İlişkili Haberler

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu partisinin TBMM Grup Toplantısı'nda konuştu.

Ayrımcılık nedir bilmediklerini, kimseyi ayırmadıklarını belirten CHP Lideri Kılıçdaroğlu, "Farklı siyasi görüşlerde olan, farklı bölgelerde yaşayan, farklı dilleri, inançları olan vatandaşlarımız olabilir. Madem ki al bayrağın altında birlikte yaşayacağız, size söz veriyorum birlikte huzur içinde yaşayacağız" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, grup toplantılarında, Köy Enstitüleri'nden mezun olan hocaların da bulunduğunu dile getirerek, Türkiye'nin aydınlanması, çocukların yetişmesi için yıllarını veren hocaların önünde saygıyla eğildiğini ve ellerinden öptüğünü söyledi. Kılıçdaroğlu, öğretmenliğin yüce bir meslek olduğunun altını çizdi.

Geçen hafta Hatay, Antalya ve İzmir'e ziyaretlerde bulunduğunu, Konya'da belediye başkanları toplantısı yaptıklarını hatırlatan Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarından, "CHP'ye oy versin ya da vermesin kimseye ayrımcılık yapmamalarını, gerçekleştirdikleri hizmetlerin her kuruşunun hesabını halka vermelerini" istediğini aktardı.

"Bizim felsefemizde ayrımcılık yoktur" diyen Kılıçdaroğlu, halka hesap vermenin, hakka hesap vermek gibi olduğunu söyledi.

Kılıçdaroğlu, CHP'li belediye başkanlarının başarılı pek çok projeye, hizmete imza attığını, Erzurum'un en küçük ilçelerinden birisinin belediyesinin CHP'de bulunduğunu, bu ilçenin sadece Erzurum'un değil, Doğu Anadolu'nun yıldızı gibi parladığını kaydetti. İlçenin borçlarının ödendiğini, her türlü hizmetin götürüldüğünü ifade eden Kılıçdaroğlu, belediye başkanlarının, yeri geldiğinde gece gündüz uyumadan çalışarak belde halklarını kazandıklarını dile getirdi.

"BU BELEDİYE BAŞKANI ALNINDAN ÖPÜLÜR"

Kemal Kılıçdaroğlu, 5 bin 800 nüfusa sahip Burdur Yeşilova'nın CHP'li belediye başkanı kazandığında 4 milyon lira borcunun olduğunu belirterek, bugün buranın hiçbir borcunun kalmadığını söyledi.

O dönem yıllık geliri 900 bin lira olan Yeşilova'nın bugünkü gelirinin 8 milyon 395 bin liraya yükseldiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, belediyenin 20 bin ağaç diktiğini, ilçeye dükkanlar, bungalov evler, otel, yurt yaptığını, çeşitli araçlar aldığını, köylerin kanalizasyon ve içme suyu sorununu çözdüğünü, okullara, camilere katkılarda bulunduğunu, emlak vergisine ve suya zam yapmadığını anlattı. Kılıçdaroğlu, "Ne yapılır bu belediye başkanı? Sadece ve sadece alnından öpülür. 'Helal olsun.' denir" diye konuştu.

Gelecek günlerde Yeşilova'ya yem fabrikasının da kurulacağını dile getiren Kılıçdaroğlu, "İktidar yemin yüzde 50'sini dışarıdan getiriyor. Dolarla getiriyor, vatandaşa da kızıyor 'Niye pahalıya satıyorsun?' Dolarla getirip pahalı veriyorsun, o da pahalıya satıyor ne yapsın adamcağız?" dedi.

"SİZİN SORUNLARINIZA KİM SAHİP ÇIKIYOR"

Kılıçdaroğlu, Konya'dayken bir grup Konya Lisesi öğrencisinin yanına geldiğini, geleceğe yönelik hayallerinin olduğunu söylediğini aktardı.

