CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''Kuvvetler Ayrımı, Yargı Bağımsızlığı ve Yargı Yüksek Kurulları" konulu uluslararası sempozyumun açılışının ardından gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını yanıtladı.

"İnternet düzenlemesi konuşuluyor. Cumhurbaşkanının onayına gönderilecek. Siz bir geri gönderme bekliyor musunuz? Bu konuda sizin tavrınız nasıl olacak?" sorusu üzerine Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Sayın Cumhurbaşkanının özgürlükten ve demokrasiden yana tavır koyması gerekir. Sayın Cumhurbaşkanının tarafsızlığı başka bir anlamdadır. 'Anayasaya aykırı düzenlemeler gelir açık açık ben bunu görürüm ama ben tarafsızım bunları imzalarım' demek Cumhurbaşkanlığı makamını yıpratır. Cumhurbaşkanı Anayasa'ya sadakat yemini içmiştir. Onun gereğini yapmak zorundadır.

Yasakları savunamaz bir ülkenin Cumhurbaşkanı. 'Özgürlükleri ben kısıtlayacağım' diye gelen bir hükümetin getirdiği yasal düzenlemeleri savunamaz bir Cumhurbaşkanı. Cumhurbaşkanının tarafsızlığı onun bağımsızlığı ve gücünü anayasadan aldığı konumunu sayın Cumhurbaşkanının unutmaması gerekir."

"İnternet yasası ve dershanelerin kapatılması konuşulurken bir başka başlık öne çıktı. Bürokratların görevden alınması... Bu konulardaki görüşlerinizi alabilir miyiz?" sorusu üzerine ise Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Demokrasiyi geliştirmeye çalışan hiçbir ülke yasaklara sığınmamıştır. İnternet yasağı getirmek 21. yüzyılda doğru değildir. Yasaklarla neyi sınırlayacaksınız İstedikleri kadar yasak getirsinler insanlar bu yasağı kıracaktır. AKP korkuyor tabii bazı bilgilerin kamuoyuna yansımasını engellemek istiyor. Bu nedenle yasak getiriyor. Ama yasalarla hiçbir yasak sürekli kılınmamıştır. Kenan Evren denedi olmadı, 12 Mart'ta denendi olmadı. Şimdi apoletsiz bir diktatör bu yasakları getirmek istiyor, bu da olmayacak. Bunu açık yüreklilikle ifade edeyim."

Kılıçdaroğlu, "Yeniden yargılamayla ilgili sizin de bir düzenlemeniz vardı, bunu meclise iletmiştiniz ama özel yetkili mahkemelerin kaldırılması konusunda bu gündeme gelmedi. Ne zaman bununla ilgili bir düzenleme yapılacak? Seçim öncesi mi, sonrası mı, yoksa rafa mı kaldırıldı?" sorusuna karşılık, şunları söyledi:

"Özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını defalarca ama defalarca istedik. En son açıkladığımız 17 maddelik özgürlük ve demokrasi bildirgesinde özel yetkili mahkemelerin kaldırılması ve bu mahkemelerde görülen davaların mutlaka normal mahkemelerde yeniden görüşülmesini istedik. AKP daha sonra bizim bu talebimizi uygun gördü. Sayın Başbakan 'biz de özel yetkili mahkemelerin kaldırılmasını istiyoruz' dedi. 'Davalar yeniden açılmalı' dedi. Hiçbir sorunumuz yok. Kanun teklifini verdik, samimilerse getirirler özel yetkili mahkemeleri kaldırırız davalar yeniden açılmış olur."

Samimi ve dürüst davranmaya çalıştıklarını, iki yüzlü davranmadıklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, "Özel yetkili mahkemeler kaldırılsın mı? Kaldırılsın. İlk söyleyen kim? Biziz. Şimdi getirsinler kaldıralım. Bu mahkemelerde görülen davalar yeniden normal mahkemelerde görülsün mü? Görülsün. İlk söyleyen kim Biziz. Getirsinler yapalım. Kanun teklifini verdik. Samimilerse gerçekten o mahkemelerde haksızlık yapıldığını çıkıp meydanlarda söylemeleri yetmiyor. Onun gereğini yapmaları lazım. Gereğini biz yaptık onlar da yapsınlar" diye konuştu.

'ANKETLERE ÖTEDEN BERİ GÜVEN DUYMUYORDUM'
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, anketlerin manipüle edildiği yönündeki iddialara ilişkin soru üzerine, anketlere öteden beri güven duymadığını vurguladı.

Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"İşin garip tarafı bir ülkenin Başbakanı doğrudan medyaya müdahale ediyor. Bir ülkenin Başbakanı doğrudan anket sonuçlarına müdahale ediyor. Recep Tayyip Erdoğan'ın o koltukta oturmaması lazım. Eğer hala o koltukta oturuyorsa emin olun yüzsüzlüğünden oturuyordur. İnsan biraz utanır. Daha düne kadar 'bu ülkede medya bağımsızdır' diyordun. Medyaya doğrudan müdahale ettiğin ortaya çıktı. Daha düne kadar 'biz medyaya karışmıyoruz, gazeteciler bile hapiste yoktur' diyordu. Hapiste gazeteciler var. Medya havuzu oluşturduğunu gördük. Oğlu bu işte, kendisi bu işte, bakanları bu işte. Rüşvet her tarafından fışkırıyor. Ağızlarından dolarlar fışkırıyor bunların. Bu konumda bu Başbakan bu koltukta oturamaz. Ahlaksızlığı topluma egemen kılmak isteyen bir Başbakan o koltukta oturamaz."

