CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin genel merkezinde düzenlenen ve iki gün sürecek CHP Kadın Kolları İl Başkanları Toplantısı'nın açılışında konuşma yaptı.

Kemal Kılıçdaroğlu, kürsüye gelirken çalınan Zülfü Livaneli'nin ''Özgürlük'' şarkısına atıfta bulundu.

Şarkının günümüze uygun düştüğünü belirten Kılıçdaroğlu, ''Özgürlüğü hayatımızın her alanında isteyeceğiz, tabii ki tutuklu milletvekillerimiz için de isteyeceğiz'' diye konuştu.

Zorlu bir sürecin başında olduklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, demokrasi, özgürlük, kadın-erkek eşitliği, çocukların geleceği konusunda kaygıları olduğunu söyledi.

Kemal Kılıçdaroğlu, kaygıların bütün Türkiye tarafından paylaşılamadığını savunarak, bunun nedeninin ise özgür medya olmamasından kaynaklandığını, medyanın özgür olmadığı bir yerde, toplumun da özgür olamayacağını bildirdi.

Türkiye'deki tüm kadınlara çağrıda bulunan Kılıçdaroğlu, ''Evinize geliniz, CHP sizin evinizdir'' çarısında bulundu.

Kadınlara seçme ve seçilme hakkını veren partinin CHP olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, kadınlardan CHP'ye üye olmalarını istedi.

Kadın-erkek eşitliğine inanmayan bir toplumda demokrasiden söz edilemeyeceğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''Demokrasiden bahsedilebilmesi için siyasete kadın eli değmesi lazım. Nezaketin, direnişin değmesi lazım. Erzurum'daki kadının direnişini nasıl saygıyla anmayız. Nasıl o kadınları alkışlamayız. Onun için CHP, kadınların özgürce siyaset yapabilecekleri bir yerdir'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, kadın kollarından daha çok üye yapmalarını isteyerek, kadınların üye olmasıyla siyasette daha fazla yer alacaklarına inandığını, kadınların bunun için mücadele vermesi gerektiğini söyledi.

İl Başkanlarından 81 ile selamlarını götürmesini isteyen Kılıçdaroğlu, ''Bütün kadınların en sağlıklı adresi siyasette CHP'dir'' dedi.

En son kadın kolları kurultayını 1996'ta yaptıklarını anımsatan Kılıçdaroğlu, en kısa sürede kadın kolları kurultayını yapacaklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti: ''Atama ile kadın kolları olmaz arkadaşlar, direnecekseniz, mücadele edecekseniz seçimle geleceksiniz. Aynı şey, gençlik kolları için de geçerli. Atamayla gençlik kolları mı olur? Önce kendi evlerinde mücadele ederek, belli yerlere gelmeliler. Mücadelenin ne olduğunu bilecekler ki partiyi iktidara taşıyacaklar. Onun için mücadelenin yolu kurultaylardan geçiyor. Kurultaylardan korkmamak lazım, çünkü o kurultaylar heyecan, güç kararlılık, daha onurlu bir duruş verir. Atamayla olduğu zaman bu maya tutmuyor arkadaşlar, bugün atadık, ertesi gün değiştirdik, olmaz. Bu bağlamda CHP'li kadınlara her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Demokrasi açısından, partinin iktidarı açısından ihtiyaç var.''

Kılıçdaroğlu, kendisini ziyaret eden Gaziantepli bir işadamının, 30 yıldan bu yana ilk kez geçen seçimlerde evine CHP'nin seçim broşürünün geldiğini anlattığını belirterek, bu anlamda yolun başında olduklarını söyledi.

Kadınların bir toplumda yaşanan acıları, en derinden hisseden kişiler olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

