Kılıçdaroğlu: Halkın direnme hakkı ortaya çıkacaktır

Anayasa’nın askıya alındığını ifade eden CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu, “Devletin parlamentosu yürütmenin baskısı altında, yargı yürütmenin kontrolü altında. Bu süreç biraz daha hızlanarak giderse halkın direnme hakkı ortaya çıkacaktır" dedi.

kemal-kilicdaroglu-221214

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM Grup Toplantısı’nda konuşma yaptı.

Kılıçdaroğlu’nun açıklamalarından öne çıkanlar şöyle;

HSYK'da görev yapan hakimlerin tanımına bakın: Sosyal demokratlar, ülkücüler, cemaatçiler, AKP'liler... Böyle bir yargı sistemine dünyanın hangi ülkesinde güven duyulur? Bir yargıcı siyasi kimliği ile tanımlarsanız ona kim güvenir?
Adaleti dağıtacak kişinin namuslu insan olması lazım. Bütün kaygılardan arınması lazım. Vicdanının sesini dinleyip, öyle karar vermesi lazım. Siyasi inancına, dinsel inancına göre adalet sağlayıp dağıtamaz.

Yargı ile ilgili düzenleme yaptıklarında 'yanlış yapıyorsunuz' dedim. 'Hayır siz bilmiyorsunuz' dediler. Şimdi, yaptıkları düzenlemelerden kendileri şikayet ediyorlar. İstediği gibi karar vermiyorlar diye. Bir diktatörün beklentisine uygun karar verirse yargı, ona diktatörlüğün yan organı denir. Goebbels ne diyor: 'Führer nasıl karar verecekse Almanya'daki yargıçlar da o paralelde karar vermelidir.' Kimse kusura bakmasın, buna izin vermeyeceğiz.

Çıktı, milletvekillerine 'tuzluk' dedi. Ben de kendilerine 'tuzluk' denilen AKP Grubu'na seslendim, 'Siz gerçekten tuzluk musunuz yoksa milletvekili misiniz ' Tek cümle çıkmadı. Bu nedir? Yasama organı yürütmenin vesayeti altında demektir.
Son yolsuzluk olaylarında 50'ye yakın AKP milletvekili 'Burada yolsuzluk vardır, gitsinler Yüce Divan'a' diye oy verdi. Yanında oturan arkadaşı, vicdanı ile oy veren milletvekiline 'hain' dedi. 'Hain' diyen kişi asıl yasama organına ihanet ediyor. Asıl hain odur. AKP milletvekillerinin oyları ile dört Bakanın Yüce Divan'a gitmemesi yönünde karar çıktı. AKP Grubu, bir kişinin sözünden çıkmıyor. Milletin değil, bir kişinin. O nedenle ciddi bir sorunumuz var.

Eğer ülkede yargı zarar görürse, hukuk olmazsa, adalet olmazsa yabancı sermaye oraya gelmez. Çünkü mal varlığının güveni yoktur. Örnek var. TMSF, hükümetin elindeki el koyma organıdır. En son Show TV'ye el koydular, havuz medyasına teslim ettiler. Nasıl bir düzen bu, anlamak mümkün değil. Nasıl bir gözü karalıktır, anlamak mümkün değil.

"YENİDEN KURTULUŞ SAVAŞI BAŞLATMALIYIZ"

O nedenle söylüyorum işadamına, işçiye, çiftçiye, hak arayan kim varsa, hepimiz oturup yeniden düşünmek, karar vermek zorundayız. Yeniden bir ulusal kurtuluş savaşını başlatmak zorundayız.

Biz ulusal Kurtuluş Savaşı'nı verirken, hiçbir zaman ne inanç ne kimlik ne başka bir ayrım yaptık. Bu topraklarda yaşıyorsak, çocuklarımıza karşı görevlerimiz vardır.

"HALKIN DİRENME HAKKI ORTAYA ÇIKACAKTIR"

Anayasası askıya alınmış bir devlet var, parlamentosu yürütmenin baskısı altında, yargı yürütmenin kontrolü altında. Dolayısıyla bu süreç biraz daha hızlanarak giderse halkın direnme hakkı ortaya çıkacaktır.

"NAMUS VE ŞEREFİNİ ÇÖPE ATACAKSIN"

Cumhurbaşkanıyla ilgili madde de askıya alınmış, çalışmıyor. Namus ve şeref kavramı, bizim dokumuz için geleneğimiz için çok önemli kavramlardır. Namus, şeref için, gerekirse her türlü mücadeleyi yaparız. Geleceksin parlamentoya, kürsüye çıkacaksın tarafsız olacağın konusunda 'namus ve şerefim üzerine and içerim' diyeceksin, parlamentodan çıkacaksın, namus ve şerefi çöp sepetine atacaksın. Bunu kabul etmiyoruz. Adam gibi adamsan, namusuna da şerefine de sahip çıkacaksın.

