NTV

'Koy'un öyküsünü anlattılar

Türkiye
'Koy'un öyküsünü anlattılar

Koy ekibinin gizli lideri, deniz dünyasının “aranan” adamı eski bir yunus eğitmeni Ric O’Barry’nin Ağzından Belgeselin Öyküsü.

NTV Yeşil Ekran’ın katkılarıyla İstanbul Film Festivali’nin yanı sıra ve geçen ay (Haziran) sinemada da gösterilen, bu yıl en çok ses getiren belgesel filmi Oscar ödülü Koy/The Cove, Cuma akşamı 22:00’da NTV’de yayınlanacak.

Bu yıl “En İyi Belgesel Film” dalında Oscar heykelciğini kazanmasının yanı sıra dünyanın dört bir yanında katıldığı festivallerden ödülle dönen Louise Psihoyos’un yönettiği belgesel film, Japonya’daki Taiji’de bulunan uzak ve saklı bir koyun kanlı iç yüzünü anlatmasının yanında, ölümcül bir sırra da ışık tutuyor.

Koy’un gizli amacının ardındaki lider, deniz dünyasının “aranan” adamı Ric O’Barry. O’Barry, eskiden bir yunus eğitmeniyken ateşli bir eylemciye dönüşen bir kahraman. Filmin yönetmeni Louie Psihoyos’un tanıdığı en “kendini adamış, inatçı ve tutkulu” adam olarak nitelendirdiği Ric O’Barry, sonucu ne olursa olsun, uzun süre önce verdiği dünyadaki tutsak yunusları özgürleştirme sözünü yerine getirmek için hukukla, davalarla, hapishanelerle, gözaltılarla, tehlikelerle ve büyük acılarla adeta flört ediyor.

İşin garibi Rio O’Barry eskiden dünyanın en seçkin yunus eğitmenlerinden biriydi. 1960’larda yakaladığı ve eğittiği 5 yunus televizyonun sevilen Flipper dizisinde, aynı adla rol aldı. Popüler kültür fenomeni dizi, dünya çapında yunuslara olan hayranlığı körükledi ve çocukların onlara olan arkadaşlık düşlerini alevlendirdi. Fakat O’Barry bunu bir nimetten ziyade bir lanet olarak görmeye başladı. Günler sonra çalıştığı yunusların hayret verici derecede zeki ve sosyal idrak sahibi olduklarına tanık oldu, hatta yunusların televizyonda kendilerini izlerlerken reaksiyon verdiklerini şaşkınlık içinde seyretti ve ne yaptığını sorgulamaya başladı.

Yunuslarından Kathy adlı bir dişi kollarındayken, hava deliğini kendi isteğiyle kapatarak bir çeşit intihar girişiminde bulununca O’Barry, hayatını değiştirecek bir uyanış yaşadı. Kalbi paramparça iken, aniden görmek istemediği şeyin ne olduğunun farkına vardı: yunuslar sadece denizdeki evlerine ve ailelerine dönmek istiyorlardı. Günler sonra kendini, Bimini adasında, denizdeki bir kapandan tutsak yunusları kurtarmaya teşebbüs ederken buldu. Bu onun ilk kurtarma girişimiydi ve tutuklandı… ve yapacakları bunun bir çok kez daha başına gelmesine neden olacaktı.

Louie’nin Koy’da neler olduğuyla ilgili uzun metrajlı belgesel bir film yapmaya karar vermesine şaşırdınız mı?
Çok şaşırdım, çünkü bunun çok şematik olabileceğini düşünüyordum. Louie ve Fisher Stevens inanılmaz bir şey yaparak konuyu son derece eğlenceli bir hale çevirdiler. İzleyiciler güldü, ağladı ve sinema salonundan çıkarken “Ben ne yapabilirim?” diyorlardı. Çok etkilendim, çünkü film ne kadar popüler olursa Japonya’daki yunus avı o kadar az popüler olacaktı. Ben gerçekten yunus avcılığını ve belki de bütün küçün deniz memelileri avlarını durdurmak için önemli bir adım attığımıza inanıyorum.

