Kız okulu cinsiyetçi düzeni pekiştirir

Mardin Valisi’nin kız çocukları için önerisiyle ilgili, uzmanlar; "Ayrımcılığı doğal hale getirir, öyle ki kadınlar bile kendilerine verilen değeri özümser" diyor.

07.05.2009 - 16:25

Kız okulu cinsiyetçi düzeni pekiştirir

Mardin Valisi Hasan Duruer, Mardin'deki katliamın ardından NTV’deki Canlı Gaste programına katıldı ve cehalete vurgu yaparak kız çocukları ile erkek çocuklarının ayrı okullarda okutulması gerektiğini söyledi.


Vali bu önerisinin gerekçesini ”Yörenin örf, adet ve inançları gereği, ayrı okulların olması; kızların eve mahkum olmasından daha iyi olacaktır diye düşünüyorum” sözleriyle açıkladı.

ntvmsnbc’ye olası uygulamayı değerlendiren uzmanlar, Vali Duruer'in önerisinin mevcut yasalarla çeliştiğini ve hedeflenenin tersine, bu yörelerde görülen cinsiyetçi ve ayrımcı yapıyı besleyeceğini öne sürdü. Uzmanların değerlendirmeleri şöyle:


Zübeyde Kılıç (Eğitim Sen Başkanı):
VALİ YASAYI ÇİĞNİYOR
Kentin en üst mülki amirinin, anayasada, yasalarda, ilköğretim temel kanununda, eğitim ve öğretimle ilgili tüm mevzuatta yer alan eşitliğe aykırı ve cinsiyetçi yaklaşımını her şeyden önce hukuksal olarak problemli görüyorum. Dolayısıyla bir anlamda kendisi yasaları çiğnemiş oluyor. Yasalar, kız ve erkek öğrencilerin herhangi bir ayrımcılığa gitmeden aynı ortamlarda eğitim görmesi noktasında düzenlenmiştir.

GÖREVDEN EL ÇEKTİRİLSİN
Niyet açısından da asla kabul edilebilir değil. Eğitim-öğretim ortamının düzenlenmesiyle ilgili ciddi yetkililerle donatılmış olan bir kişinin böyle bir zihniyetle hareket ediyor olması, son derece kaygı verici bir durum. Bizim yapmamız gereken, eğitim öğretim süreçlerinde cinsiyetçi, ırkçı, gerici ve bütün ayrımcı politikaları ortadan kaldırmaktır. Kız öğrencileri ayrı bir okulda eğitim-öğretim ortamına katmaya çalışmak, aslında kız öğrencilere bakışı ve gerçek düşünceyi ortaya koymaktadır. Sonuçta kız ve erkek çocuklarını, daha okul sıralarından itibaren birbirinden ayırmaya, soyutlamaya, birbirinden farklı şekillerde konumlandırmaya çalışırsanız, var olan zihniyeti aşan değil, o zihniyeti güçlendiren bir uygulamaya imza atmış olursunuz. O anlamda da biz bu düşünceyi kınıyoruz. Bu konuda en kısa sürede bir açıklama bekliyoruz. Bunu ifade eden Duruer'in, eğitimle ilgili daha bir dizi problemli kararın altına da imza atabileceği kaygısıyla bir an önce görevden el çektirilmesi gerektiğini düşünüyoruz.

VAR OLAN ZİHNİYETE MEŞRU GÖZTERİR
Ne yazık ki bunun benzer adımlarını da görüyoruz. Örneğin Milli Eğitim Bakanlığı’nın getirdiği son düzenlemeyle nişanlı kız çocuklarının okula devamının sorun olmayacağı ifade edildi. Bu da aslında nişanlanmayı, erken yaşta evliliği ve kız çocuklarının sonuç itibariyle eğitim ortamından alıkonulmasını özendiren bir durum. Vali'nin yaklaşımı kız çocuklarının okula kazandırılması için masum bir uygulama gibi görülebilir ama bu bir zihniyeti pekiştirmek, o zihniyetin devamını sağlamaktır.

