AK Parti'li Mustafa Şentop’tan Kılıçdaroğlu’na referandum yanıtı

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Suriyelilere vatandaşlık verilmesi konusundaki referandum önerisine yanıt veren Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, “İyi bir fikir ama anayasa buna izin vermiyor” dedi. Şentop, başkanlık sisteminden vazgeçmediklerini de ifade etti.

ntv.com.tr 12.07.2016 - 17:33

AK Parti'li Mustafa Şentop’tan Kılıçdaroğlu’na referandum yanıtı

AK Parti İstanbul Milletvekili ve Meclis Anayasa Komisyonu Başkanı Mustafa Şentop, yeni anayasa sürecinde merak edilenleri NTV'de yanıtladı. Şentop, yeni anasayada AK Parti'nin başkanlık sisteminden vazgeçmediğini söyledi. Anayasa Komisyonu Başkanı Şentop, "Diğer seçeneklere açık olduğumuzu söylüyoruz ama bu başkanlık sisteminden vazgeçtiğimiz anlamına gelmiyor" dedi.

Suriyelilere vatandaşlık verilmesi konusunda "Suriyelili bütün mültecilere vatandaşlık verileceği konusunda bir algı var kamuoyunda bu doğru değil. Bu hem Türkiye hem Suriye'nin geleceği için doğru olmaz. Bu savaş ileride bitecek ve bu nedenle onları kendi memleketleri yerine Türkiye'de tutmak yanlış.

Suriyeli mülteciler arasında vasıflı olanlar var. Bunların doktoru, mühendisi var, birçok alanda kendisini ispat etmiş akademisyenler var. Bunların bir kısmı farklı alanlarda çalışıyorlar. Ama vatandaş olmadıkları zamanda çalışanlar imkanlardan yararlanıyor ama Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmanın getirdiği mesuliyetlerden muaflar. İçişleri bakanlığımız kayıt altına alma konusuyla ilgileniyor. Kayıt altına alınırken tahsil durumlarıyla vasıflarıyla ilgili bilgiler de giriliyor ama benim bir bilgim yok şahsen rakamlarla ilgili.

Kemal Kılıçdaroğlu'nun Suriyelilerin vatandaşlığa alınması konusunda verdiği referandum önerisi aslında iyi bir fikir ama hukuki bir karşılığı yok bunun. Referandum sadece bizde anayasa değişikliği ile ilgili gidilen bir yol. Bunun dışında bir referandum yapma imkanımız yok. Bizde birçok konuda milletimizin görüşü alınması noktasında fikre sıcak bakarız. Şu an hukuken böyle bir şey mümkün değil.  Ama böyle bir görüşü varsa sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeni anayasa çalışmaları çerçevesinde bunların değerlendirilmesi mümkün olur.

YENİ ANAYASA METNİ 10 GÜN İÇERİSİNDE MECLİSE GELİR Mİ?

Mustafa Şentop, dün yaptığı 10 gün içerisinde anayasa metninin meclise götürülebileceği konusunun hatırlatılması üzerine, "Şu anda meclisin yoğun bir gündemi var. Bu gündem içinde anayasanın görüşülmesi ve netice çıkabilmesi pek mümkün gözükmüyor. Ağustos sonuna kadar meclisin gündemi dolu görünüyor. Bu sıkışık gündem içine  getirilmesi ve tartışılması çok doğru olmaz. Önümüzdeki yasama döneminde bu süreç işler" cevabını verdi.

AK PARTİ'NİN YENİ ANAYASA İÇİN YOL HARİTASI

AK Parti'nin yeni anayasadaki yol haritasını açıklayan Anayasa Komisyonu Başkanı şunları kaydetti: "24.dönemde 2001’den sonra başlayan bir uzlaşma komisyonu süreci vardı. O komisyonda tartışıldı konuşuldu ve 60 madde üzerinde de mutabık kalındı 4 parti olarak. O zaman cumhurbaşkanımız başbakandı kendisi çıktı bir çağrı yaptı muhalefet partilerine bu komisyonun ortaya çıkarttığı 60 maddeyi hadi buyurun geçirelim dedi. İlk olarak sayın Kemal Kılıçdaroğlu buna tamam dedi fakat bir hafta sonra çark etti. Olmadı ve o çalışma o şekilde kaldı. Şimdi tekrar bu dönemin başında yeniden bir mutabakat komisyonu kuruldu ve çok kısa süre içinde dağıldı. Bunun akabinde biz AK Parti olarak kendi teklifimizi paylaşma konusunda bir çalışma içine girdik. 10 gün derken kısa bir süre içinde olacağını ifade etmek için kullandım. AK Parti’nin daha önce yapmış olduğu çalışmalar var 2007 sonrasında hazırladığımız bir metin var. Onun dışında yine 24.dönemde uzlaşma komisyonuna sunduğumuz tam bir metin var. Bunlar üzerinde kısa süreli bir çalışmayla kısa bir zaman için böyle bir metnin ortaya çıkması kolay bizim açımızdan.