Yunus eğitmeni olarak işe başladınız ve şimdi onların tutsak edilmesine karşısınız. Filmde yunus Kathy öldüğü zaman neler yaşadığınızı anlatıyorsunuz. Ancak endişelenmenize sebep olan bu olay yaşanmadan önce de sallantılı bir ahlaki zeminde olduğunzu gösteren işaretler yok muydu?

Evet. “Flipper”ın çekimleri sırasında bu konudaki düşüncelerim değişmeye başlamıştı. Ama bizim işimizde buna at gözlüklerini takmak denir. Gençtim, muhteşem bir işim vardı, Porsche kullanıyordum ve bu işi yapmak kolaydı. Kathy’nin ölümünden sonra kalbim kırıldı. Bimini’ye gitmek çılgın birinin yapacağı bir hareketti ama aynı zamanda da katıksız tutkuyla yapılmış bir hareketti.

Akvaryumlar ve gösteriler için Taiji gibi yerlere gelip yunus alan eğitmenler hakkında neler düşünüyorsunuz?
Pek çok eğitmen bu işin araştırma ve eğitimle olduğunu kabul eder. Ama ben gerçekten 30 eğitmenin nasıl Taiji’de travma geçiren bu hayvanlarla birlikte aynı suyun içinde durup, olan biteni bilerek onların gözlerinin içine baktığı sorusunu cevaplayamıyorum. Balıkçıları anlıyorum, onlar için bu bir gelenek ve yunus etinin ne kadar zehirli olduğunu görmezden geliyorlarsa bile yunusların diğer balıklardan bir farkı yok. Fakat hala görüştüğüm eğitmenler gözlerini kapamanın bir yolunu bulmuşlar. Nasıl yeni numaralar öğreteceklerinden bahsetmek istiyorlar ama hayvanların nasıl yakalandığı ya da katliamlar hakkında konuşmak istemiyorlar.

Çok sayıda insan Japonya’da yunus avlamanın yasal olduğunu öğrenince şaşıracak. Neden böyle?
Sözde bir av yasağı var. Ama bu yasak yunusları ve diğer küçük memelilerini kapsamıyor. Tabii ki boyutun bir önemi yok, yunuslar da memeli deniz canlıları ve onlar da aynı şekilde acı çekiyor. Ne yazık ki filmed de göreceğiniz gibi dümenin başındaki Uluslararası Deniz Memelileri Avı Komisyonu’nun (International Whaling Commission) ahlaki değerleri tartışılır avukatları uyuyor ve komisyon toplantılarında çok küçük şeyler başarabiliyor.

Ahlaki değerlerin yanı sıra, Japonya’da hala piyasada yer alan ve yüksek derecede civa içeren yunus etinin insan sağlığı açısından teşkil ettiği tehditin de üzerinde duruyorsunuz.

Araştırmalarımız sonucunda yunus etinin zehir olduğunu öğrendik. Yunus etinde tarihin en büyük civa zehirlenmesi kazalarından birinin olduğu Minimata kasabasındaki bir balıktan daha fazla civa var. Japonların bundan hala haberi yok. Bu film, Japon gazetelerinin ve televizyonlarının başaramadığını, Japonlara yıllardır söylenen yalanı ortaya çıkarmayı başardı. Bu gerçek bir suç çünkü Japonya anayasasına göre Japonların bu bilgiye ulaşma hakları var. Biliminsanları henüz civa-yüklü yunus eti yemenin etkileri üzerine çalışmadı ama biz hafıza ve duyma kaybı yaşadığını söyleyen insanlarla tanıştık. Bu çok endişe verici bir durum.

Yunus avının durdurulması için ne yapılması gerekiyor?
Hepsinden önce yunus eğlence sektörü yalnızca Birleşik Devletler’de 2 milyar dolarlık bir endüstri ve bu avların en önemli nedenlerinden biri bu. Çözüm Japonya’nın içinden, Japon halkından da gelebilir. Bana Japonların “gaiatsu” dedikleri, dış baskının yardımcı olabileceği söylendi.