"GENCECİK KIZLAR PAZARLANIYOR"

Suriyeli vatandaşlar... Türkiye'de gencecik kızlar pazarlanıyor. Sorumlusu kim? Din, iman edebiyatı yapanlar. Açlıkla karşı karşıyalar. Sorumlusu din, iman edebiyatı yapanlar. Sizin dininiz, imanınız nasıl, vallahi merak ediyorum.

"ORTADOĞU'YA BARIŞ GETİRECEĞİZ"

Davutoğlu da abisi de duysun. İnşallah benim başbakanlığımda Ortadoğu’ya barış ve huzur getireceğiz. Hiç kimsenin burnu kanamayacak. Türkiye Cumhuriyeti Mustafa Kemal’in cumhuriyetedir, asla dokundurmayacağız. Barış demek Türkiye Cumhuriyeti demektir.

"ÜLKE İYİ YÖNETİLMİYOR"

Türkiye iyi yönetilmiyor. Türkiye de huzur yok. Bizim bir görevimiz var. Bütün vatandaşlarıma sesleniyorum. Cumhuriyeti kuran partiyiz. Seni vatandaş yapan partiyiz, çok partili sistemi getiren partiyiz. Kaybolan demokrasi ve özgürlüğü yeniden getirmek bizim boynumuzun borcudur.

"ÇOCUK MUSUN?"

17 Aralık’ta Bir hükümetin bir devleti nasıl soyduğuna tanık olduk. Bu valileri tayin eden kimdi, bu hakimleri, bu askerleri tayin eden kimdi, CHP miydi? Dönüyorsun utanmadan CHP’yi suçluyorsun, CHP halkın partisidir. Halkın dışında kimseyle işbirliği yoktur. Devleti teslim edeceksiniz, 12 yıl sonra bizi kandırdılar diyeceksin. Çocuk musun, hani dünya lideriydin. Kimi suçlayacaklar, CHP’yi suçlayacaklar.

Edirne’de taşkın oldu ya, onu da CHP yaptı diyecekler. Ülke kötü yönetiliyor, bu ülkenin düzlüğe çıkması lazım.

"SAHTE BİR KARAR"

Birleşik Metal-İş'in yasal çerçevede yaptığı grevi yasakladılar. Milli güvenlik nedeniyle yasakladılar, hangi milli güvenlik? Ne oldu, adam mı vuruldu, ne oldu savaş mı çıktı? Hiçbir şey yok ortada, milli güvenlik nedeniyle yasakladılar. Ama işin bam noktası şu; çıkardıkları Bakanlar Kurulu kararı da sahte. Çünkü altında imzası olan bakanlar o tarihte Türkiye'de değil, yurt dışında. Ne demek bu, önceden bunların elinden kararname taslakları alınmış, üstü dolduruluyor, piyasaya sürülüyor. İşte bu hükümet böyle bir hükümet, bu hükümet sahtekarlığı içselleştirmiş bir hükümet. Şimdi ben Davutoğlu'na soruyorum, 'sen o kararnameyi nasıl imzaladın, bakan yokken burada, hangi gerekçeyle imzaladın ' Ağabeyinden mi talimat aldın? Vallahi billahi ağabeyinden almıştır, çünkü onda düşünecek kadar zaman ve kapasite yok.

KIDEM TAZMİNATI

Şimdi kalkmış 'kıdem tazminatını nasıl halledebilirim ' Yürütme konusunda uzmanlar ya sıra geldi işçinin kıdem tazminatına onu da yürütecekler. Diyor ya 'CHP'nin görüşü yoktur' diye. Görüşüm var, kıdem tazminatı konusunda görüşümüz var; işçilerle anlaşmadan buraya getireceğin her teklife, her tasarıya CHP Grubu olarak izin vermeyeceğiz.

"O GENÇLERİN EN ÖNÜNDE OLACAĞIM"

12 Eylül darbe yasalarını tahkim etmek istiyorlar, arada boşluklar var, o boşlukları doldurmak istiyorlar. Şu yaptıkları düzenlemeye bakın gerçekten pes, tabanca olursa bir yılla yargılanıyorsun, cezayı alsan da paraya dönüşüyor ve serbest bırakılıyorsun. Sapan olursa iki yılla yargılanıyorsun, ya poşu olursa dört yılla yargılanıyorsun. Adalete bak. Bunların adaleti bu. Şimdi ben 76 milyon yurttaşıma sesleniyorum; eğer siz buna adalet diyorsanız, gidin oyunuzu verin, 'hayır adalet böyle olmaz' diyorsanız, adresiniz belli, yeriniz, yuvanız bellidir, CHP.

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın ‘Artık bundan sonra torba yasa gelmeyecek’ dedi. Davutoğlu talimat verdi, artık bunlar olmayacak’ diye konuştu. Bu yasa ne? Torba yasa.

