Bosna-Hersek'in Mostar kentinde Neretva Nehri üzerine Mimar Sinan'ın öğrencisi Mimar Hayreddin tarafından 1566 yılında inşa edilen köprü, şehre ismini vermekle kalmadı, yıllarca "medeniyetleri birleştiren" bir simge konumunu da üstlendi. Kentin Boşnak ve Hırvat kesimlerini bağlayan ve Neretva nehrinden 24 metre yüksekte, 30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğinde olan Mostar Köprüsü, cesur sporcular tarafından yıllarca bir atlama platformu olarak da kullanıldı.

Mostar kentinin adeta "ruhu" olarak da bilinen bu tarihi köprü, 9 Mayıs 1993'te, Bosna-Hersek'teki savaşın en acımasız saldırılarından birinin kurbanı oldu. Yüzyıllar boyunca Bosna'da hoşgörü ve kültürel çeşitliliğin sembolü olan bu tarihi köprü, Hırvat birliklerinin tank atışlarına dayanamayarak 9 Kasımda Neretva'nın sularına kendini bıraktı. Mostar'ın "ruhu", "gerdanlığı" 427 yıl sonra yok olmuştu... Ancak bu kültürel mirasın katledilişinin saniye saniye görüntülenmesi sayesinde dünya bu olaya sessiz kalmadı. Türkiye'nin girişimleriyle aslına uygun olarak inşa edilen Mostar Köprüsü, 2004 yılında yeniden Neretva'nın kollarında "medeniyetleri birleştirme" görevini üstlendi.

Mostar Köprüsünün yıkılış anı ise o tarihte Bosna-Hersek ordusunda gönüllü olarak görev yapan 20 yaşındaki Eldin Palata sayesinde kayıt altına alındı.

Eldin Palata, 17 yıl önce bugün yaşanan o tarihi anı anlattı. Savaş başladığı sırada ailesiyle birlikte Almanya'ya mülteci olarak gittiğini, ancak ülkesini savaşta yalnız bırakmamak için kendisinin Mostar'a geri dönerek Bosna-Hersek ordusuna katıldığını söyledi.

O gün izinli olduğunu ve elinde amatör bir kamera bulunduğunu ifade eden Eldin Palata, "Özellikle köprünün bombalandığı günlerde kentte elektrik olmuyordu. 9 Kasım günü kameranın şarjı az kalmıştı. Evimden kamerayı aldım ve köprüyü görebileceğim alana gittim. O gün köprünün yıkılacağını düşünmemiştim, ama birkaç gün içinde köprüyü yıkacakları kesintisiz yapılan bombalamadan belliydi" dedi.

Eldin Palata, çekime başladığı sırada tarihi köprünün de tank atışlarıyla dövülmeye başlandığını belirterek, o anı şöyle anlattı: "Bugün profesyonel kameraman olarak çalışıyorum ve objektiften baktığınızda her şey farklı görünüyor. Köprünün suya düştüğü an Neretva Nehri de kan kırmızısı rengine bürünmüştü. Çekerken hep bunun bir film olduğunu, kamerayı bıraktığımda köprüyü eski yerinde göreceğimi düşünmüştüm. Kamerayı kapattığım an donup kaldım, çünkü köprü yoktu. Gördüklerim film değil, gerçe ğin ta kendisiydi. O anı şu an bile hatırladıkça tüylerim diken diken oluyor, ürperiyorum."

Köprü yıkıldıktan kısa süre sonra insanların "Sru şili su Most" (Köprüyü yıktılar!) diye bağırarak sağa sola koşuşturduklarını gördüğünü dile getiren Eldin Palata, köprünün bombalanması sırasında yakın mesafeden yaptığı çekim sırasında ölümü hiç düşünmediğini de belirtti.

"Etraftan bomba sesleri geliyordu, birileri köprüyü hedef almıştı, ama on an kamerayı bırakıp oradan çekilmeyi hiç düşünmedim" diyen Eldin Palata, o anda sadece elinin kameranın kayıt düğmesinde olduğunu, tarihe tanıklık ettiğinin aklından dahi geçmediğini söyledi.

Çektiği görüntünün birkaç gün sonra ordu aracılığıyla yurt dışına ulaştırılarak dünya kamuoyunda büyük yankı bulduğunu ifade eden Eldin Palata, bu görüntü için bir ödül almadığını, asla da öyle bir talebi olmadığını vurguladı.

Şu anda Mostar TV'de kameraman olarak çalışan Palata, çektiği gö rüntüler ülkesine fayda getirdiği için yüreğinin huzurlu olduğunu kaydetti.

Eldin Palata, yeni köprü ile ilgili duygularını ise şöyle anlattı: "O tarihi köprünün yıkıldığını bilmeniz, o ana tanıklık etmeniz coşkuyu tam anlamıyla hissetmenizi engelliyor. Şu anda eski köprüden kalma bir kararmış taş görülüyor benim için. Beraber hayat sürdürebilmek için köprünün tekrar inşa edilmesi gerekliydi. Benim çocuklarım köprünün yıkıldığını bilecekler, ama eski köprünün yıkıldığını görmedikleri için muhtemelen o acıyı hissetmeyecekler. Yerine inşa edilen köprü onlara çok güzel görünecek. Bu benim için 'Yeni Eski Köprü' diyebilirim."