Nasıl bir “gaiatsu” işe yarayabilir?
Japonya’yı ya da Japon ürünlerini protesto etmek işe yarayabilir. Bu Japonya veya Japon kültürüyle ilgili değil. Konuştuğumuz Japonların büyük kısmı yunus avına karşıydı ve civa- zehirli yunus etinin satılışına devam edilmesine izin veren yönetimlerin yozlaşmışlığından haberdar değillerdi.

www.savejapandolphins.org, adresli internet sitemizden insanlara Japon elçiliğini aramalarını ve yunus avını durdurmalarını istemelerini öneriyoruz. Ayrıca Birleşik Devletler’in, bilhassa Başkan Obama’nın Japonya’ya daha fazla baskı uygulayabileceğini düşünüyoruz. Nixon’dan sonraki tüm Birleşik Devletler başkanları memeli avına karşı olduklarını söylüyorlardı ama durdurmak için hiçbiri bir şey yapılmadı. Birleşik Devletler’deki çoğu politikacı dünyanın en büyük yunus katliamlarının her yıl Japonya’da olduğunu bilmiyor. Bizler bu filmin gerçek bir uyanış çağrısı olmasını umuyoruz.

Bu film Taiji’ye gittiğinizde hayatınızı şimdikinden daha fazla tehlikeli mi kılacak?
Şu anda olduğundan daha fazla bir tehlike olamaz. Orada kılık değiştirerek gitmek zorundayım. Bu güne kadar izimi kaybettirmek için elbise giydim, peruk taktım ve ruj bile sürdüm. Japonya’da bir kez tutuklanırsan, sonsuza kadar oyunun dışında kalıyorsun. Bu nedenle onlara beni tutuklayacak bir neden vermemek büyük önem taşıyor. Bu yüzden biz filmi kaydederken balıkçılar da bizi kameraya alıyorlardı, birini yanlış bir şey yaparken yakalamayı umuyorlardı ki polis bizi tutuklasın. Bir diğer tehdit, hatta belki de en büyük tehdit Yakuza (Organize suç grupları). Yakuzalar Japonya’daki deniz memelileri avı ve balıkçılıkla çok yakından ilgililer. Taiji’de geçirdiğim zamanımın çoğunu beladan uzak durmaya çalışarak geçirdim. Bu devam eden bir ajanlar ajanlara karşı oyununu çağrıştırıyor.

Yunusları kurtarmak için yaşadığınız onca keder, atlattığınız ölümcül tehlikeler ve tutuklanmanıza rağmen hala umutlu musunuz?
The Cove’u izlemenin benim için çok zor olduğunu söyleyebilirim. Bunun nedeni izleyicilerin seyrettikleri şeyler değil, onların görmedikleri; doğumlar ve ölümler, hapishane hücreleri ve mahkeme salonları, ekrana yansıyanların arasında olanlar, yani hayatımın geri kalanı. Ama hiçbir şey filmin Sundance’te ayakta alkışlandığını görmek ve insanların gerçek anlamda ayağa zıplayarak “ne yapılabilir?” sorusunu duymaktan daha heyecan verici olamaz. Söylemek istediğim asıl şey ufukta gerçek bir umut olduğu. Bu körfezi kapatmak ihtimalimiz çok yüksek ve eğer bunu başarabilirsek her tür deniz memelisi avını durdurmak için büyük bir adım atmış oluruz. İnsanlar yardım etmek isterse, www.savejapanesedolphins.org internet adresimizi ziyaret etmeliler.

Okyanus Koruma Topluluğu’nun Louie Psyihoyos’u
Dünyanın en çok rağbet gören fotoğrafçılarından biri olan ve Okyanus Koruma Topluluğu’nun kurucularından Louie Psyihoyos ve Ric O’Barry, O’Barry’nin ana konuşmacı olacağı bir deniz konferansında rastlaştılar.

O’Barry son dakikada konferansın sponsoru Sea World tarafından yasaklanınca Psihoyos’un merakı arttı. Psihoyos’un bilmediği bu merakın onu O’Barry’yi arayıp bulmasına ve nihayetinde inanılmaz bir film macerasına girmesine mecbur edeceğiydi. O ve ekibi, yüksek teknoloji askeri kalitede ekipmanlarla, film özel efektleriyle, cesur serbest dalgıçlarla ve korkusuz bir zorunluluk hissiyle tamamı gizli olarak gerçekleştirilen tehlikeli su altı çekimleri başarıyla tamamladılar.