''Terör belası bir türlü yakamızı bırakmadı. Geçen gün doğuda bir ilimizde, 4 kız çocuğunun öldürülmesi... Hangi vicdan kaldırabilir bunu? Bu masum insanlara, bomba atmak, kurşunlamak, hangi vicdanın kabul edeceği bir olaydır. Terörü bu toplumdan silip atmak zorundayız. Ucuz bir laf bulmuşuz, 'analar ağlamasın...' Söylemek kolayd a ateşin düştüğü yerdeki anaya nasıl ağlama diyeceksiniz? Ciğeri yanıyor birilerinin, Allah aşkına ciğerin yanıyorsa, peki bu terör belasına karşı özel temsilcini niye gönderdin? Özel temsilciyi niye gönderiyor... 'Seçimlerde bir şey olmasın da ben de iktidarımı koruyayım' diye. Sen terörü bitirmek için çaba harcamıyorsun.'' ''Fırat'ın kenarında bir koyun kaybolsa, bunun hesabını Hazreti Ömer'den sorarım'' diye güzel bir söylem olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, ''Bırakın kenarında koyun kaybolmayı, öğretmenlerimiz kaçırılıyor, insanlarımız öldürülüyor peki ben bunun hesabını Recep Tayyip Erdoğan'dan sormayacak mıyım?'' diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: ''Terörü bitirmek için çaba mı harcamak istiyorsun? Adresi, çözümün merkezi TBMM mi? Gel kardeşim, sana her türlü desteği verelim. Şu terör belasından Türkiye'yi kurtaralım. Var mı bir yanıt, yanıt yok. Bu anlayışla olmaz. Bu anlayışla Türkiye'de terör bitmez. Yine ateş düştüğü yeri yakar, öyle birilerinin ciğerini falan yakmaz. Ateş nereye düştüyse orayı yakar... Bakın geldiğimiz noktaya değerli kadın kardeşlerim, şehitlerimiz olduğunda 'vatan sağolsun' denirdi. Şimdi anneler bu sözü kullanmak istemiyor. İsyan ediyorlar, isyanda haklılar mı? Haklılar. Terörün birinci sorumlusu o evlere düşen ateşin birinci sorumlusu, sıfır terörle ülkeyi devralıp, terör batağına ülkeyi sürükleyen mevcut iktidardır, bunu sakın unutmayın. Bir dönem ne diyordu, 'askerlik yan gelip yatma yeri değildir.' Peki şehitlerimiz var, şimdi ben sormayacak mıyım? 'Başbakanlık yan gelip yatma yeri midir?' Sormayacak mıyım? Tabii beyefendiler için bir sorun yok, bir yere giderken, bin tane, bin 500 tane korumaları var. Onlara bir şey olmaz, olan kime oluyor, korumasız gariban halka. Bu açıdan hepimizin üzerine düşen görev, teröre karşıyız ama onunla ilişkilerini kapalı kapılar ardında, özel görüşmeye dönüştüren AKP'nin de maskesini indirmek zorundayız. Bu bizim de sizin de göreviniz.''

Duyarlılıkların her zaman korunması gerektiğini bildiren Kılıçdaroğlu, ''Terör konusundaki duyarlılığımızı da koruyacağız. Deniz Feneri yolsuzluğu konusundaki duyarlılığımızı da'' dedi.

Basın toplantısı düzenleyerek, Başbakan'a çeşitli sorular sorduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: ''Mahkeme arama tarama yapıyor, kime gönderecek, polise gönderecek. Arama kararını Deniz Feneri'nin yetkililerine bildiriyorlar. Haber veriyorlar, 'arama yapılacak, delilleri yok edin' diye. Başbakan'a sorduğum soru şuydu; 'bu köstebek kim ve bu köstebek senin en yakın çalışma arkadaşlarından birisi mi?' diye. Bir laf etsem 50 yerden cevap gelir, bu lafıma hiç bir yerden cevap gelmiyor, niye gelmiyor? Merak ediyorum, her türlü hakareti yaparlardı değil mi? Peki burada niye dut yemiş bülbüle döndüler? Yine soruyorum; kadınların önünde soruyorum, 'Ey Recep Tayyip Erdoğan, Deniz Feneri'nde arama yapılacağını, ilgililere bildiren kimdir? O senin en yakın çalışma arkadaşlarından birisi midir?' Çık milletin önünde söyle bakalım.

Almanya'da 'yüzyılın soygunu' diye adlandırılıyordu, bizde de 'yüzyılın örtüsüne' dönüştü. Yolsuzlukları nasıl örteriz, akıl mantık alacak şey değil. Yeri gelince kul hakkı derler, yeri gelince mangalda kül bırakmazlar, peki ben merak ediyorum; insanların en temiz duygularını, inançlarını sömürüp, onlardan topladıkları paralarla, özel çıkarları için bu paraları kullanan bir mekanizmaya siz nasıl kol kanat oluyorsunuz. Hangi ahlak, hangi din, hangi kültürde var bu çıkıp anlatsınlar. Eğer bana bunun cevabını verirlerse, eyvallah, çıkıp diyeceğim ki 'falan dinde, falan kültürde, falan ahlak da varmış bunlar da o gruptanmış.' Eğer böyle bir grup dünyada yoksa, o zaman AKP, yeni bir ahlak, yeni bir kültür yeni bir din anlayışı içindedir. Yolsuzluğu örten, kul hakkını yiyenlere kol kanat geren bir anlayış. Bunun Müslümanlıkla yakından uzaktan ilgisi yoktur, bunu yapan adamın da Müslümanlıkla ilgisi yoktur.''

Zorlu bir mücadeleleri olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, en büyük güvencesinin ise kadın kolları olduğunu bildirdi. Kılıçdaroğlu, hiç kimseyi ötekileştirmeden, herkese gidip gerçeklerin anlatılması gerektiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, ''Bu ülkede demokrasi güçlenecekse, bunun yolu kadın hareketinden geçecektir. Bu görevinizde başarılar diliyorum'' diye konuştu.