Valinin görevi bu zihniyeti onaylayacak, meşru hale getirecek, o zihniyete teslim olacak bir uygulama yapmak değil, bunu ortadan kaldıracak, toplumun değişmesini, dönüşmesini sağlayacak uygulamalar yapmaktır. Aksi takdirde toplumu geriye götürecek unsurlara göre düzenlemelerle düzenleyecek olursak, yaşamın bugün bulunduğu noktalardan çok daha geri noktalara gideceğini tasavvur edebiliriz. Bizden çok daha geri ülkelerde bu uygulamalara belki rastlamak mümkün ama gelişmiş eğitimin ileri, bilimsel, laik içerikle sürdürüldüğü hiçbir yerde, bunun örneklerine rastlamak mümkün değil.

Liz Amado (Kadının İnsan Hakları Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı):
CİNSİYETÇİ DÜZENİ PEKİŞTİRİR

Geniş kapsamlı ve uzun vadeli düşünüldüğü zaman aslında bu uygulamanın temelinde, varolan cinsiyetçi yapıyı daha da belirginleştirilmesinin güdüldüğünü düşünüyorum. Hem cinsiyet ayrımcı yapıyı pekiştirmeye, hem de toplumda çeşitli sosyal, politik ve ekonomik nedenlerle oturmuş, ataerkil düzenin sonucunda varolan ayrımcılığı pekiştirmeye yönelik çok ciddi bir tehlikelere neden olabileceğini düşünüyorum.

BUNU YAPARAK ATAERKİL DÜZEN BAŞTAN KABUL EDİLİYOR
Kızların okula gönderilmemesi sorununu bu şekilde çözmeye yönelmenin, faydadan çok zarar getireceğini düşünüyorum. Böylelikle, “Biz bu ayrımcı ataerkil düzeni tamamen kabul ediyoruz, kızları da ancak bu düzenin içinde var edebileceğimizi kabul ediyoruz ve bunun için çalışıyoruz” denmiş oluyor. Oysa ki Türkiye’nin yasalarına ve imzaladığı uluslararası sözleşmelere baktığımız zaman, bütün bu eşitlik ilkesine aykırı bir düzenleme çıkıyor.

Kız çocukları ile erkek çocuklarını ayrı okula gönderdikten sonra, onların okul dışındaki ilişkilerinde ya da eğitim hayatlarından sonraki iş yaşamlarında ya da evlendiklerinde, sağlıklı iletişim kurabilmelerini ya da birlikte eşit olarak var olmalarını nasıl sağlayacaksınız?

BENZERİ BAŞKA ÜLKELERDE YOK
Bazı İslam ülkelerinde, kız çocuklarıyla erkek çocuklarının ayrı okullara gitmesine dayanan uygulamalar var tabii. Ama bunun gerekçesi hiçbir zaman ayrımcılığı ortadan kaldırmak ya da kadın haklarını korumak olarak sunulmuyor. Benzer uygulamaların ayrımcılığı ortadan kaldıracak bir çözümmüş gibi sunulduğuna dair hiçbir bilgim yok.

Karşı karşıya olduğumuz olay, gerçekten çok boyutlu bakılması gereken bir olay. Bölgedeki silahlanmadan tutun da yoksulluğa, ataerkil geleneklere ve ayrımcılığa kadar birçok olguya bir arada bakmayı gerektiriyor. Bence burada birkaç şeyi öncelikle düşünmek gerekiyor: Biri de 'Kadınların ve kız çocuklarının bu gibi ortamlarda yeniden mağdur edilmesini önlemek için gerçekten neler yapılmalı' sorusunun cevabıdır.

SORUN SİSTEMATİK VE POLİTİK
Burada çok kilit bir unsur, siyasi irade... Mardin’de yaşanan son olayın sonrasında yaşananlara bakıp herkes bir takım sebepler sıralıyor ama katliamın altında yatan aslında daha sistematik ve politik bir sorun. Bu çok fazla konuşulmuyor. Bunun konuşulması ve burada kız çocuklarının, kadınların güçlendirilmesine yönelik, öncelikle kaynak ve olanak sağlamak gibi basit, temel şeylerin yerine getirilmesi gerekiyor. Geçtiğimiz on yılda yasalarda gelişme kaydettik ama uygulamaya yönelik politika geliştiremedik, kaynak yaratamadık, takip yapmadık.

Örneğin yaşanan son olayda, evlilikle ve bu köydeki kızla bağlantılı şeylerin olduğu söyleniyor ama kadınların iradesi söz konusu bile değil. Bahsettiğimiz şey, toplumsal bir bakış açısı ile ilgili, elle tutulur bir şey değil. Bizler buna karşı çıkmanın yolunu hep yasalar ve insan hakları üzerinden olduğunu savunuyoruz. Bu duruma karşı söyleyecek bir sözün olması, bir sistemin oluşması ve kadınların-kızların bunları kullanacak şekilde güçlendirilmesi gerekiyor. Ama bu okulları ayırarak olmaz."



