CHP Parti Meclisi (PM), 3-4 Şubat'ta gerçekleştirilecek 36. Olağan Kurultay öncesi, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında, parti genel merkezinde toplandı.

Toplantısının açılışında konuşan Kılıçdaroğlu, 35. Olağan Kurultaylarını 18 Ocak 2016'da gerçekleştirdiklerini, aradan geçen 2 yılda yeni PM ile güzel çalışmalar yaptıklarını hatırlattı.

Aradan geçen süreye dönüp baktığında, Türkiye'nin çok büyük bir değişim süreci içerisine girdiğini, demokrasinin neredeyse tümüyle yok edildiğini öne süren Kılıçdaroğlu, oysa 2016'daki kurultayı büyük umutlarla yaptıklarını, daha güzel, özgür, herkesin karnının doyduğu, huzur içinde yaşayan bir Türkiye'yi arzuladıklarını söyledi.

Kılıçdaroğlu, bu arzunun sadece CHP'nin değil, 80 milyonun arzusu olduğunu dile getirerek, "Ama bir 15 Temmuz darbe girişimi belası çıktı karşımıza. Ben, 15 Temmuz darbe gecesi, Parlamentoda bombaların altında görev yapan milletvekillerimize şükranlarımı sunuyorum. Genel merkezden apar topar Parlamentoya gittiler. Hiçbir milletvekili yokken, Parlamentonun kapısını açtılar, Genel Kurula indiler ve mücadeleyi sabaha kadar yaptılar" diye konuştu.

Demokrasiyi Türkiye'ye getiren bir parti olarak, demokrasiyi savunmalarının "namus borcu" olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, demokrasiyi her koşulda savunmalarının zorunlu olduğunu belirtti.

Büyük umutlarla, darbe girişimine karşı çıktıklarını ancak 5 gün sonra OHAL'in ilan edildiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, OHAL'e, FETÖ ile mücadelenin Parlamentonun görevi olduğu gerekçesiyle karşı çıktıklarını, tarihin kendilerini haklı çıkardığını savundu.

Kılıçdaroğlu, 20 Temmuz'da bir sivil darbenin gerçekleştiğini, Türkiye'nin kanun hükmünde kararnamelerle (KHK) yönetilmeye başlandığını öne sürerek, "Amaç FETÖ ile mücadeleydi ama FETÖ ile mücadelenin çok ötesine geçildi. Bugün geldiğimiz noktaya şöyle bir bakıyorum, Anayasa tümüyle askıya alınmış durumda. Aslında bir Anayasa var ama hiç kimsenin, özellikle yürütme ve yasama organının uymadığı bir Anayasa" dedi.

"BERBEROĞLU, BOŞU BOŞUNA YATIYOR"

Yargı üzerindeki baskıların artık aleni yapıldığını, mahkemelerin iktidarın hoşuna gitmeyen bir karar alması durumunda, gece yarısı operasyonuyla hakimlerin değiştirildiğini iddia eden Kılıçdaroğlu, partisinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun suçsuz yere, hiçbir günahı olmadan, boşu boşuna aylardır hapiste olduğunu söyledi.

Hiç kimsenin cesaret edip "beraat kararı" veremediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, "Suçsuz bir insan, milletin seçtiği bir milletvekili boşu boşuna aylardır hapiste yatıyor. Yakından takip ediyoruz, takip etmeye devam edeceğiz. Hakkını ve hukukunu savunacağız, sonuna kadar savunacağız, nereye kadar giderse oraya kadar savunacağız" diye konuştu.

"Öyle bir noktaya geldik ki Anayasa Mahkemesi kararını en alttaki mahkeme, 'Ben uygulamam, Anayasa Mahkemesi'ni tanımam' diyor bu noktaya geldik" diyen Kılıçdaroğlu, bunun Cumhuriyet tarihinde bir ilk olduğunu dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, bu mahkemelerin hukukun üstünlüğüne inanmadığını, nasıl karar verileceğine yönelik iradeyi saraydan aldıklarını iddia etti.

