öfkeli çocuklar" dediniz, terör örgütü olarak bile görmediniz.

"Ortada hükümet boşluğu var. Türkiye geçiş dönemi yaşıyor ve böyle bir geçici Başbakan tarafından yönetiliyor. Kendisinin sorumlu olduğunun ve özür dilemesi gerektiğinin farkında değil. 99 cenaze kaldırmış bir partiden özür bekliyor. Birbirimizden çok uzağız, öyle görünüyor..."

(Davutoğlu'nun "IŞİD - PKK saldırısı" ve "Suriye'den geldikleri için takip edilemediler" sözleri üzerine)

"Soruşturmayı yürüten savcı, faillerin Suruç ve Diyarbakır katliamı failleriyle bağlantılı olduklarını bizimle paylaşmıştır. Savcı, hem bombaların hem de bombacıların irtibatlı olduğunu ifade etmiştir. Yeter ki siyaset olaya müdahale etmesin, savcılar her şeyi ortaya çıkarır ama görülüyor ki siyat olaya müdahil. Savcılar da, üzerlerinde baskı varsa çıkıp bunu açıklamalılar.

Bu soruşturma sağlıklı yürütülürse tüm bağlantılar, devlet içinde kimlerden destek alındığı ortaya çıkacaktır. Siyasilerle bağlantısı da ortaya çıkar. Başbakan'ın soruşturmayı yönlendirmesine, sonlandırmasına kimsenin izin vermemesi lazım.

Görünen o ki, IŞİD'in devlet içerisinde çok sağlam ilişkileri var. Sayın Davutoğlu buna ne kadar hakim bilemiyorum. "Bakanlar Kurulu bu kararı" aldı demedik ama devlet içerisinden bunu yapanlar var. "Devlet bunu yaptı" derken, bilerek ve önemli katliamların üstünü örtme çabasını görerek konuşuyoruz. 

Davutoğlu'nun "hayır zafiyet yoktur" demesi, bizi daha da endişelendiriyor. Hangi soruştumaya dayanarak bunu diyorsun. Daha soruşturma tamamlanmadı. Nereden biliyorsun. Olayın üstünün örtülmeye çalışıldığı konusunda; önceki deneyimlerden de yola çıkarak, kuşku duyuyoruz..."