Bunun dışında uzlaşma komisyonu döneminde bir çok STK’lardan üniversitelerden gelen görüşler vardı bunları da değerlendirdik. Yine bizim görüşlerimizle birlikte diğer partilerin sunduğu görüşleri de değerlendirdik. Bizim metin hazırlama konusunda çok zaman özel bir çalışmaya ihtiyacımız yok. Burada yeni anayasa yapımı bir uzlaşma bir mutabakat komisyonu bağlamında olmuş olsaydı o zaman bütün siyasi partilerin birlikte hareket edeceği ve ortak bir metin üzerinde anlaşacağı bir süreç işleyecekti. Dolayısıyla yeni anayasa yapımının şu anda anayasaya göre iki aşaması var.

"TÜRKİYE İÇİN DOĞRU BULDUĞUMUZ SİSTEM BAŞKANLIK SİSTEMİDİR"

Bizim Türkiye için doğru bulduğumuz sistem başkanlık sistemidir. Fakat bu siyasette sadece bir sözü bir akademisyen gibi bir düşünce kuruluşu gibi veya bir yazar gibi bir görüşü dile getirmek yeterli değil. Bu görüşü realize edecek imkanları da değerlendirmek gerekiyor. TBMM’de anayasa değişikliği veya yeni anayasa bugünkü düzenlemelere göre bunun en az 330 milletvekilinin oyunu alması lazım ve şu anda her madde görüşülüyor, tekrar görüşülüyor ve her görüşmeden sonra oylama yapılıyor. Demek ki 100 maddelik bir anayasa olsa 200 madde görüşülecek her seferinde ayrı bir oylama yapılacak. Bu süreçlerin içinde 300 sayısını geçmesi gerekiyor. Ondan sonra referanduma gidecek. Böyle bir metnin başkanlık sistemi üzerine hazırlanmış bir metnin referanduma sunulması halinde bunun milletimiz tarafından kabul edileceğine dair hiçbir tereddüdümüz yok. Ama bu işin millete götürülmeden önce meclis safhasında sayısal anlamda bir sıkıntı var. Dolayısıyla bizim çıkış noktamız ideal olan başkanlık ama şu andaki sisteminde sürdürülemez bir sistem olduğu kanaatimiz var.

Ekim 2007’de yapılan referandumla kabul edilen bir değişiklikle cumhurbaşkanı halk tarafından seçilir hale geldi ve 10 Ağustos 2014’te ilk defa Türkiye'de halk tarafından cumhurbaşkanı seçildi. Bununla birlikte bir ülkede cumhurbaşkanı halk tarafından seçiliyorsa orası artık yarı başkanlıktır şeklinde değerlendirme var. Fakat yetkileri, hükümetle ilişkileri, meclisle ilişkileri bakımından bir karmaşa var. Bu sürdürülebilir bir sistem değil. Dolayısıyla biz bu sistemi iyileştirecek her türlü adıma da açık olduğumuzu söylüyoruz. Ama bu başkanlık vazgeçtiğimiz anlamına gelmiyor. Daha sonra yine yeni anayasayla ilgili, başkanlıkla ilgili kararımızı sürdüreceğiz. En geç yapılacak olan seçimde ortaya çıkacak olan tabloda yeni anayasayı ve başkanlığı getirecek olan imkana da sahip olacağımızı da düşünüyoruz.