Konya Lisesi'nin 1889 yılında kurulduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, "Yaklaşık 100 yıllık bir üniversite. Milli Eğitim Bakanlığı burayı nitelikli lise kapsamından çıkarıyor. Gidin Batı'da 100 yıllık bir liseyi, üniversiteyi gördüğünüz zaman, o zaten niteliklidir. 100 yıllık bir birikim, gelenek, örf, adet vardır, 100 yılda o okulda yetişmiş binlerce kişi vardır. Devletin yönetiminde söz sahibi olan, karar sahibi olan çok sayıda kişi vardır" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, Konya Lisesi'nden Turgut Özal, Sadi Irmak, Vecdi Gönül, Sami Selçuk, Işın Çelebi, Agah Oktay Güner, Hüseyin Nail Kubalı, Tarık Buğra, Cahit Külebi, Alaeddin Yavaşça ve Ahmet Hamdi Tanpınar gibi önemli isimlerin mezun olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Bu okulu nitelikli okul kapsamından çıkarıyorlar. Bu salı toplantısından bütün Konyalı kardeşlerime seslenmek istiyorum; bize yeteri kadar teveccüh göstermiyorsunuz, olabilir ama bir gerçeği kabullenmeniz lazım, sizin sorununuza kim sahip çıkıyor? Sizin çocuklarınızın haklarına kim sahip çıkıyor? Siz, sizin çocuklarınızın haklarına, okullarına sahip çıkanlara sahip çıktığınız gün, Türkiye kurtulacaktır. Belki beni ziyarete gelen çocukların ailelerinden hiçbiri bizim partimize oy vermedi. Olabilir, ben herkesin siyasi düşüncesine saygılıyım ama o çocuklar bizim çocuklarımız. O çocukların iyi eğitim almaları, yetişmeleri gerekiyor. Nitelikli okul yapmıyorsun 100 yılık bir okulu. Bu milli eğitime ihanettir. Kaç ülkede 100 yıllık bir okul var?"

''YARIN SANDIĞA GİDECEKLER"

Konyalı vatandaşlardan oturup bunları düşünmelerini isteyen Kılıçdaroğlu, "Yarın sandığa gidecekler, oy kullanacaklar. Kendi çocuklarının hakkını savunanları mı savunacaklar, kendi çocuklarının hakkını savunmayan, onların iyi eğitim almaması için çaba harcayan iktidarın yanında mı olacaklar? Bunu merak ediyorum" şeklinde konuştu.

Genel Başkan Kılıçdaroğlu, Türkiye'nin en temel sorununun eğitim olduğuna işaret ederek, her anne ve babanın kendi çocuğunun en iyi okullarda okumasını istediğini söyledi.

Eğitimin, bir kişiye ve aileye sınıf atlatmak anlamına geldiğini vurulayan Kılıçdaroğlu, üniversite mezunu bir kişinin dünyaya daha geniş bir pencereden baktığını, hayatı daha iyi sorguladığını anlattı.

Türkiye'de, 2017'de 2 milyon çocuğun okula gitmediğini, öğretmenlerin ise atama beklediğini belirten Kılıçdaroğlu, Aydın İncirliova'da atama bekleyen genç bir öğretmenin intihar ettiğine değindi. Kılıçdaroğlu, "Ben diyorum ya vallahi de billahi de bunların yatacak yeri yoktur diye. Bunun için söylüyorum. Yatacak yerleri yoktur bunların" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, sorunlar yumağıyla karşı karşıya olduklarını savundu. Emekli Astsubaylar Derneği Sözcüsü Yılmaz Demir Özçelik'in bir notunun kendisine ulaştırıldığını anlatan Kılıçdaroğlu, Özçelik'in, hükümetin emekliler arasındaki farkı kaldırma ve astsubaylara haklar sağlama sözü verdiğini söylediğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, Özçelik'in, "Hükümet programına koydular. Biz de yüzbinlerce kişi koşa koşa gittik, hükümete oy verdik. 100 gün içinde bu vaatleri yerine getirme sözü verdiler. 100 gün, 3 ay, 3 yıl geçti vaatlerini yerine getirmediler. Kendimizi kandırılmış gibi hissediyoruz" dediğini aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kandırılmış gibi hissetme. Sen zaten kandırıldın. Bütün astsubay kardeşlerime sesleniyorum; biz ne vaat edersek ölçeriz, biçeriz, hesabını yaparız, sonra vaadinde bulunuruz. Bunlar oy almak için vaatte bulunuyorlar, sonra kapının önüne koyuyorlar. Bakanlar, 'Size verirsek, herkes ister.' demişler. Sen herkes misin? Sen herkes değilsen sandık geliyor, sandıkta dersini vereceksin. O zaman demokrasinin, verilen vaadin ne olduğunu herkes bir şekilde öğrenmiş olacak. 'Üstsubay-astsubay emekli maaş farkları, dünya ordularında olmayan şeklide üç katları buluyor.' diyor. Bulur tabii. Sen oy verirsen o da senin omzuna biner. Oy verme, sana söz verip sözünü tutmayan partiye oy verme. Seçim atmosferine girdi, yine mahalle mahalle gezecekler, 'Daha süre dolmadı, erken seçime gidiyoruz, oy verin biz bunu yapacağız'. Yine sizi kandırmaya çalışacaklar. Cehenneme giden yollar iyi niyet taşlarıyla döşelidir. Astsubay dediğiniz kişinin aldanmaması lazım, siz çocuk değilsiniz. Varsa hakkınız, arayacaksınız. Söz mü verdiler, takip edeceksiniz. Sözlerinde mi durmadılar, onları demokraside kapının önüne koyacaksınız, 'yeter' diyeceksiniz, 'bundan sonra size oy yok' diyeceksiniz."