Türkiye'nin temiz siyasete ihtiyacının olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin medyaya müdahale etmeye değil, medyanın eleştirilerine ihtiyaç duyduğu bir politikaya ihtiyacı var. Getirdiği kural nedir? Beni eleştirmeyeceksiniz, bana dokunmayacaksınız. Benim istediğimi yapacaksınız, benim istediğim şekilde anket sonuçları çıkmazsa onlara müdahale edin o partiden kesin buralara ilave edin. Toplumu yalan söylem üzerine kandırmaya çalışıyor. Bir Başbakan kandırmaz, halka doğruları söyler. Bu nedenle sürekli yalan söyleyen bir kişiden Başbakan olmaz. Yalancılığını sadece biz söylemiyoruz. Artık Avrupa'nın büyükelçileri de Başbakanın yalan söylediğini defalarca ifade ettiler."

'BİR POLİTİKACININ EN ÇOK ELEŞTİRİYE İHTİYACI VARDIR' 
Kılıçdaroğlu, "Today's Zaman gazetesi muhabiri Mahir Zeylanov'un sınır dışı edilmesiyle ilgili görüşünüz nedir?" sorusuna karşılık, "Bir politikacının en çok eleştiriye ihtiyacı vardır, pohpohlanmaya değil" dedi.

Eleştiriden ders almayan bir politikacının, ülkeyi sağlıklı yönetemeyeceğini savunan Kılıçdaroğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Medya halk adına sorar, sorularını halk adına sorar. Sokaktaki yurttaşın 'şu sorunun sorulması gerekir' diye düşündüğü bir soruyu medya sorar. Biz de cevap veririz. Medya çalışanları kişisel çıkar peşinde değillerdir. Onlar halkın çıkarlarını savunurlar, demokrasiyi, özgürlüğü savunurlar. Rahat haber yapmayı savunurlar, budur. Sayın Başbakanın beğenmediği bir tweet yüzünden eğer bir gazeteci yurt dışına gönderiliyorsa, ülkeden çıkarılıyorsa bu o gazetecinin cesur olduğunu gösterir. Onu yurt dışına çıkaran siyasetin de korkak olduğunu gösterir."

"Ufak bir eleştiriye tahammül edemeyip onu yurt dışına gönderdiğiniz zaman yani oradan tweet atmayacak mı?" diye soran Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yine atacak. İnsanlar okumayacak mı? Yine okuyacaklar. Gazeteciyi hapse atsanız da sorun çözülmez. Yurt dışına gönderseniz de sorun çözülmez. Sorun önce insanların kafasında çözülecek. 'Ben demokrasiyi savunuyorum' diyece, bir ülkenin Başbakanı. 'Ben özgürlüğü savunuyorum' diyecek, bir ülkenin Başbakanı. 'Ben her türlü düşüncenin özgürce dile getirildiği bir ülkenin Başbakanıyım' demeli bir Başbakan. Hayır, 'Ben kısıtlamaları getireceğim. Baskıları getireceğim. Anket sonuçlarına müdahale edeceğim, gazetecileri yurt dışına göndereceğim, haber yapan televizyon kanallarına müdahale edeceğim, kendi yandaşım televizyonları oluşturacağım, ortak havuz oluşturacağım, iş adamlarına önce ihale vereceğim sonra onlara salma salacağım ve kendime uygun bir medya ordusu oluşturacağım' bu olmaz."

Kılıçdaroğlu, sempozyumda çok saygın yargıçların pek çok önemli olaya vurgu yaptıklarını dile getirerek, şunları kaydetti:

''Soruşturma aşamasında bir savcının yerinin değiştirilmesi yargıya müdahaledir' dediler. Bizim ülkemizde oldu mu Oldu. Müdahale midir? Müdahaledir. 'Savcının emrinde bir polisin yürütme organı tarafından soruşturma bitmeden görevden alınması yargıya müdahaledir' dediler. Bizim ülkemizde oldu mu? Oldu. Müdahale midir? Müdahaledir. 'Savcının emrinde bir polisin yürütme organı tarafından soruşturma bitmeden görevden alınması yargıya müdahaledir' dediler. Bizim ülkemizde oldu mu? Oldu."

'YARGININ KARARINI YÜRÜTME ORGANI UYGULAMADI'
Türkiye'de sempozyumda dile getirilmeyen bir şey daha olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Yargının kararını yürütme organı uygulamadı. Talimat verdi, 'uygulamayacaksınız'. Hangi demokrasiden bahsediyoruz Düne kadar bir diktatörden söz ediyorduk. Şimdi bir sahtekar diktatörden söz ediyoruz. Sahtekarlık yapıyor. Doğrudan anketlere müdahale ediyor. Talimat veriyor bu sahtekarlıktır. Ben sahtekar diktatörlerin Türkiye'yi yönetmesini içime sindiremiyorum. Bu kişinin bu milletin yakasından düşmesi lazım. Bana görev düşüyor, ben bu görevi yapıyorum. Medyaya da görev düşüyor, daha cesur olmalı. Yargıçlar beraber hareket etmeli, bölünmemeli. Savcılar beraber hareket etmeli, bölünmemeli. Yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını hep beraber savunmalıyız."

Kılıçdaroğlu, yolsuzluğun sadece kendisini ilgilendirmediğini, bu ülkenin her yurttaşını ilgilendirdiğini vurgulayarak, bu nedenle ülkenin özgürlüğe, bağımsızlığa, demokrasiye ihtiyacının olduğunu ve bu mücadelenin beraberce yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.