Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal, NTV canlı yayınına konuk oldu.

Türk hava sahasını ihlal eden uçağın düşürülmesiyle başlayan Türkiye-Rusya krizinin turizme yönelik etkilerini değerlendiren Ünal, krizin turizm sezonunun sonunda olmasını "avantaj" olarak nitelendirdi.

Ünal, "Uçağının düşürülmesinden sonra Rusya'nın aldığı bazı kararlar var. Olay sonrası hemen sektör temsilcileriyle temasa geçtik. Bizim için avantaj olan şu oldu; bunun turizm açısından sezon sonunda gerçekleşmiş olması ve diğer taraftan süreç içerisinde Türkiye'nin Suriye sınırlarının aynı zamanda NATO sınırlarında olması ve angajman kuralları gereği haklı olduğu bir konuyla karşı karşıya bulunmamız. Bu bizim dünyaya anlatabileceğimiz bir şey" diye konuştu.

Konunun sadece turizmle ilgili olmadığını ifade eden Ünal, olay sonrası Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek başkanlığında toplanan ekonomik koordinasyon kurulunda alınabilecek tedbirlerin konuşulduğunu kaydetti.

"HER KRİZ AYNI ZAMANDA FIRSATTIR"

Ünal, "Her kriz aynı zamanda fırsattır. Türkiye'ye Rusya Federasyonu'ndan 4.5 milyon turist geliyor. Bunun yüzde 75'i Antalya'yı tercih ediyor. Bizim için önemli olan Antalya'ydı. Sektör temsilcileriyle bir araya geleceğiz. Almayı düşündüğümüz tedbirler var, sektörün krizden etkilenmemesi için. Krize anında müdahale edildi bu nedenle sektör temsilcilerinin rahat olmasını istiyoruz" ifadelerini kullandı.

"DÜŞÜŞ SADECE KRİZLE İLGİLİ DEĞİL"

Rus turist sayısındaki azalmanın sadece uçak krizine bağlı olmadığını dile getiren Kültür ve Turizm Bakanı, "Sayıdaki düşüş, son 1.5 yıldan beri Rusya'nın yaşadığı iç ekonomik daralmayla da ilgili. Bu uçağın düşürülmesiyle ilgili değil. Zaten sezonda değiliz" dedi.

RUSYA'YA VERİLEN DESTEK AVRUPA'YA

Ünal, konuyla ilgili alınan önlemleri sıralarken, 100 ve üzerinde yolcu taşıyan yolcu uçaklarına verilen 6 bin dolarlık yakıt desteğinin uzatılacağını ve desteğin batı ve kuzey Avrupa ülkelerini içine alacak şekilde genişletebileceğini açıkladı.

Rusya-Türkiye ilişkilerinde enerjive turizmin her zaman "yapıcı" rol oynadığını belirten Bakan, "Ben inanıyorum ki bu krizin sonunda enerj ve turizm sektörleri için yaralayıcı olmayacaktır. Biz B planını hazırlamış durumdayız" değerlendirmesini yaptı.

"TÜRKİYE'NİN PAZAR SORUNU YOK"

Geçtiğimiz günlerde Antalya'da yapılan G20 Liderler Zirvesi'nin de Türkiye için ciddi bir tanıtım olduğunu kaydeden Bakan, şunları söyledi:

"Bu krizin G20 ile örtüşmesi de G20'nin oluşturduğu pozitif havayı absorbe etti. Önümüzdeki süreçte fazla bir sorun yaşamayacağımızı düşünüyorum. Ortadoğu'dan turist gelmesi için de, mesela İsrail'den yıllık 500 binlere varan bir turist potansiyelimiz var. Bizim pazar sorunumuz yok. Turizm konusunda Türkiye son derece iyi durumda." 

RUS TURİSTLERE SESLENDİ

Bakan Ünal canlı yayında Türkiye'ye gelmek isteyen Rus turistlere de şu sözlerle seslendi:

"Türkiye son derece güvenli bir ülkedir, bunu siz de biliyorsunuz. Türkiye sizin evinizdir. İsteğiniz gibi Türkiye'ye gelebilir ve burada rahat konforlu bir şekilde tatilinizi geçirebilirsiniz. Seyahat etme hakkı herkesin en temel hakkıdır."