"SENİN TAPUNU VERMEYECEĞİM"

Kılıçdaroğlu, iki hafta önce Pendik Çınarderelilerin Meclise geldiğini belirterek, yaklaşık 450 hanenin 50 yıldır burada oturduğunu, bazılarının tapu tahsis belgelerinin olduğunu, bazılarının ise iptal edildiğini bildirdi.

Kartal Belediye Başkanı'nın aynı konumda olan gecekondu sahiplerine tapularını verdiğine işaret eden Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

"İstanbul'u bize verin, bütün tapuları vereceğim. Meşhur bir zat var ya, hemen nasırına basılmış gibi bağırmış; 'Bay Kemal tapusuz yerlere tapu dağıtacakmış.' Tapusuz yerlere tapu dağıtacağım, 50 yıldır orada oturuyorsa anasının ak sütü gibi o tapuyu ona vereceğim. O zat bilsin ki biz rahmetli Ecevit'in geleneğinden geliyoruz, toprak işleyenin, su kullananın. Yeter ki yetki verin, Kartal Belediye Başkanı nasıl yaptıysa Allah'ın izniyle alacağımız Pendik Belediye Başkanı da aynı şeyi yapacak. Vatandaşın eviyle uğraşır, 'Bu evler kaçaktır' der. Daha önce 'Kaçak evde oturuyorum.' diyordu. Niye birdenbire vazgeçti, vatandaşın evine niye kaçak demeye başladı? 50 yıldır orada oturuyor. Kendisi lüks sarayda oturuyor ya, o da kaçak. Vatandaşın tapusunu vereceğim, senin tapunu vermeyeceğim. Vatandaşın tapusu olacak, senin olmayacak. Üstelik oturduğun yer haramdır."

"HER FİLMİN AKAN, İNANIR VE GÜNEY'İ VARDIR"

Kemal Kılıçdaroğlu, Romanlar ile yaptığı bir toplantıda, "O zat sizi ayağına çağırıyor ben sizin ayağınıza geliyorum" dediğini anlatarak, ayağa gitmenin siyaset ve kendisi için onur olduğunu söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın celallendiğini, kendisine "Bay Kemal" diye seslendiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Buyur Bay Recep. Bay Recep, 'Sizi ayağıma çağırdım ama unutmayın ben sizin içinizden çıktım.' diyor. Nereden çıktığını bilmiyorum ama bir şeyi çok iyi biliyorum sen Sulukule'ye ihanet ettin. Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u aldığında Romanlar Sulukule'de, Sultan Mahallesi'nde oturuyorlardı. Ahkam kesiyor, 'Aranızdan çıktım' diyor. Türk filmleri vardı eskiden, gecekondu bölgelerinden biri ayrılır, yeraltı dünyasından gelir elde eder, pahalı arabalara biner, oraya gelir, onları aşağılar, geri gider. Çünkü orada doğmuş, büyümüş ama parayı yasadışı elde etmiştir. Ama her filmin bir Tarık Akan'ı, Kadir İnanır'ı, Yılmaz Güney'i vardır. Kimse unutmasın."

Kentsel dönüşümün nasıl olduğunu öğrenmek için İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'nın kapısının çalınması gerektiğini öne süren Kılıçdaroğlu, burada hiç kimsenin mağdur olmadığını, herkesin daha iyi konutlarda yaşadığını belirtti. Kılıçdaroğlu, kentsel dönüşüme itiraz etmediklerini, ancak vatandaşın hakkının birilerine değil, vatandaşa verilmesi gerektiğini vurguladı.