Louie Psyihoyos öngörmemiş olsa da, ekibiyle birlikte yalnızca yunus avlarıyla ilgili gizli gerçeği değil, aynı zamanda insan sağlığını tehlikeye sokan bir gerçeği, idari yozlaşmayı ve bir adamın kefaret için verdiği duygusal savaşı ortaya çıkardı.

Ric O’Barry ve onun Taiji’deki çalışması hakkında film yapmaya sizi ne itti?
İlk başta, o konferansta konuşmasına izin verilmemesi bende merak uyandırmıştı. Daha sonra onu bulduğumda bana yunus tacirlerinin yunus akvaryumları ve parklardaki yunusların çoğunu seçtikleri Japonya’daki bu gizli koy hakkında konuşacağını açıkladı. Bana tacirlerin seçmedikleri yunusları öldürdüklerini ve onları da okulların öğle yemeği programlarında kullandığınıı anlattı. Hiç bir medeniyetin yunusları öldürdüğünü düşünemedim ve Richard beni bir sonraki hafta onunla birlikte kocaman bir sırrın saklandığı küçük bir köy olan Taiji’yi görmeye davet etti.

Taiji nasıldı?
Köy Steven King romanlarından çıkmış gibiydi. Dıştan görünüşte tüm köy halkı yunusları ve deniz memelilerini seviyor, onlara saygı ve hürmet duyuyordu. Fakat gizli koyda olanlar başka bir hikayeyi gizliyodu. İşte o hikaye benim ulaşmak istediğimdi.

Gizli koy doğal bir kale gibiydi, üç tarafı dik kayalarla korunuyordu. Tek tarafında, dikenli teller ve keskin jiletli tellerle kaplı yüksek güvenlikli girişler vardı. İki tünel girişi de bekçiler ve köpeklerle korunuyordu. Richard’la köyde bir tur attıktan sonra Taiji belediye başkanının bürosu ve yunus avcıları sendikasıyla iletişime geçtim. Hikayenin onların tarafını da öğrenmek ve hikayeyi yasal bir şekilde kurgulamak istiyordum. Dikkatleri üzerime çektiğimi farkettim, köydeyken 24 saat polis gözetimindeydim. Köydekiler işbirliği içine girmekle ilgilenmiyorlardı, yunus endüstrisinden ilişkilerini tehlikeye atmayacak kadar çok para kazanıyorlardı. Belediye başkanı yunus avcılarına ya da gizli koya fazla yaklaşırsam yaralanabileceğimi veya öldürülebileceğimi söyledi.

Garip bir şekilde koy, köyün tam ortasında olan Ulusal Park’ın merkezinde, belediye binasıyla, balina müzesinin ortasında bulunuyordu. Richard bana gizli koyun içine girmek istiyorsam askeriyenin özel deniz timleri (Navy SEAL) gibi bir ekibe sahip olmam gerektiğini söyledi. Ben de hemen hemen öyle bir eki kurdum, benim ekibim daha çok Ocean’s Eleven ekibi gibiydi.

Gerçekten eklektik bir grup. Ekibi nasıl bir araya getirdiniz?
Arkadaşlarım Mandy Rae-Cruickshank ve Kirk Krack, su altı kameraları ve hidrofonlar konusunda yardım ettiler. Mandy sekiz kez dünya şampiyonu olmuş bir serbest dalgıçtır. Nefesini altı buçuk dakika tutabilir ve neredeyse 91.5 metre derine dalıp kendi gücüyle geriye dönebilir. Kocası Kirk de serbest dalgıç. Eski asistanlarımdan biri George Lucas’ın kurucusu olduğu görsel efekt firması Industrial Light and Magic’in kalıp bölümünün başına geçmişti. Onlar bize yüksek çözünürlüklü kameraları ve mikrofonları kapatmak için sahte kayalar yaratma konusunda yardım etti. Eskiden Kanada Hava Kuvvetleri’nde çalışan bir elektronik uzmanı teknik ekipmanımızı güçlendirme konusunda bize destek oldu. Aynı kişi havadan çekimler yapabilmemiz için uzaktan kumandalı, insansız çalışan bir helikopter ve ona bağlı yine uzaktan kulandayla çalışan bir kamera yapmamıza yardım etti.

