Bazı programlara katılmak üzere Antalya'ya gelen Kılıçdaroğlu, Gazipaşa ilçesinde partililerce karşılandı. Daha sonra Alanya'ya geçen Kılıçdaroğlu, Kültür Merkezi'nde muhtarlar, kanaat önderleri, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve turizmcilerle bir araya geldi.

Kılıçdaroğlu, burada yaptığı açıklamada, 24 Haziran'da sandığa herkesin kendisini, çevresini, ailesini düşünerek gitmesini ve oy kullanmasını istedi.

Turizm konusunda Türkiye'nin ciddi değişim ve dönüşümü gerçekleştirmediğini savunan Kılıçdaroğlu, turizm alanında tanıtımın yetersiz olduğunu, gelir düzeyi yüksek turistin gelmediğini, bunda izlenen dış politikanın etkili olduğunu bildirdi.

Paris'teki bir yıldızlı otel fiyatının, Türkiye'deki beş yıldız otel fiyatından daha yüksek olduğuna işaret eden Kılıçdaroğlu, "Ön yargılarınızla sandığa gidip oy kullanmayın. Türkiye'nin geleceğini, düşünerek oy kullanmak zorundayız. Eğer demokrasi yoksa bir ülkede turist de gelmez. OHAL var. Niye var? Suriye'deki bir tabloyla mı karşı karşıyayız hayır. Can ve mal güvenliğini sağlayan yargının tarafsız ve bağımsız olması gerekir" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, güçler ayrılığını yeniden inşa etmek, demokratik parlamenterler sistemini Türkiye'ye yeniden getirmek istediklerini vurgulayarak, şöyle devam etti:

"Eskiye mi dönmek istiyorsunuz' diyenler var, zinhar hayır. Eskiyi en çok eleştiren biziz, YÖK'ün kaldırılmasını savunan, yüzde 10 seçim barajınını kaldırılmasını isteyen, kadın erkek eşitliği olsun diyen biziz, ülkede sağlıklıklı tutarlı planlama olsun, herkes kazansın diyen biziz. Dolayısıyla eski sisteme asla dönmek istemiyoruz. Yapmak istediğimiz demokratik parlamenter sistem. Halkın iradesi dışında hiçbir vesayeti kabul etmeyen sistem demektir."

"GERÇEK DEMOKRATİK PARLAMENTER SİSTEMİ SAVUNUYORUZ"

Milli iradenin parlamentoya tam yansımasını istediklerini anlatan Kılıçdaroğlu, darbe hukukundan arınmış, gerçek demokratik bir parlamenter sistemi savunduklarını belirtti.

Türkiye'nin geleceğinin bir kişiye emanet edilemeyeceğini, bir kişiye emanet edilen ülkelerin tarih sayfasından silindiğini iddia eden Kılıçdaroğlu, "Bunun değişmesi lazım. Demokrasiyi savunmak sadece benim görevim değil. Hangi partiye oy verirseniz verin tüm vatandaşların ortak paydası demokrasi olmak zorundadır." dedi.

Kılıçdaroğlu, ülkede çocukların yüzde 90'ının niteliksiz okullara gittiğini ileri sürerek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Çocuklarımız bunu hak ediyor mu? Efendim şimdi kıraathaneler yapılacakmış. Niçin? İşsiz sayısı daha çok artacak. Nereye gidecek bu vatandaşlar, kıraathanelere gidecekler. Bu işsizliğin itirafıdır. 'Ben ülkeyi, ekonomiyi yönetemiyorum, binlerce, milyonlarca işsiz yaratacağım. Onların gideceği tek yer var, kıraathaneler. Fabrikalar yok, çalışan yok. Türkiye'yi çağdaş uygarlığa nasıl ulaştıracağız. Cumhur ittifakına oy vermek isteyen vatandaşımın vicdanına seslenmek istiyorum. Sen oyunu kullanırken kıraathaneden yana mı fabrikadan yana mısın? Çalışandan yana mısın? Hayatımda böyle bir şey duymadım. 'Millet bahçeleri yapacağız'. Elin oğlu uzaydan altın getirmeyi düşünüyor. Yeşil alan mı bıraktın, millet bahçeleri için."

Türkiye'nin umudunun öğretmen Muharrem İnce olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, işin temelinin eğitim olduğunu, her türlüğü kaynağı eğitime ayıracaklarını belirtti.

Kılıçdaroğlu, öğretmenler için kanun çıkarıp, devlet memurları kanunundan çıkararak, ayrı bir sınıf olacağını vurgulayarak, toplumun en saygın sınıfının öğretmenler olacağını aktardı.

"Artık değişim zamanı Türkiye büyük bir değişim ve dönüşüme imza atmak zorunda. Dünya hızla değişiyor, biz yerimizde sayıyoruz." diyen Kılıçdaroğlu, KHK ile görevlerine son verilen bütün akademisyenlerin hepsini fakültelere, görevlerine iade edeceklerini belirtti.

"SANAYİYİ, BÖLGEYİ BÜYÜTÜP, GELİŞTİRECEĞİZ"

Türkiye'nin dış politikasının milli olmak zorunda olduğuna değinen Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:

"Bir ülkenin dış politikası milli olmak zorundadır. Dış politikanın iktidarı ve muhalefeti olmaz. Cumhuriyet tarihi boyunca hey böyle gelmiştir. Dış politikada iktidar ve muhalefet ortak hareket etmiştir. Son 8 yıl hariç. Son 8 yılda, dış politika maceracı bir alana doğru evrilmiştir. Çatışmacı bir kültür dış politikada egemen olmuştur. Mezhepçi bir anlayışla dış politika yürütülmüştür. Fatura 81 milyona çıkmıştır. En iyi göstergesi 3,5 milyon Suriyeli'nin buraya gelmesidir. Suriyeliler burada birinci sınıf vatandaşı,, bizim vatandaşımız da ikinci sınıf vatandaştır. Suriyeli hastaneye gider para ödemez, bizim vatandaş gider her adımını attığına para öder. Suriyeli dükkan açar vergi ödemez, bizim esnafımız vergisini son kuruşuna kadar ödemek zarundadır."

Muharrem İnce cumhurbaşkanı olduğunda ve Millet ittifakı parlamentoda çoğunluğu sağladığında AB ile uyum yasalarını yeni bir fasıl açılmasını beklemeden tamamın TBMM'den geçireceklerini belirten Kılıçdaroğlu, "Avrupa'ya bizim ülkemizde demokrasi var kardeşim' diyeceğiz." ifadesini kullandı.

"Muharrem İnce cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturduğunda ilk yapacağı işlerden biri, üç ülkenin devlet başkanını ziyarete gitmek. İran, Suriye ve Irak'a gidecek. Türkiye, Irak, İran, Suriye bir araya geliyor. Niye kavga ediyoruz? Niye Müslüman kanı akıyor? Niye silahları yabancılar veriyor da bizler birbirimizin öldürüyoruz?" diyen Kılıçdaroğlu, Ortadoğu'yu barış havzasına dönüştüreceklerine değindi.

Kılıçdaroğlu, en geç dört yıl içinde döviz aramak için birilerini aramayacaklarını, Türkiye'yi dolara boğacaklarını, döviz, para gireceğini ifade etti,

Borçla değil, üreterek, çalışarak ve alın teri dökerek bunu yapacaklarına işaret eden Kılıçdaroğlu, sanayiyi, bölgeyi büyütüp, geliştireceklerini kaydetti.