Kılıçdaroğlu, "Her alanda çuvallıyorlar. Bir kentsel dönüşümü bile gerçekleştirmede beceriksiz olan bir yönetim, Türkiye'yi yönetemez" dedi.

"BADEM SÜTÜYLE BESLENİYOR"

Eğitimin perişan vaziyette olduğunu, hiçbir annenin okuldan memnun olmadığını savunan Kılıçdaroğlu, annelere, "2019'da bu ülkeye demokrasiyi getirecek olan sizlersiniz. Bu ülkede kul hakkı yiyenleri de kapının önüne koyacaksınız" diye konuştu.

Ekonominin de iyi götürülemediğini iddia eden Kılıçdaroğlu, Haymana'nın bir köyünde sütçülük ve hayvancılık yapan 58 yaşındaki bir vatandaşın, Ziraat Bankası'ndan kredi çektiğini, ancak daha sonra borcunu ödeyemediğini, hayvanlarını ucuza sattığını, bankanın haciz koyduğunu, bankanın önüne süt dökmek zorunda kaldığını anlattığını aktardı.

CHP'li büyükşehir belediyelerinin kırsalında çalışanların mağdur olmadığını, bütün süt üreticilerinin hayatlarından memnun olduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu, "Aynı mağduriyeti sen yaşadın, binlerce çiftçi yaşamasın diye Ankara'yı senden istiyorum. Sen mağdur olurken, çocuğuna harçlık bulamazken, sütü dökerken, sarayda oturan zat badem sütüyle besleniyor. Millet süt, kuru ekmek bulamıyor, beyefendi badem sütüyle besleniyor" ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, "Bunu dış güçler yapıyor" denildiğini belirterek, şu görüşlere yer verdi:

"Sen çocuk musun? Çocuğu kandırırlar. Verirsin şekeri kandırırsın. Sana ne verdiler de kanıyorsun? Dış güçlermiş. Yok öyle bir şey. 'Bir günde mazota iki sefer zam yap' diye dış güçler mi söylüyor? Zammı sen yaptın. 'Devletin kozmik odasını terör örgütüne aç' diye dış güçler mi söyledi? Sen açtın. Büyük ihaleleri dolarla yapıyorsun. Dış güçler mi diyor? Sen yapıyorsun. 'Bunların tamamı dış güçlerin oyunu' diyor. Bunların tamamı senin oyunun kardeşim. Memleketi samana dış güçler mi teslim etti? Dış güçler mi söyledi 'et ithal et' diye? Dış güçler mi söyledi 'Süleyman Şah Türbesi'ni kendi topraklarından kaçır' diye? Bir de 'Ben milliyetçiyim' diyor. Batsın senin milliyetçiliğin. Dış güçler mi Türkiye Cumhuriyeti'ni tefecilere mahkum etti? Sana zorla mı borç para verdiler? 15 yılda 150 milyar dolar faiz ödedin. Dış güçler mi dedi 'gel bize faiz öde' diye? Yakayı kaptırmışsın talimat alıyorsun. Talimatı yerine getirmezsen faiz, dolar yükseliyor. Asıl neden bu.

Seçim diyorlar ya, olacak inşallah. Bunları göndereceğiz. Vatandaş gönderecek. Bıktık artık. Bunları dış güçler yapıyorsa o zaman bu devleti kim yönetiyor diye sana soru sorma hakkım var. Dış güçler yapıyorsa senin fonksiyonun ne? Badem sütü içmek mi senin fonksiyonun? Artık bunlar devleti yönetemiyor. Gidemiyorlar da. Onların sözcüsü konuştu; 'Seçime gidelim' diye. Diyorlar ki, 'artık biz yönetemiyoruz, biz gideceğiz, vatandaş bizi göndersin.' Bu ülkeyi doğru dürüst, adam gibi, insan gibi yönetecek yöneticilere ihtiyacımız var. Kul hakkı yemeyen, düzgün, namuslu, vatandaşa hesap veren, her kuruşun hesabını veren yöneticilere ihtiyacımız var. Yönetemiyorlar Türkiye'yi. Bunu da artık itiraf ediyorlar."

Kılıçdaroğlu, fotoğrafını gösterdiği üniversite mezunu kişinin, 3 bin liralık Bağ-Kur prim borcu nedeniyle hastaneye gidemediğini belirtti.