Davutoğlu talimat vermişti. İyi de kim takar Davutoğlu'nu. Davutoğlu ayrı, ağabeyi ayrı. Sen bu talimatı verdin, senin Hükümet Sözcün çıktı açıkladı, peki bu yasa ne? Niye geliyor? Senin ağabeyin seni adam yerine koymuyor, başbakan yerine koymuyor, sen dönüp bana diyorsun 'beni başbakan yerine koy' ben seni niye yerine koyum başbakanın. Diktatörlükler böyle gelir, sanal düşman yaratarak gelir. Şimdi yeni İç Güvenlik Yasası getiriyorlar, milletin elini kolunu bağlamak için, sanıyorlar ki PKK'yı kontrol etmek için, PKK'nın hapse düşme diye bir derdi yok ki. Kimin derdi bu dert? Gezi'de eylem yapan gencecik çocukların derdi. Ne diye poşu veya yüzlerine bir şey takıyorlar. Biber gazından korunmak için. 'Bunlar için getiriliyor.' Ne getirirsen getir, hangisini getirirsen getir, söz veriyorum o gençlerin en önünde ben olacağım.

POLİSLERE ÇAĞRI

Getirilmek istenen düzen hırsızlık düzenini korumak için. Hatay Dörtyol’da bir olay olmuştu. Milletvekilinin oğlu karakolda polisleri dizdirmişti. Polisler cezalandırıldı, öbürleri ödüllendirildi. 250 bin polis kardeşime sesleniyorum, sen halkın polisi olacaksan, ben senin oyuna talibim, çünkü ben de halkın çıkarlarını savunuyorum.

250 bin polis kardeşime sesleniyorum, halkın polisi olacaksan senin oyuna talibim. CHP iktidarında tespih gibi dizilmeyeceksin. Polis kardeşim gel oyunu CHP’ye ver.

"TELEKULAK HÜKÜMETİ"

Daha önce telekulak hükümeti demiştim, vallahi telekulak hükümeti. Vatandaşlar derdini anlatsın, belki derdinizi dinlerler.

"BİZ VARKEN BAŞKANLIK SİSTEMİ GELMEZ"

Başkanlık modeli gelecek, kendi istediği başkanlık modeli olacak, diktatörlük sistemi olacak, yürütme işleri de oraya bağlanacak, ben onun neleri yürüttüğünü gayet iyi biliyorum. Daha önce ne diyordu; 1993, 'Başkanlık sisteminin ortaya çıkışı, bir özentinin sonucu, ya da Amerikan emperyalizminin bize tavsiyesidir.' Erdoğan diyor bunu, 93'te. Şimdi ne oldu birden bire, yürütme işi elinden alındı, nasıl yapacak? Başkanlık gelecek ki o işi yapsın, aile boyu bu işi yapıyorlar biliyorsunuz. Bilal oğlanı al, diğerlerini al hepsi profesyonel bu konuda. Bunların bir de genel başkan yardımcıları var, Süleyman Soylu. Ne kadar soylu bir adam bilemezsiniz. Diyor ki AKP'ye geçmeden önce, yani müzik kutusuna para atmadan önce. 'Başbakan yani Erdoğan padişah olmak istiyor, yolsuzluklarla mücadele edeceğim diyen hükümet Türkiye'yi yolsuzluk çukurunun içinde batırdı' diyor o zaman. Şimdi ne diyor? Parayı attı artık onun müziğini çalacak. 'Başkanlık sistemi sadece yer yüzünde değil, Avrupa'da, Güney Amerika'da değil, uzayda bile yapılabilecek en önemli sistemlerden birisidir.' Pes vallahi, atma Süleyman bu kadar. Ufak at da civcivler yesin...

Ne yaparlarsa yapsınlar, CHP olduğu sürece Başkanlık sistemi gelmez, bunu herkes unutsun.

"FAİZ İNDİRME YETKİN VAR"

Yeni düşman Merkez Bankası. Parlamentoda yetkiniz var. Getirin yasayı çıkarın faizi indirin. Bakın bakalım ne oluyor. Merkez Bankası'na fatura kesecekler, bütün milletimin öğrenmesini istiyorum; bunu söyleyen kişi, iradeden yoksun kişidir, iraden varsa, şikayetin varsa, parlamento burada gelir gereğini adam gibi yaparsın, yapmıyorsan şikayet etme hakkın yoktur.

"İZMİR'E DEĞİL, KUŞADASI'NA GİTTİM"

Davutoğlu diyor ki 'ben İzmir'e gittim, o da gitti' pes. Diyorum ya hayatımda bu kadar yalan söyleyen birisini görmedim, ben Kuşadası'na gittim, İzmir'e değil.

Sayfa Yükleniyor...