BDP Genel Başkan Yardımcısı Gültan Kışanak, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, özellikle son yıllarda üniversite öğrencileri üzerindeki baskının arttığını savundu.

İstanbul'daki gösteride, ''öğrencilerin meydan dayağına çekildiğini, adeta linç edildiğini'' ileri süren Kışanak, kameraların önünde gençlere işkence uygulandığını söyledi. Gençlerin demokratik mücadelelerinin hiç bir zaman sindirilemeyeceğini belirten Kışanak, ''Biz de bu mücadelede onların yanında olacağız, onlara destek vereceğiz'' dedi.

Öğrencilerin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın üniversite rektörleri ile yaptığı toplantıya temsilci göndermek istediğini, ancak bu demokratik talep karşısında ''meydan dayağından geçirildiklerini'' savunan Kışanak, ''Ama o toplantıda Sayın Başbakan'ın kızı boy gösteriyordu. Başbakan'ın kızına serbest olan bir toplantı, bu ülkenin üniversite geçliğine kapalı. İşte AKP'nin demokrasi ve özgürlük anlayışı böyle. Her şey kendisi için özgürlük alanı, ancak kendisi dışındaki herkese, her şey yasak'' diye konuştu.

AK Parti grubundan bir sözcünün, konuyu değerlendirirken, ''polis görevini yapmayacak mı?'' şeklinde bir ifade kullandığını belirten Kışanak, şunları söyledi:

''Polisin görevleri arasında, linç etmek, meydan dayağı çekmek, çocuk düşürecek derecede darp etmek ve işkence yapmak var mı? Hangi yasada bu yazıyor? Demokratik hiç bir ülkede, hiç bir güvenlik gücünün böyle bir görevi olamaz. Ama eğer AKP'nin özel bir görevlendirmesi var ise bunu da çıksın kamuoyuna açıklasın. Acaba hangi genelge ile bu yetkiyi verdiler? 'Yere düşen öğrencinin üzerinde tepinmek de sizin görevinizdir' diye yazdılar mı?''

BDP Diyarbakır Milletvekili ve TBMM İnsan Hakları İnceleme Komisyonu Üyesi Akın Birdal'ın, komisyonun bu konuda harekete geçmesi için başvuruda bulunduğunu belirten Kışanak, parti olarak bu olayın peşini bırakmayacaklarını ifade etti. Kışanak, ''Bir grup genci onlarca polisin ayakları altında ezdiren AKP anlayışını mahkum etmek için sonuna kadar mücadele edeceğiz. Emniyet Müdürü açığa alınıncaya kadar mücadelemize devam edeceğiz'' dedi.

'TOPU TACA ATMAKTAN VAZGEÇMELİ'
Başbakan Erdoğan'ın, rektörlerle yaptığı görüşmede, Kürt sorununun da gündeme geldiğini belirten Kışanak, Erdoğan'ın, ''Bu sorun artık inkar edilemez. Bu sorunu üniversiteler de gündemine almalıdır'' dediğini ifade etti. Bunun geç kalmış bir söylem olduğunu savunan Kışanak, şöyle devam etti:

''Ama söylemi önemli buluyoruz. Çünkü Başbakan daha önce, 'Düşünmezseniz, Kürt sorunu yok olur' diyen bir Başbakan'dı. Bugün bu noktaya gelmiş olmasını önemsiyoruz.

Kürt sorunu siyasal bir sorundur. Başka bir yere havale edilecek bir sorun değil. Siyasi çözüm üretilmesi gereken bir sorundur. Başbakan, kendisi öncelikle bu sorumluluğu almalı ve siyasi çözüm projesini kamuoyu ile paylaşmalı. Üniversiteler, bunun önünü açan, bu konuda olanak, imkan yaratan bir pozisyonda olmalıdır. Ancak, öncelikle hükümetin, Kürt sorunu konusunda nasıl bir çözüm öngördüğü açığa çıkmalıdır.

Kendisi siyasal sorumluluk almaktan kaçınarak, adeta topu atarcasına sağa sola görevler vererek bu işin altından kalkamaz. Biz, 'Bu sorunun anayasal düzeyde çözümü nedir' bunu öğrenmek istiyoruz. Kürt sorununun kaynağı inkarcı, tekçi, vesayetçi anayasadır. AKP hükümeti yeni anayasayı vaat olarak toplumun önüne koyuyor. 'Bana oy verirseniz ben de size yeni anayasa veririm' demek istiyor. Sen nasıl bir anayasa öngörüyorsun, önce bunları kamuoyuna sun.

Başbakan'ın, Kürt sorunu konusunda topu taca atmaktan vazgeçip anayasal düzeyde Kürt sorununa nasıl bir çözüm önerdiğini artık kamuoyuna açıklaması gerekir.''

'BİZ CESURUZ'
AK Parti sözcülerinin, BDP'ye yönelik olarak ''Sinn Fein kadar cesur olsunlar'' şeklinde ifade kullandıklarını belirten Kışanak, partilerinin, Kürt sorunun çözümü konusunda cesur olduğunu, ağır bedeller ödediğini söyledi. Kışanak, ''Biz verdiğimiz mücadele ile senin de eğer istersen kimliğini açıkça ifade edebilme hakkını savunuyoruz sayın sözcü. Bu mücadele olmasaydı, kendi kimliğini gizleyen bir insan olarak politika yapacaktın'' dedi.

Kışanak, öncelikle AK Parti'nin, halkı kandırma hesaplarından vazgeçerek çözüm politikalarında cesur olması gerektiğini ifade etti.

Gültan Kışanak, Kürt sorununun çözümü kapsamında Meclis'te ''Hakikatleri araştırma komisyonu'' kurulması gerektiğini sözlerine ekledi.