Kılıçdaroğlu, "3 bin lira için insan ölüme terk edilir mi? Kalkmışlar insanlıktan, adaletten, hak, hukuktan bahsediyorlar. Dünya lideriyim diyor. Senin dünya liderliğin batsın. Sen bir vatandaşı ölüme mahkum ediyorsun" ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, hükümetin dış politikasını eleştirdi. Dışişleri Bakanlığı'nın devre dışı bırakıldığını öne süren Kılıçdaroğlu, "Suriye konusunda, dış politikada da battılar. Bir bakıyorsunuz sabah Rusya'dan yana, öğleden sonra Amerika'dan yana konuşuyorlar. Siz devlet değil misiniz, hükümet değil misiniz?" diye konuştu.

"Ülkeyi Ortadoğu bataklığına sokmayın" diye defalarca söylediklerini hatırlatan Kılıçdaroğlu, "Ben 24 saat içinde gideceğim Emevi Camii'nde namaz kılacağım.' Bırak 24 saatte gitmeyi, sen Süleyman Şah Türbesini kaçırdın. Gazze'ye bile gidemedin. Askeri elbise giymiş sınıra gidiyor. Sen yapsan yapsan bir tane uyduruk askeri elbise bulursun onunla sınıra gidip hava atmaya kalkarsın. Senin yapacağın budur" ifadesini kullandı.

ABD, İngiltere ve Fransa'nın Miraç Kandili gecesinde Suriye'yi bombaladığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, o sabah Hatay'da olduğunu ve konuyu orada değerlendirdiğini bildirdi.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Şunu söyledim; Kimyasal silah kullanmak suçtur çünkü kimyasal silahlarla, sadece düşman gördüğünüz kişiyi değil, bütün canlıları yok ediyorsunuz. Ama kimyasal silahı kimin kullandığının, kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi lazım. Kim tespit edecek? BM bir teknik heyet görevlendirir, giderler bakarlar. O kimyasal silahın hangi ülkede, hangi fabrikada üretildiğini de tespit edebiliyorlar. Şimdi böyle bir tespit yok. Bir iddia üzerine bombaladılar. Ben o sabah bu bombalamanın doğru olmadığını söyledim. Bir iddia üzerine bir ülkeyi bombalayamazsınız, insanların başlarına bomba atamazsınız, önce ispat edeceksiniz. Üstelik bombalananlar kim? Araplar, Kürtler, Ezidiler yani bizim akrabalarımız. Ortak kültürümüz ortak tarihimiz var. Aynı şeyi Saddam için yapmışlardı, sonunda kimyasal silah çıkmadı. Bu süreçte Almanya dikkatli bir politika izledi ve sürecin dışında kaldılar."

Kılıçdaroğlu, o sabah Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yaptığı açıklamayla ABD'den, İngiltere'den yana tavrını koyduğunu aktardı.

Suriye'de savaşan tarafların "Allah Allah" diyerek birbirini öldüren Müslümanlar olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, bu tarafların ellerindeki silahları ise egemen güçlerin sattığını vurguladı.

Türkiye, Suriye, Irak ve İran yöneticilerinin bir araya gelerek sorunlarını kendilerinin çözmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, "Ama Erdoğan tam tersini yapıyor. 'Bombalayın, biraz daha bombalayın' diyor. Ölen kim? Suriyeli masum insanlar. Masum insanların ölümünden zevk alanlara yönetici denmez, onların başka sağlık sorunları vardır" diye konuştu.

Bakanlar Kurulu tarafından el üstünde tutulduğunu belirttiği İnsani Yardım Vakfı'na da (İHH) eleştiride bulunan Kılıçdaroğlu, vakfın da aynı gün "Bugün atılan füzeler içimizi serinletmedi, daha çok vuruş yapılmalıydı" dediğini aktardı. Kılıçdaroğlu, "Gazze'ye Mavi Marmara'yı götüren bu İHH. 9 kişi öldü, bunlar çark ettiler, ölülerine bile sahip çıkmadılar" dedi.

Kemal Kılıçdaroğlu, Mavi Marmara'ya ilişkin İsrail'le yapılan anlaşmaya da tepki gösterdi.