Çekimler sırasında sizi en zorlayan şey neydi?
Koy’un yapımı kesinlikle normal bir film yapımı gibi olmadı. Çalışmamızın çoğu gecenin ortasında, gizli bir şekilde gerçekleşti ve bizi en zorlayan şey öldürülmemek ya da tutuklanıp aylarca hapiste yatmamak için yakalanmamak adına çaba göstermekti.

Bizi zorlayan başka şeyler de vardı. Daha önceleri, kar amacı gütmeyen film şirketimizin kuruluş aşamasında Steven Spielberg’le tanışmıştım. Bana Jaws’taki deneyimlerinden yola çıkarak, öngörülemezlik ve yüksek maliyet nedeniyle teknelerin üstünde ya da hayvanlarla asla çalışmamamı tavsiye etmişti. Koy’un yapımında çok sayıda tekne kullandık ve işbirliğine yanaşmayan çokça hayvanla çalışmak zorunda kaldık. İlk filmini çeken bir yönetmen için kabustu.

Koy’u çekmek sizi değiştirdi mi?
Ben 20 yıldır, pesketaryendim. Yürüyen şeyleri yemiyordum ama balık yiyordum. Şimdi besin zincirinin üst seviyelerinde olan hiç bir balığı yemiyorum. Bu filmin yapımında civa zehirlenmesi yaşadığımı öğrendim. Besin zincirinin başında yer alan ton, kılıçbalığı, orfoz ve çizgili levrek gibi uç yırtıcıları yemek nedeniyle civa oranlarım yükselmişti.

Hayvanlara karşı tavırlarım bu filmin çekiminden sonra göreceli olarak değişti. Tüm hayvan yaşamına karşı duyarlılığım arttı, çünkü bir kere onların zor durumlarına gözünüzü açtığınızda, kalbinizi tekrar kapamak çok zor. Yunusların beyinleri bizimkilerden büyük, sinir hücreleri için daha fazla kıvrımları var ve ses dalgalarıyla su altında nesnelerin yerlerini algılayabiliyorlar, yani bizlere göre fazladan bir duyuları var. Yunuslar insanları kurtaran tek vahşi hayvanlar. Onlar hep bizi kurtarmaya geldi ve ben artık bizim de onları kurtarmaya çalışmamızın zamanının geldiğini düşünüyorum.

Bu filmi çekerken keşfettiğiniz en şaşırtıcı şey neydi?
Japonya’da civa ve yunus avı konularını sistematik bir şekilde ört bas eden bir yapı var. Japonlar hükümetlerine güveniyorlar. Ama hükümetleri sağlıklarını etkileyecek temel bir bilgiyi halkın bilmesini istemiyor. Özellikle yunus eti kendi ülkelerinin sağlık standartlarının izin verdiğinin katlarca üstünde zehirli. Yozlaşma yaygınlaşmış ve insanlar yanış bilgilendirmeden istifade ediyorlar.

Taiji’den ayrıldığınızdan bu yana yeni gelişmeler oldu mu?
Yunus eti orada okulların öğle yemeği programlarında kullanılıyordu. Bu uygulamayı bu yıl durdurdular. Bu işte Ric O’Barry ve organizasyonumuz Okyanus Koruma Topluluğu’nun etkisi var. Zehirlenme uzmanlarıyla birlikte yaptığımız çalışmalarımız, nihayetinde kendi çocukları da o okullarda okuyan Taiji belediye meclisi üyelerine de ulaştı ve onlar da yunus eti üzerine kendi testlerini yaptılar. Onların yaptırdıkları testler de bizim bulgularımızı doğruladı. Wakamaya bölgesindeki okullarda artık yunus eti kullanılmıyor. Ancak yunus avcılığı devam ediyor. Japon halkının yunus avıyla ilgili gerçekleri öğrenmesiyle gelecek yıl yunus avcılığının da durdurulmasını umuyoruz.

