CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısında yaptığı konuşmada, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

"Dersanelerde 50 bin öğretmen çalışıyor. Oturuyorsun masa başında 'ben bunları kapatacağım' diyorsun. Kimsin sen ya? Nereden alıyorsun sen bu yetkiyi. Dersanelere neden bu öğrenciler mecbur kalıyor otur bir pedagoglarla, uzmanlarla, konuş bakalım. Dersaneler bir sonuçtur. Özal zamanında da dersaneleri kapatmak istedi. Bir kısmı okul oldu ama sistem değişmedi. Anne-babalar gönüllü olarak dersaneye gönderiyor. Hayır doğru değil. Mecburen gönderiyorlar. Bu konu bizim de gündemimizde. Öğrencileri dersaneye mecbur kılan sistem değişmedikçe bu sistem değişmez.

24 Kasım Öğretmenler Günü. Büyük bir trajedi yaşıyor eğitim sistemimiz. 300 bin öğretmen atama bekliyor. Büyük şehirlerimizde matematik, Türkçe öğretmeni olmayan okullar var. Bu çocuklar dersaneye gitmesin de ne yapsın?

5 yaşındaki çocuğunu okula göndermek istemeyen anneler doktordan rapor almak istedi, bu diktatör kalktı 'sizin çocuğunuz geri zekalıdır' suçlamasını yaptı. Annelere sesleniyorum; sizin çocuğunuza bu kadar ağır bir suçlama yapan birisine oy verirseniz iki elim yakanızda olacaktır.

2012'de bankalara borcunu ödeyemeyenlerin sayısı 2 milyon 800 bin kişiye ulaştı. Halkın zenginleşmesini savunan tek parti CHP'dir.

2002'de icra dosyası 10 milyondu, 2012'de 21 milyona ulaştı. Bunlar törenle icra dairesi açtı. Törenle icra dairesi açılır mı?

'AHMET KAYA GEZİ EYLEMCİLERİNİN YANINDA OLURDU'
Ahmet Kaya'nın ölümünün 13. yılını geride bıraktık. Ahmet Kaya, bir sanatçı, devrimci ve müzisyen. Zalimin yanında değil, zulme uğrayanların yanında yer aldı. Haksızlığa, hukuksuzluğa direndi, mücadele etti. Mücadelesinden asla vazgeçmedi. Onu saygın, sanatçı kılan da bu duruşu oldu. Çünkü o biliyordu ki iktidar yalakasından sanatçı çıkmaz.

Diktatörler dini, etnik kimliği, sanatçıları, her şeyi istismar eder. Erdoğan da Ahmet Kaya'yı istismar etti. Diyarbakır'da, 'Ahmet Kaya, bugün yaşasaydı, o da bugün aramızda olurdu' diyor. Ahmet Kaya yaşasaydı, Gezi eylemcilerinin yanında olurdu ve şimdi hapisteydi. Neden Gezi eylemcilerinin yanında olurdu: Gezi eylemlerinde, Taksim protestolarında 7 bin 478 yurttaşımız polis şiddetiyle yaralandı, 91 kişi kafa travmasına uğradı, binlerce genç insan işkence gördü, görmeye devam ediyor, gencecik çocuklarımızdan 10'u aşkını gözünü yitirdi, bir kişinin dalağı alındı, 7 gencimiz hayatının baharında öldürüldü. Ahmet gibi duyarlı bir sanatçı, böyle bir olay karşısında Recep Tayyip Erdoğan'a övgüler düzebilir miydi, böyle bir şey yapabilir miydi? Ahmet Kaya'yı istismar etme. Ahmet Kaya yaşasaydı Gezi eylemcilerinin yanında olurdu, sen de onun karşısında olurdun. Ahmet Kaya, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Ali İsmail Korkmaz için türküler, ağıtlar yakardı. O bu toprakların insanıydı, mazlumun yanında, zalimin karşısındaydı. Sen Ahmet Kaya'yı tanımıyorsun, türkülerini bile dinlememişsin. Ahmet Kaya kimdir onu bile bilmiyorsun, çünkü sen içinden geldiği gibi konuşamıyorsun, cama yazıyorlar, oradan okuyorsun. Camdan adam olmaz. Ahmet Kaya, 12 Eylül zulmüne uğrayan, hapislerde çürüyen pek çok insan için türküler yazdı, söyledi, ağıtlar yaktı. Onları hepimiz dinledik. Ahmet Kaya'yı sen nasıl ağzına alabilirsin, bir diktatör Ahmet Kaya'yı nasıl ağzına alabilir. Senin özel yetkili mahkemelerin Ahmet Kaya'nın dışarıya gitmesine yol açtı. Sen şimdi özel yetkili mahkemeleri savunmuyor musun? Ahmet Kaya'nın bir türküsü var: Haydi sen işine git/ Herkes kendi işine/ -Sokaklarımda, Taksim, Uludere'de- zulüm var lo/ Düşemem zalimin, -Tayip'in- peşine lo. Diye seslenirdi Ahmet Kaya.