"OHAL NİÇİN UZATILIYOR?"

Anayasa Mahkemesi'nin Şahin Alpay ve Mehmet Altan hakkındaki gerekçeli kararının bugün Resmi Gazete'de yayımlandığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, bu kapsamda mahkemenin kararının ne olacağını beklediklerini dile getirdi.

"Biz demokrasi gelişsin, OHAL'i kaldıralım, Parlamento görev yapsın derken, dün OHAL 3 ay süreyle daha uzatıldı. Niçin uzatılıyor?" diye soran Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"FETÖ ile mücadeleyse... OHAL yetkisi olmadan eğer siz, aradan aylar geçtikten sonra FETÖ ile hala mücadele edemediyseniz, sizin hükümetiniz, gücünüz tartışılır. FETÖ dediğiniz kimdir? Eğer siz devlet olarak, devletin bütün güçlerini kullanarak, aylar sonra bile hala FETÖ ile mücadele için OHAL'e sarılıyorsanız, bir eksiklik var bu işin içindeki FETÖ'yü en iyi bunlar bilirler, biz değil. Paralel yürüyorlardı, onlar söylediler. 'Ne istediniz de vermedik?' Ne istediklerini biliyorlardı, ne verdiklerini de biliyorlar. Her şeyi biliyorsun, ortada. Amaç ne? FETÖ ile mücadele değil muhalefetle mücedele. Amaç bu. Artık gün yüzüne çok açık, seçik çıktı."

Bugün gelinen noktanın iç açıcı olmadığını öne süren Kılıçdaroğlu, "Biz, açık ve net çağrımızı yine yapalım. Getirin kardeşim, OHAL'i kaldırın. FETÖ ile mücadele için kanun mu gerekiyor, oy birliğiyle çıkaralım. 'Efendim geç olur...' Niye geç olsun? Gerekirse 24 saat kesintisiz çalışırız, niye çalışmayalım? Amaç milletin çıkarıysa, menfaatiyse biz buna varız ama amaç milletin değil de sarayın çıkarıysa, OHAL'e devam edecekler. OHAL'e devam Türkiye açısından ciddi maliyetler doğurur" dedi.

"BU UTANILACAK BİR TABLO"

Kılıçdaroğlu, 15 yıldır ülkeyi tek başına yöneten iktidarın önünde hiçbir engelin olmadığını belirterek, "Peki kardeşim, önünüzde hiçbir engel yokken, neden bir insan 21. yüzyılın Türkiye'sinde TBMM'nin önüne gider ve kedisini yakar? Ve neden 21. yüzyılın Türkiye'sinde bir kişi çıkar, İzmir'de çırılçıplak soyunur, 'Ben açım aç' diye bağırır. Onların kulakları duymuyor, gözleri görmüyor ama biz görüyoruz" diye konuştu.

Bir kişinin yanmasını haber yapmayan televizyon ve gazetelerin, kendi konuşmalarını eleştirerek haber yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, bunun utanılacak bir tablo olduğunu ifade etti. Kılıçdaroğlu, ne yapılırsa yapılsın, doğru bildikleri yoldan asla dönmeyeceklerini dile getirdi.

"Öyle bir noktaya geldik ki zam üstüne zam yağıyor, millet perişan vaziyette, kimse sesini çıkaramıyor." ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, binlerce kişi mağdurken, yoksullukla mücadele ederken sesi çıkanın, sorunları dile getirenin sadece CHP olduğunu söyledi.

Bu yüzden iktidarın, devletin bütün gücünü arkasına alarak CHP'yi hedefe koyduğunu savunan Kılıçdaroğlu, "Biz dillendireceğiz, biz milletin ortak sesiyiz. Biz dillendirirken, bir siyasal parti ayrımı yapmıyoruz. Yeri geliyor işçinin, yeri geliyor iş verenin, yeri geliyor esnafın, çiftçinin, fındık, çay üreticisinin sesi oluyoruz ama siyasal iktidar buna tahammül edemiyor" dedi.