İzleyicilerin Koy’dan ne almasını umuyorsunuz?
Her şeyden önce insanların çocuklarını yunus parklarına ve yunuslarla birlikte yüzme programlarına götürmeyi bırakmasını umuyorum. Son derece zeki hayvanları alıp, bizim keyfimiz için aptalca numaralar sergilemelerini sağlamak çocuklarımız için kötü bir örnek teşkil ediyor. Daha sonra da Japonların yunusları yemek için öldürmekten vazgeçmelerini umuyorum. Bunu yalnızca ahlaki nedenlerle değil, insan sağlığını tehdit ettiği için yapmalılar. Bir başka umudum da yunus ve balinaların insani atıklar nedeniyle zehirleniyor olmaları üzerine. Başta kömür olmak üzere yanan yakıtlar, doğal ortamlarda civa artışına neden oluyor. Yani kömür kullanmayı bırakmak okyanusları kurtarmakta önemli rol oynuyor. Okyanus Koruma Topluluğu’nun genel merkezinde 117 güneş panelimiz var ve bu paneller ihtiyacımız olan enerjinin %140’ını sağlıyor. Ayrıca iki tane elektrikli, enerjisini güneşten sağlayan arabamız var. Herkes bu gibi yollarla okyanusları kurtarmaya yardımcı olabilir.

Ky’da gerçekten neler oluyor?
* 1986 yılında ticari balina avcılığı yasa dışı ilan edildi. Fakat yunus avlamak hala serbest. Balinalar ve yunusların aynı aileden gelmeleri, aynı zeka ve farkındalığa sahip olmalarına karşın Ulusalararası Deniz Memelileri Avı Komisyonu üyeleri bu küçük deniz memelilerini korumak konusunda aynı fikre sahip değil.

* Japonya’da her yıl yaklaşık olarak 23,000 yunus yasal olarak öldrülüyor. Çoğu denizde öldürülse de binlercesi kıyı lagünlerinde ve koylarda yürütülen yunus avlarında öldürülüyor. Yunus avları Güney Pasifik ve Atlantik’in kuzeyindeki adalarda da görülüyor.

* Yunus avları, gösteriler için yunusları yakalamak ya da etleri için öldürmek adına yapılıyor. Üstelik yunus eti civa zenginliği nedeniyle son derece zehirli kabul ediliyor. Yunus eti insan sağlığına zararlı ve fiyatı da çok düşük.

* Bir gösteri için yakalanacak canlı bir yunusun fiyatı 150,000$’a ulaşırken eti için öldürülen bir yunusun fiyatı 600$ civarında.

* Kıyı bölgelerinde yunuslar, yüksek ses verilerek sonar duyarlılıkları bozulup panik haline getirilerek ağlarla örülü kafeslere kapatılıyorlar. Ağa düştükten sonra kaderleri hangi yunusu satın alacağını seçecek veterinerlerle hayvan eğitmenlerinin kararlarına kalıyor.

* Yakalanan canlı yunuslardan biri su parkları, akvaryumlar ya da yunuslarla yüzme programlarına seçilince, bütünleştiği ailesinden de ayrılıyor, kamyon ve uçaklara yüklenip uzaklardaki bir havuza naklediliyor.

* Yakalanan yunusların yarısından çoğu iki yıl içinde ölüyor. Yaşamak için açık sularda her gün 40 deniz mili yüzme alışkanlıklarını tekrarlayamayacakları yeni ortamlarına hızlı bir şekilde adapte olmaları, yeni sosyal gruplarıyla uyum sağlamaları ve sonar becerilerini yeni ortamlarında düzgün bir şekilde kullanabilmeleri gerekiyor.

* Su parklarına seçilmeyen yunuslar balıkçılar tarafından etleri için öldürülüyor. Açık denizlerde genellikle zıpkınla öldürülen yunuslar, balıkçılar tarafından bıçak, kanca ve mızrak gibi yakın mesafeden avlanmaya yarayan aletlerle öldürülüyor.

* Taiji’deki avlarda şişe burun, çizgili, noktalı, Risso yunusları, sahte katil balinalar ve kısa yüzgeçli pilot balinalar avlanıyor. Bu türlerin bir çoğu tehdit altında kabul ediliyor.

* Yunus avcılığını tetikleyen en büyük ekonomik dinamik multi milyon dolarlık eğlence parkı endüstrisi.