"TÜRKİYE AÇISINDAN FEDERASYON MÜMKÜN DEĞİL"

Başkanlık sistemi bizim hedefimiz ve ideal olan budur ama Türkiye'de diğer partilerle anlaştığımız taktirde destek bulduğumuz taktirde yarı başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı modeline de açık olduğumuzu şuan sürdürülemeyecek bir sistemin iyileştirilmesi anlamında bunlara açık olduğumuzu söyledik. Başkanlıkla ilgili bizim teorik bir modelden ziyade komisyona sunduğumuz somut, maddeler halinde sunduğumuz bir model var. Bu model iskeleti itibariyle ana hatları itibariyle ABD’deki başkanlık sistemini esas alıyor. Başkanın seçilmesi, görevleri, ABD anayasasında başkana tanınmış olan yetkiler, yasama ile ilişkileri büyük ölçüde o modele benziyor. Farklılaşan iki temel noktamız var. Bunlardan birisi federasyon meselesi. Bu konuyu bilenler için söylenmesi lüzumsuz olan bir şey bu çünkü üniter yapı federasyon ayrı bir husustur, başkanlık sistemi parlamenter sistem tartışması ayrı bir husustur. Bir ülkede başkanlıkla birlikte federasyon olabilir ama başkanlık olur üniter devlet modeli de benimsenebilir. Dolayısıyla bunlar birbirinin ayrılmaz parçası değil. Bizim önerdiğimiz model üniter devlet modeli üzerinden bir başkanlık öneriyoruz. Federasyon mu olsun üniter mi olsun diye bir tercihte değil bu. Türkiye açısından federasyonun tarihi, siyasi şartları yok. Federasyon anayasa yazarak olacak bir şey değil. Bir Amerikalı siyaset bilimcinin çok önemli bir sözü var. “Federasyon devletin türevi değil toplumsal yapının türevidir” diyor. Bu topraklarda 1000 yıldan fazla bir zamandır üniter devlet modelinin geçerli olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla bu anlamda bir farklılığımız var. İkincisi de çift kamaralı meclis yok bizim önerimizde. Senato tecrübesi Türkiye'de 61’le 80 arasında kötü bir tecrübe olarak hatırlanıyor. Daha süratli çalışan bir parlamento olması anlamında buna ihtiyaç yok.

"HÜKÜMET SİSTEMİYLE İLGİLİ TARTIŞMA YENİ BİR TARTIŞMA DEĞİL"

Bizim hükümet sistemiyle ilgili tartışma yeni bir tartışma değil. 61 anayasasının hazırlandığı dönemin hemen akabinde hükümet sistemi tartışmaları var Türkiye'de. Başkanlık, yarı başkanlık veya yürütmenin güçlendirilmesi tartışmaları var. 27 Mayıs 60 darbesinden sonra Millet tarafından seçilerek oluşturulan iktidar parçalanmış, bölünmüş ve zayıflatılmış. Yasama organı millet seçiyor ikiye bölmüşler. TBMM ve senato diye yasamayı zayıflatmışlar. Hükümet aynı şekilde cumhurbaşkanı ve başbakan şeklinde birlikte çalışma mecburiyeti olan iki kanat olarak tasarlanmış. Hükümetin ömrü azami 4 sene cumhurbaşkanı 7 sene. Halbuki bizim 27 Mayıs 60 öncesi cumhuriyetin ilk anayasasında cumhurbaşkanlığının görev süresiyle meclisin seçim dönemi eşitlenmiş. Yeni meclis cumhurbaşkanını seçiyor. Bu meclisin oluşturduğu destek verdiği hükümetle yine meclis içinden seçilen cumhurbaşkanının aynı siyasi görüşten olması sağlanıyor. Fransa’da da 1958 anayasası cumhurbaşkanının süresini 7 yıl olarak belirlemiş meclisin süresi 4-5 yıl.  Bunun için anayasada değişiklik yaptı Fransızlar. Cumhurbaşkanı seçimi oluyor halk tarafından bir hafta sonrada meclisin seçimi yapılıyor. Bizim burada partili cumhurbaşkanlığı ile kastettiğimiz şey cumhurbaşkanının seçildikten sonra anayasada yer alan partisiyle ilişiği kesilir gibi bürokratik veya asker kökenli bir cumhurbaşkanına göre tasarlanmış bir anlayışın ortadan kaldırılması. Bir çok anayasaya baktık Fransız anayasası mesela orada da cumhurbaşkanının hukuki anlamda teknik bir tarafsızlığı öngörülmüş ama siyasi partiden istifa etmesi gibi bir şart yok. Bu tamamen Türkiye'ye darbe dönemlerinin getirdiği Türkiye'ye siyaseti kötü gören bir bakış açısıyla konuşmuş bir düzenleme. Bu ortadan kalktığı taktirde hükümetle cumhurbaşkanının daha rahat çalışabileceği bir ortamın olacağını düşünüyorum. Bu yarı başkanlık içinde önemli bir adımdır.

Sayfa Yükleniyor...