"BU MİLLETİN SESİ OLACAĞIZ"

İktidarın, bütün gazete ve televizyonlarıyla, son 15-20 gündür "geri adım attırmak" için üstlerine geldiğini öne süren Kılıçdaroğlu, "Sen ister radyonla, ister televizyonunla, ister gazetenle, ister ordunla gel, kiminle gelirsen gel, bir milim adım geri atmıyacağız. Bu milletin sesi olacağız" ifadesini kullandı.

CHP'nin dar bir çerçeveye, kendi arasında büyük tartışmalar varmış gibi bir alana hapsedilmek istendiğini belirten Kılıçdaroğlu, CHP'nin bir kitle partisi olduğunu, toplumun her kesiminin sorunlarını namusluca dile getirdiğini söyledi.

Kılıçdaroğlu, siyasal iktidarı eleştirmekten korkanların, siyaset yapma alanının CHP'yi eleştirmek olduğunu ifade etti. Eleştirilerden çekinmediklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Elbette eleştirmeli gazeteci. 'Niye eleştirdiniz?' diye söylemiyoruz ama insaf ölçülerini aşarsa, haksızlık olursa kimse kusura bakmasın orada dur deriz. Yeri gelirse herkesi tahtaya koyarız, herkesle hesaplaşırız. Hesaplaşmaktan da çekinmeyiz ve korkmayız. Çünkü bizim hesabını veremeyeceğimiz hiçbir şey yoktur ama onların dünya kadar hesabını verecekleri şeyler var" diye konuştu.

Enflasyonun yüzde 11,9 seviyesinde olduğunu, bu dönemde asgari ücretin bin 603 liraya çıkarıldığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, CHP'nin asgari ücretin 2 bin lira olmasını istediğini ancak bunun kabul edilmediğini söyledi.

"HANİ TÜRKİYE BÜYÜMÜŞTÜ"

Zeytine yüzde 15, çaya yüzde 17,5, süte yüzde 18,4, kaşar peynirine yüzde 18,8, beyaz peynire yüzde 19,6, tereyağına yüzde 42,6 ve domatese yüzde 71 zam geldiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Asgari ücret bin 404 liradan, bin 603 liraya çıktı. Bunlarda insaf var mı? Hani Türkiye büyümüştü? Hani Türkiye zengin ülkeydi? Hani köşeyi dönmüştü millet? Hani kişi başına gelir 10 bin doları aşmıştı, nerede bu rakamlar? Fakire, fukaraya, işçiye gelince para yok. Yandaşa gelince her şey var" değerlendirmesinde bulundu.

"TERÖR ÖRGÜTLERİNE DESTEK VERİLMESİNİ ASLA KABUL EDEMEYİZ"

Dış politikadaki gelişmelere de değinen Kılıçdaroğlu, dünyanın neresinde olursa olsun, hiçbir devletin kendi sınırlarında kendisine düşman olacak bir terör örgütü istemeyeceğinin altını çizdi.

Her devletin terör ve terör örgütleriyle mücadelesinin evrensel bir hak olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin Suriye politikasında yanlışların bulunduğunu ifade etti.

İktidarın ifadesine göre, 3,5 milyon Suriyeliye 30 milyar dolar para harcandığını aktaran Kılıçdaroğlu, "Aslında harcamadılar, kendileri yediler ama bunu da oturur yine ayrıca tartışırız ama kendi sınırlarımızda terör örgütü ve onun uzantılarına destek verilmesini asla ve asla kabul etmeyiz. Kendi sınırlarımızı, kendi ülkemizin güvenliğini sağlamak 80 milyonun ortak görevidir. Terör örgütlerine şu veya bu şekilde destek verilmesini asla kabul edemeyiz. Türkiye'nin başına bütün bu olayları açan bu hükümettir" dedi.