Kültür ve Turizm Bakanı Mahir Ünal'ın canlı yayında kendisine yöneltilen sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

64. Hükümet'in en önemli konusu Rusya olacak. Bununla ilgili turizme etkileri ne olacak, Türkiye'nin bir formülü var mı bu krizi çözecek bunları konuşacağız. Putin’in deyimiyle ağır sonuçlar doğurabilecek adımlar atıldı, Rus vatandaşların Türkiye’ye gitmemeleri istendi. Bua dmlar bakanlığını nasıl etkileyecek, Türkiye'yi nasıl etkileyecek?

Suriye krizinin orada yaşana iç savaşın bölgeye ciddi bir faturası olacağını ifade etmiştik. 4 yıldan beri 910 kilometre sınırımızın olduğu, akrabalıklarımızın olduğu soydaşlarımızın yaşadığı bir yerden bahsediyoruz. Rusya’nın, İran’ın fiili olarak Suriye’nin içinde olması havadan ve karadan Esad’a destek oluyor olmaları daha kriz çıkarıyor. Hava sahamızı ihlal eden milliyeti bilinmeyen bir uçak düşürüldü ve bunun daha sonra Rusya’ya ait olduğu anlaşıldı. Burada yaşadığımız bölge güçlü bir kriz yönetimini gerektiriyor. Soğukkanlı olmalı ve Türkiye'nin sınırları içinde yaşayan her bir vatandaşımızın güvenliğini sağlamayı gerektiriyor. Rusya Federasyonu’nun uçağının düşürülmesinden sonra Rusya’nın aldığı bazı kararlar var. Biz bakanlığı devraldıktan hemen sonra bir kriz masası oluşturduk ve sektör temsilcileri ile irtibata geçtik. Sezon sonunda olması ve hem bu süreç içinde Türkiye'nin Suriye sınırlarının da aynı zaman NATO’nun sınırları olması ve Türkiye'nin haklı olduğu bir konumda olması dünyaya anlatabileceğimiz bir şey oldu bu. Konu bakanlar kurulunda ele alındı etraflıca. Bir çok bakanlıkla ilgili olduğu için hemen ekonomik koordinasyon kurulunu bakanımız Mehmet Şimşek başkanlığına topladık ve tedbirleri konuştuk. Her kriz aynı zamanda bir fırsattır. Türkiye’ye 4 buçuk milyon turist geliyor Rusya’dan ve yüzde 75’i Antalya’yı tercihe diyor. Cumartesi sabahı sektör temsilcileri ile Antalya’da bir araya geleceğiz. Almayı düşündüğümüz bazı tedbirler var sektörün bu krizden etkilenmemesi için. Bakanlar kurulunda ele aldığımız konular çerçevesinde krizi müdahale edildi. Sektör temsilcilerine rahat olmasını tavsiye ediyorum.
 
Rus turistlerde yılda 3 milyar dolara yakın gelir elde edildiğine ilişkin rakamlar var.

3-3 buçuk milyar dolara yakın gelir elde ediliyor.

Yılın 10 ayında gelen Rus turist sayısında 700 bin kişilik bir azalma söz konusu.

Bu krizle ilgili değil. Son bir yıldan beri Rusya’nın yaşadığı iç ekonomik daralma ile de ilgili. O konuda da tedbirler alıyoruz spor turizmi açısından birçok spor kulübü kamp için Antalya’yı tercih ediyor ve bazı iptaller olduğu söyleniyor. 2014 yılından itibaren yaşanan bir sorun bu. Bunu aşmak için biz 6 bin dolar bir yakıt desteği sağladık. 100 kişinin üzerine yolcu taşıyan uçaklara verdiğimiz belli destinasyonlarda yolcu taşıyan uçaklara verdiğimiz destek bu. Onunla entegre olarak yürüttüğümüz tanıtım faaliyetleri ile birlikte yüzde 30’lardan eksi 17’lere kadar azalmayı düşürdük.

TÜRSAB başkanı o rakamın 7 bin dolara çıkarılmasını talep etti sanırım.

Bizim gündemimizde olan bir konu bu. 30 Kasım’da biten süreyi uzatmak ve kapsamını genişletmek ekonomi koordinasyon kurumunun gündeminde.