Türkiye'deki 3,5 milyon Suriyeli'ye dikkati çeken Kılıçdaroğlu, "30 milyar dolar para harcadık diyorlar. Gidin bakın Hatay'a, esnafın ağzını bıçak açmıyor ve daha büyük bir tehlike bizi bekliyor. Bütün o radikal grupları getirip Türkiye sınırına konuşlandırdılar. El Kaidesi, el Nusrası, IŞİD'cisi burada ve iktidar onlara destek veriyor. İçim acıyor, yarın öbür gün Türkiye'nin başına daha büyük felaketler gelir" ifadesini kulandı.

SAKIZ KARAKOLU'NA ZİYARET

Hatay'da Sakız Karakolu'na yaptığı ziyareti hatırlatan Kılıçdaroğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Sakız Karakolu'na gittim. Öyle kendimize asker elbiseleri falan diktirmedik, 'ayıptır' dedik. Komutandan erine kadar hepsinin morali iyi. Atatürk'ün büstü önünde fotoğraf çektirdik ve şu cümleyi kullandım komutana karşı: 'Vatan size minnettardır.' Beyefendi ben Hatay'a gidince bağırmış yine, 'Bay Kemal postalın eksikse sana postal da gönderelim. Olur ya parka falan eksikse onu da gönderelim. 'Ben postalı da parkayı da 1968'lerde giydim. Sen 6. Filo'nun önünde secde ederken, ben Türkiye'nin bağımsızlığını savundum. Benim postala, parkaya ihtiyacım yok. Ama benim kuşağım, postalıyla, parkasıyla Filistinlilerin yanına gitti. Bizim gencecik filizlerimizin mezarları şu anda Filistin topraklarındadır. Erdoğan bilir mi? Bilmez. Tarihini bilmez. Onun tek bildiği şey, yeşil dolarlardır. Bana postal ve parka gönderecekmiş. Eğer elinde fazla varsa oğluna ver, gönder askere. Ha yoksa oğlum askerden geldi, parkasını ve postalını senin askerlik yapmayan çocuklarına göndereceğim."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın kahraman ordunun sırtından politika yapmak istediğini belirten Kılıçdaroğlu, "Ordunun kahramanlığını ÖSO'ya mal etmek istiyor. 'ÖSO bir Kuvayımilliye hareketidir' diyor. Ne demek ya, ağzını yıkayacaksın önce Kuvayımilliye demen için. Bu ülkenin muhafazakarı, ülkücüsü, dindarı Kuvayımilliyenin ne olduğunu gayet iyi bilir. Ne demek ÖSO ya? Hangi Kuvayımilliyeci para alarak vatan savunması yaptı? ÖSO dediğin, parasını veriyorsun lejyoner. Ayrıca hangi Kuvayımilliyeci tarihinde yağma ve talan yapmıştır? Yok böyle bir şey. Askerlerimize bakın, çocuklar kucaklarındadır. Yaşlılara yardım ederler. ÖSO’ya bakıyorsun dükkanlarda yağmalarda" diye konuştu.

Hakkında düzenlenen fezlekelere değinen Kılıçdaroğlu, korkmadığını ve konuşmaya devam edeceğini vurguladı.

AK PARTİ SÖZCÜSÜ MAHİR ÜNAL'A ELEŞTİRİ

AK Parti Sözcüsü Mahir Ünal'ın, katıldığı bir televizyon programında "Partimizde FETÖ'cü kalmadı hepsini temizledik. Çok titiz bir araştırma yaptık, bütün FETÖ'cüleri temizledik" dediğini aktaran Kılıçdaroğlu, bunun çok güzel bir laf olduğunu belirtti.

Kılıçdaroğlu, "Ama şu sorunun cevabını istiyorum; Sen o FETÖ'cüleri temizlerken onların FETÖ’cü olduğunu biliyorsun, FETÖ'cü olmak suçtur, onu da biliyorsun. Kaçını mahkemeye verdin? Kaçı hakkında suç duyurusunda bulundun? Eğer suçluyu korursan, sen de onun kadar suçlusun. Aslında bunlar birbirlerini gayet iyi bilirler. Alttakileri temizlediler, yukarıdaki duruyor. Onlar talimat veriyor" sözlerini sarf etti.

Bu soruların cevabını beklediğini dile getiren Kılıçdaroğlu, partisinin grup başkanvekillerinden konu hakkında bir araştırma önergesi vermelerini istedi.