'HANGİ YÜZLE ERDOĞAN'A ÖVGÜLER DÜZÜYORSUN?'
Şivan Perwer önemli bir sanatçı, Halepçe vahşetini en güzel okuyanlardan biri. Kürtçe'yi bilmesek bile o türküyü dinlediğimizde tüylerimiz diken diken olur, orada bir insanlık dramının anlatıldığını biliriz. Diyarbakır'a gittin, sahneye çıktın. Roboski'de, yani Uludere'de öldürülen 34 yurttaşımızın hesabı verilmeden, hesabı sorulmadan hangi yüzle Erdoğan'a övgüler düzüyorsun? Dışarıda oturacaksın, Uludere'de öldürülen yurttaşlara üzüldüğünü söyleyeceksin, failleri meydanda, talimatı veren Erdoğan, sen ona övgüler düzeceksin. Sen sanatçısın, sesine, sanatına saygı duyarız ama sanatçı zalimin yanında yer alan kişi değil, zalimin karşısındadır. Ahmet Kaya'nın gösterdiği yürekliliği göster. Şivan Perwer de unutmasın, çıktığı sahnede bir sanatçı kimliğini geride bıraktı. AKP'nin seçim propagandası afişine malzeme oldu. Bir sanatçı o duruma asla düşmemeli.

'ANNENİN ÇIĞLIĞI VİCDANINIZI KANATMALI'
Diyarbakır'da barıştan bahsediyor. Önemli bir aşama katetmiş. Barzani değişmedi, Irak değişmedi. Erdoğan değişti.

Medeni Yıldırım'ın annesi tek başına Diyarbakır'da Erdoğan'a sesleniyor; 'senin vicdanının yok mu oğlumun katilini neden bulmuyorsun.' Bu kadının sesi binlerden daha güçlüdür. Bir annenin çığlığı sizin vicdanınızı kanatmalı. Ama öbür tarafta şov yapılıyor, binlerce Diyarbakırlı Erdoğan'ı alkışlıyor. Diyarbakırlıların bunu görmesi lazım.

Cezaevleri insanların ölüme terkedildiği yerler değildir. Hastalar hapishanede kalmasın, tedavi görsün diye teklif verdik. Teklif bugün Genel Kurul'da görüşülecek.

Barış için önce Suriye politikasından vazgeçin. Diyarbakır'daki tablo yanlış Suriye politikasının sonucudur. Barışın olmasını istiyorsanız önce faili meçhul cinayetleri aydınlatacaksın.

Barış istiyorsan valin millete küfretmeyecek, sen de küfretmeyeceksin. O lafın arkasında hiçbir Adanalı kalmamalı. Barış istiyorsan muhalefetten düşman diye sözetmeyeceksin."

'CUMHURBAŞKANLIĞINA ADAY DEĞİLİM'
Grup toplantısı sonrası gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanlığına aday olacağım iddiası gerçek dışı" diye konuştu.