Sevil Gümüş (Pedagog):
KIZLAR KENDİLERİNİ DEĞERSİZ HİSSEDECEK

Eğer böyle bir uygulama yapılırsa, kızlar öncelikle çevrelerindeki akrabalarının, toplumun, kültürün verdiği gizli-açık mesaj ve hakaretlerle kendilerini değersiz hissedecekler. Bir süre sonra kızların okullarına farklı kavramlar yüklenecek ve sanki kızların okulu önemsiz, erkeklerin okulu önemli izlenimi verilecek. Bu izlenimle de kız çocuklar, kendilerini erkek çocuklarından daha değersiz gibi görecek, bunu içselleştirecek ve böyle bir hayatı kabullenecekler. Bir anlamda bu uygulamayla ortadan kaldırılmaya çalışılan yapı, kızlar tarafından içselleştirilecek.

Okul öncesi eğitim yaygınlaşıyor, bizler kız ve erkek çocuklarını bir arada tutarak sosyal ve duygusal becerilerini geliştirmelerine yardımcı oluyoruz. Eğer söz konusu ayrı okul uygulaması yürürlüğe girerse çocuklar, erkeklerin farklı, kızların farklı özelikleri olduğunu anlayamayacak. Yani birlikte yaşamayı gerektirecek sosyal ve duygusal becerilerini geliştiremeyecekler ve toplumun yönlendirmesiyle yaşıtları olan erkek arkadaşları tarafından hor görülecekler.

Şu anda lise çağında kız meslek lisesi ya da erkek lisesi gibi uygulamalar var fakat buraya gelmeden önce ilköğretim çağında çocuklar karma eğitimde bir arada bu tür becerileri geliştirme şansı buluyor.

KARŞI CİNSE İLGİ ARTAR
Ayrıca, cinsel anlamda kızların erkeklere olan ilgisi, erkelerin kızlara olan ilgisi de bu uygulamayla artacak. Çünkü gerçek hayatta günün büyük bir kısmını geçirdikleri karşı cinsten mahrum yaşayacaklar. Beraber olsalar, arzu ve duygular doyuma ulaşacak, ama yasaklanırlarsa birbirlerine olan ilgileri de artacak.

EZİK ANNELER VE SORUMLULUKLARI ALTINDA EZİLEN BABALAR YARATIR
Okul bitince, bu tür okullardan mezun olan kızlar, erkeklerin yanında kendilerini güvensiz hisseder ve potansiyellerini gerçekleştiremezler. Onlarla iletişim kurmaktan çekinir ve utanırlar. İleride kadın-erkek ilişkisinde ve evlilikte problemler artar. Haklarını arayamazlar, özgüvenleri gelişemez. Toplumda hep ezik kalırlar. Kendine güveni olmayan, ezik hisseden kadınlar, aile bireyi olunca, babalar bütün sorumlulukları taşımak zorunda kalır ve bu sorumlulukların altında ezilir.

Aykut Akova (Pedagog):
İLERKİ YAŞAMLARINI ETKİLER

Cinsel kimlik çocuklarda 7-8 yaşlarında oturur. Bu yaşlarda çocuklar kendi kimliklerinin karşı
cinsten farklı olduğunun ayırdına varır. Ayrım olduğu zaman, hem çocuğun psikolojik durumu bozulur hem de iletişim yeteneği gelişmez.

Kız çocuklarına ayrı okullarda eğitim verilmesi bu anlamda çeşitli sakıncalar taşıyor. Örneğin bazı kız liseleri var, biz buralardaki ayrı ayrı okuyan kızların ileride iletişimde güçlük çektiklerine tanık oluyoruz. Bu ayrım küçük yaşlarda yapılırsa etkileri daha da çok olacaktır.

CİNSİYETÇİ YAPIYI ÖZÜMSERLER
Bununla birlikte kızların ayrı okulda okuması, var olan cinsiyetçi toplumsal yapının kızlar tarafından özümsenmesini ve ister istemez bunu benimsenmesini de beraberinde getirir.

  • Etiketler :

Sayfa Yükleniyor...