Ünal'ın 2014'te, başka bir televizyonda, "Biz bunların orduya sızmalarını mübah gördük. Emniyete sızmalarını da mübah gördük, meşru gördük." dediğini iddia eden Kılıçdaroğlu, "E sen FETÖ’cüsün kardeşim, kendin itiraf ediyorsun. Şimdi savcılara sesleniyorum; FETÖ’cü arıyordun. Adam itiraf ediyor. Hangi yürekli savcı harekete geçecek merak ediyorum" diye konuştu.

"PARALEL DEVLET BUGÜN DE VAR"

Hükümete FETÖ eleştirisini sürdüren Kılıçdaroğlu, "paralel devlet"in bugün de olduğunu savundu.

Kılıçdaroğlu, "Bir sarayın devleti var, bir de hükümetin devleti var. Yok mu? Var. Bunların hepsini biliyoruz. Paralelliğe o kadar alıştılar ki paralel devlet kurmadan rahat edemiyorlar." ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, 25 Aralık 2014'te yine bir AK Parti milletvekilinin, "Biz askeri vesayeti bitirmek için cemaat ve ABD ile iş birliği yaptık" dediğini ileri sürerek, "Cümle bu. Bunun adı nedir? 'Biz kendi ülkemize ihanet ettik' diyor. Harekete geçen bir savcı var mı? Yok. Biz konuşunca hemen fezleke düzenleniyor. Bunlar için niye düzenlemiyorsunuz?" dedi.

Dün CHP'nin 81 ilde "OHAL'i istemiyoruz" diyerek oturma eylemi yaptığını hatırlatan Kılıçdaroğlu, OHAL'in bir an önce kaldırılması gerektiğini bildirdi.

İktidarın askeriyeyi, emniyeti ve partiyi FETÖ'den temizlediğini söylediğini aktaran Kılıçdaroğlu, "O zaman niye OHAL ilan ediyorsunuz? Kaldırın kardeşim. Çünkü yönetemiyorlar. Sopayla yönetmeye çalışıyorlar, milleti sindirmeye çalışıyorlar. 'Baskıyla seçime nasıl gideriz' onun yolunu aramaya çalışıyorlar. Ne yaparsan yap bu millet Kuvayımilliyecidir sana boyun eğmeyecektir" ifadesini kullandı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Bütün bu sorunların sorumlusu kim? Bank Asya'nın önünden geçen adamı hapse attılar, üniversitedeki hocayı attılar, hepsini attılar. Ana sorumlu duruyor yerinde. Kimdi o? Kaçak sarayda oturan zat, yani Bay Recep. Bir daha söylüyorum, FETÖ terör örgütünün siyasi ayağının bir numaralı sorumlusudur. Tazimat davası açıyor. Bunun için de fezleke düzenlesene. Fezleke düzenle mahkemeye gidelim. Vallahi mahkemede tamamını ispat edeceğim.

20 Temmuz'da sivil darbe yaptılar. Allah'ın lütfu olarak kabul ettin sen bunu. Şimdi darbeyi ranta çevirmek istiyorlar. İki borsa var. Bir; FETÖ borsası, bir de FETÖ'nün kara borsası. FETÖ borsası nedir? Dayın varsa, arkan varsa çıkıyorsun. Başka? Kayın pederin varsa yine çıkıyorsun. Üç; paran varsa, doların varsa ucunu gösteriyorsun, yine çıkarıyorlar. Bir de kara borsası var FETÖ'nün. Baskıyla, şantajla, insanları zorla istifa ettiriyorlar. Bu da FETÖ'nün kara borsası. Ama bir şeyi çok iyi bilmenizi isterim; bütün bu gerçekleri hepimizin anlatması lazım. Kadınlara sesleniyorum; 2019'un umudu bu ülkenin kadınlarıdır. İster başı açık, ister başı örtülü olsun. İster genç, ister yaşlı olsun. Bayrağımızın altında çocuklarımızın huzur içinde okula gitmesini istiyoruz. Evimizde huzur olsun, ilimizde, ülkemizde huzur olsun. Ben size huzuru vadediyorum."

''ANA AKTÖRÜ BEKLEYELİM''

Grup toplantısı çıkışında MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin erken seçimle ilgili açıklaması sorulan Kılıçdaroğlu, "Ana aktörü bekleyelim" yanıtını verdi.

BAHÇELİ, ERKEN SEÇİM ÇAĞRISI YAPTI