* Japon halkının çoğu yunus avcılığından ve yunus etinin zararlarından haberdar değil. Fakat Japon hükümeti yunus avcılığına destek vermeye devam ediyor ve Uluslararası Deniz Memelileri Avı Komisyonu’nu bu küçük deniz memelilerinin adına hareket etmekten alıkoyacak lobi çalışmalarını yürütmekte başarılı.

* Uluslararası tepkiler ve protestolar geçmişte bazı yunus avlarının askıya alınmasına yardımcı olmuştu fakat bu tepkiler 21. Yüzyıl boyunca devam eden bu avcılığın durdurulmasını sağlamadı.

Yunuslar, Civa ve Zehirli Deniz Mahsulleri
Koy’un ortaya çıkardığı olay yaratacak sıralardan biri de yunus etinin taşıdığı insan sağlığı riski. İnsanlar bu konuda açık ve dürüst bir şekilde uyarılmalı. Yunus eti örnekleriyle yapılan araştırmalar, bu etlerde ciddi derecede civa, metil civa, kadmiyum, DDT ve PCB olduğunu ispatladı. Bu durum yunusların giderek artak zehirli besin zincirinin en üst seviyesindeki konumlarından kaynaklanıyor. Merak edenler için yunuslar, civa ve zehirli deniz mahsulleri hakkında bazı bilgiler...

* Yakın zamanda yapılan araştırmalar ortalama yunus etinde maksimum kabul edilebilir değerin beş kat üstünde civa olduğunu ortaya çıkardı.

* Bazı yunus eti örneklerinde civa seviyesi maksimum kabul edilebilir değerin 1000 kat üstündeydi. Şimdiye kadar tıbbi olarak yunus eti yenmesi nedeniyle civa zehirlenmesi durumuna rastlanmadı.

* Koy, yunus etinin paketlenip, balina olarak satıldığını, müşterilerin hem civa zehirlenmesi hem de aldığı ürün konusunda yanlış yönlendirildiğini görüntüledi.

* 2008 yılının Ekim ayında Koy’un çekimlerinin ardından yunus eti Taiji’deki okulların öğle yemeği menüsünden çıkarıldı.

* 2008 yılında Avustralya’da bulunan ölü yunusların civa zehirlenmesi sonucu çeşitli nörolojik hasarlar almış oldukları ortaya çıkarıldı.

* Civa zehirlenmesi beyne, böbreklere ve merkezi sinir sistemine zarar verebilir. Anne karnında yüksek dozda civaya maruz kalan bebeklerde gelişim bozuklukları ve beyin hasarları görülme ihtimali yüksektir. Yapılan araştırmalar civa zehirlenmesinin kardiyovasküler hastalıklar, kısırık ve yüksek tansiyon gibi hastalıklarla da ilişkili olacağını ortaya çıkarmıştır.

* İnsanların civa zehirlenmelerinin %75’i deniz mahsulleri tüketiminden kaynaklanıyor.

* Yakın tarihimizde yaşanan en büyük civa zehirlenmesi kazası 1950’ler ve 60’larda Japonya’nın Minamata köyünde meydana geldi. Chisso petro kimya fabrikası yaklaşık 27 ton civa bileşenini körfeze boşalttı. Bölgede yaşayanlar zehilenen balıkları yedi. Körlük, uzuvlarda hissizlik, konuşma bozuklukları ve felç gibi pek çok gizemli hastalık ve doğum bozuklukları Minamata Hastalığı olarak bilinmeye başladı. Fakat bütün bu hastalıkların nedeni civa zehirlenmesiydi.

* Kömürün ve endürtriyel fabrikaların gaz yayılımlarının denize taşınmasıyla okyanuslar civayla kirlenmiş hale geliyor. Yer altı sularındaki kirlilik de okyanuslardaki civa kirliliğinin nedenlerinden biri.

* ABD Jeolojik Araştırma kurumunun 2006 yılında düzenlediği bir çalışmadaki su örnekleri okyanustaki cıva seviyesinin 1990’lara kıyasla % 30 arttığını gösteriyor.