"AFRİN, EL BAB GİBİ DEĞİLDİR"

"Suriye'nin iç işlerine karışılmaması, oraya silah gönderilmemesi, terör örgütlerine destek verilmemesi durumunda, Türkiye'nin başına bunların gelmeyeceği" değerlendirmesinde bulunan Kılıçdaroğlu, şunları ifade etti:

"Afrin, El Bab gibi değildir. El Bab'da uluslararası uzlaşma vardı. Amerika'nın da Rusya'nın da İran'ın da Suriye'nin de bir anlamda kabulü vardı. Biz, El Bab'a gittik, 72 şehidimiz var. Afrin'e şimdi girmek için bağırıp çağırıyorlar. Önce siz, diplomasiyi sonuna kadar zorlayacaksınız. Bu bağlamda, gerek Hulusi Akar'ın, gerek Fidan'ın çabaları kayda değerdir. Altını özenle çizerim. Yeri, zamanı gelince eleştiririz ama çabaları kayda değerdir. Diplomasi sonuna kadar zorlanmalı. Hava desteği almadan girilecek bir Afrin, büyük maliyetlere yol açar. Eğer hava desteği almadan oraya asker sokacaksanız, Sayın Erdoğan'a açık ve net çağrımdır önce seni kefenle karşılayan arkadaşlarını göndereceksin. Bu milletin fakir, fukara çocuğunu oraya gönderme. Hava desteği alacaksın, oturup konuşacaksın ve ondan sonra eğer mücadele edeceksen, oturup mücadele edeceksin."

Kılıçdaroğlu, diplomasinin zorlanarak bir uzlaşma sağlanması, hava desteğinin gerçekleşmesi durumunda sorunun büyük ölçüde aşılabileceğine işaret ederek, aksi halde sorunun giderek büyüyeceğini, Türkiye'ye maliyetinin ağır olacağını söyledi.

CHP'nin 3-4 Şubat'ta yapacağı kurultaya da değinen Kılıçdaroğlu, bu kurultayda Parti Meclisi ve genel başkan seçimi yapılacağını hatırlattı.

Genel başkan adayları çıktı diye başta "havuz medyası" olmak üzere bir kısım medyanın, "CHP'de gürültü, patırtı, huzursuzluk" diye haber yaptığını belirten Kılıçdaroğlu, "Ne huzursuzluğu, ne gürültüsü patırtısı? Düşünün demokrasiden ne kadar uzaklaştığımızı. Demokrasi kavramından toplumun ne kadar uzaklaştırıldığını bir düşünün. Genel başkan adayı elbette çıkabilir. Çıkmıyorsa biz bu seçimi niye yapıyoruz? Hiç kimse şunu unutmasın. CHP atanmışların görev yaptığı bir parti değildir. CHP, seçilmişlerin görev yaptığı bir partidir" dedi.

CHP'nin Türkiye'ye demokrasiyi getirdiği için dünya siyasal tarihinde yerinin olduğunu anımsatan Kılıçdaroğlu, "Efendim öyle yapmayın, kim genel başkanlık istiyorsa kellesini vurun, atın. Ne olacak? O zaman daha iyi demokrasi olacak. Onun adı demokrasi değildir. Özellikle kalem sahibi olan kişilere söylüyorum; Biz, seçilmişlerin partisiyiz. Elbette genel başkan adayları olacaktır, elbette yeni genel başkan adayları yetiştirecektir, önlerini açacaktır. Atamayla mı olacak her şey? Biz bunu söylediğimiz zaman belki demokrasinin önünü biraz daha açmış olacağız. Her parti bize imrenmeli. 'Grup başkanvekilleri, il başkanları, ilçe başkanları, genel başkanları, PM üyeleri seçimle geldi' diyecekler ama sizde seçim sadece göstermelik. Seçimin ve demokrasinin güçlenmesi için elimizden gelen her türlü çabayı göstereceğiz. Bizi farklı ve fazla genel başkan adayları çıktı diye eleştirenler önce dönüp bir aynada kendilerine baksınlar, 'Acaba biz hala yetmez hala evetçilerden miyiz' diye bir baksınlar."

Bu arada İstanbul İl Başkanı Seçilen Canan Kaftancıoğlu, son PM toplantısına katılarak üyelerle vedalaştı.