* 2003’te yapılan bir BM araştırması, özellikle kömür ve çimento fabrikaları gibi yerlerde fosil yakıtların yakılması nedeniyle doğadaki cıvanın her yıl % 1.5-3 oranında artmakta olduğunu bildirmekte.

Yunus Gerçekleri
* Balinaların da bir parçası olduğu deniz memelileri ailesinin üyesi olan yunuslar, yaklaşık 55 milyon yıldır dünya üzerindeler. Yunusların ataları bir zamanlar karada yaşamış, sonra yeniden denize dönmüşlerdir.

* 32 tür okyanus yunusu, 4 tür de nehir yunusu vardır.

* “Sürü” olarak tabir edilen aile birimleri içinde yaşayan yunuslar, yeryüzündeki en sosyal yaratıklardandır. Yunusların en büyük türü olan Orca’lar hayatları boyunca anneleriyle kalırlar. Bu nedenle yakalandıkları takdirde ailelerinden ayrı tutulmaları sorun teşkil eder. Biliminsanları bazı yunuslar arasında ömür boyu süren bağlara şahitlik etmiştir.

* Vahşi yaşamda yunusların, sürülerindeki hasta ya da yaralı bir başka yunusa yardım ettikleri gözlemlenmiştir.

* Yeryüzündeki tüm vahşi hayvanlar arasında sadece yunusların, bir insanın yardımına geldiği bilinmektedir. Tarih boyunca yunusların sörfçülere ve denizcilere yardım ettiğine dair sayısız hikaye bulunmakta.

* Yunusların beyni, insanlarınkinden daha büyüktür. Ortalama bir şişe burunlu yunusun beyni 1500-1700 cm3 hacmindeyken, bir insanınki 1300-1400 cm3’tür. Dahası yunusların beyinleri insanlarınkinden daha çok kıvrımlıdır. Bilimadamlarına göre yüksek zeka göstergesi olan gri maddeden yunusların beyninde daha çok kıvrım vardır.

* Biliminsanları yunusların ses sayesinde çevrelerindekileri görür gibi algılamalarını sağlayan karışık sonar duyularını kullanabilmeleri için büyük beyinlere ihtiyaç duyduklarınu düşünüyorlar. Sonar duyuları o kadar güçlüdür ki uzun mesafelerden metal bir parayı ya da hamile bir kadını algılayabilirler.

* Yunuslar, insanlara kıyasla daha uzak mesafelerden duyabilir ve iletişim sağlayabilirler. Yunusların işitme duyuları 75 hertz’den 150 kilohertz’e kadar çıkabilirken, insanlar ise sadece 20 hertz ile 20 kilohertz gibi çok küçük bir aralıkta işitme duyusuna sahipler. Deniz donanmasının sonik cihazlarla yaptığı testlerin kilometrelerce uzaktaki memeli deniz hayvanlarının beyinlerine zarar verdiği bilinmektedir.

* Kanlarındaki hemoglobin fazlası nedeniyle çoğu memeliden 10 kat daha fazla oksijen depolayabilen yunuslar tek nefeste 100 metreye kadar dalabilmektedir. Bu mesafeyi pek çok eğitimden sonra 88 m dalabilen dünya şampiyonu serbest dalgıç Mandy Rae Cruickshank’inkiyle karşılaştırın.

* Tutsak yunuslar genellikle Amerikan işaret dilinden 90 civarında komutu öğrenebililer.

* İnsanlar yunus dilini anlamazlar. Bir yunus iletişim kurmak için tek nefeste klik ve ıslık seslerini kullanabilir. Klikler genellikle sesin yankılanmasından faydalanarak cisimlerin bulunduğu yön ve mesafeyi bulmak için kullanılırken ıslık iletişim amaçlı kullanılır. Her yunusun kendine has bir ıslığı vardır.

* Bir yunusun derisi, insan derisine çokça benzemektedir: Fazlasıyla narin ve kolaylıkla incitilebilir. Ayrıca insanlar gibi yunuslar da stres kaynaklı ciddi sağlık sorunları yaşamaktadır.

* Yunusların mizah ve tutku gibi çok çeşitli duygular sergiledikleri gözlemlenmiştir.

* Yunusların başlıca tehditleri insanoğludur.