Rus turistlerin gelmemesi durumunda farklı ülkelere indirimli kampanyalar söz konusu olabilir mi?

Önlemler derken zaten bu desteği batı ve kuzey Avrupa ülkelerini de içine alacak şekilde gerçekleştirebiliriz. Bunlar gündemimizde olan üzerinde çalıştığımız konular.

Somut olarak nasıl bir öneri çıktı ekonomi koordinasyon kurulundan?

Ekonomi koordinasyon kurulundan sadece turizmle ilgili değil bizim için öncelikli olan özellikle yaş sebze meyve ihracatında yaşanan bir sorunumuz var, enerji ile ilgili bir sorun yaşanabilir. Önümüzdeki sezonun turizm planlamaları yapılıyor onunla ilgili bir sorun olabilir. Ama enerji ve turizm Türkiye-Rusya ilişkilerinde her zaman yapıcı rol oynamıştır. Ben inanıyorum ki bu krizin sonucu turizm sektörü için de enerji sektörü içinde yaralayıcı sonuçlar oluşturmayacaktır. Kaldı ki biz B planımızı hazırlamış durumdayız. Bizim öncelikli işimiz sektörün işini kolaylaştırmak ve yaşanacak sıkıntılara ilişkin önleyici ve telafi edici tedbirler almak.

Rus turistlerin gelmemesi durumunda iç turistler için rakamlar düşer mi?

Özellikle batı ve kuzey Avrupa ülkelerinin de tercih ettiği bir yer Antalya. Rus turist azaldığında batı ve kuzey Avrupa’dan hızla Antalya’ya yeni bir turizm akımı oluyor. Özellikle Antalya üzerinden konuşuyorum daha yeni G20’ye ev sahipliği yapmış bir şehir. G20 tarihinin en iyi organizasyonunu yaptı Türkiye. Bunun üzerinden hem Antalya’nın hem Türkiye'nin ciddi bir tanıtımı oldu. Dolayısıyla bizim önümüzdeki süreçte bu anlamda fazla bir sorun yaşamayacağımızı düşünüyorum. Aynı şekilde Ortadoğu ülkelerinden turist gelmesi içinde mesela İsrail’den yıllık 500 binlere varan bir turizm potansiyelimiz var. Bizim Pazar sorunumuz yok. 13 yıl önce 13 milyon turist sayısıyla dünyada 17. ülkeydik. Şu anda 40 milyon turist sayısıyla dünyada 6.ülkeyiz. Yılda 34 milyar dolar gelirle de cari açığın kontrol altında tutulmasında turizm sektörünün ciddi bir katkısı var.

Yine TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy’un Rusya’dan turist gelmezse kaybı Ortadoğu ve İran’la telafi edebiliriz diyor.

Bu konuda bizim alacağımız önlemler aşağı yukarı belli. Ama cumartesi günü sektörler bir araya gelip onların tekliflerini almamız ve bizim tedbirlerimizi anlatmamız lazım. Sonrasında bunları hızlı şekilde karara dönüştürmemiz gerekiyor. Türkiye'yi gelmek isteyen ama şu anda yapılan kara propagandadan etkilenen Rusya vatandaşlarına da seslenmek istiyorum. Türkiye güvenli bir yerdir, sizin eviniz gibidir, istediğiniz gibi gelebilir tatilinizi rahat geçirebilirsiniz. Seyahat etmek hakkı insanın en temel hakkıdır. Ben bu sorunun büyümeden çözüleceğine inanıyorum. Turizm her zaman daha çok öne çıkıyor ama işin kültür kısmı daha bir önemli.

Diyarbakır’ın o sembol tarihi eserlerinde biri dört ayaklı minare, Tahir Elçi yaşamını orada yitirdi ne yazık ki. Tamda operasyonlardan terörden zarar gördüğünüz anlatmak için oradaydı aslında minarenin. O minarenin onarımı nasıl gerçekleşecek?

2014 yılında bir onarım geçirdi aslında. Biz tıpkı orada yaşayan vatandaşlarımızın güvenliğini sağlamaya çalıştığımız gibi bölgedeki tarihi eserleri de korumaya çalışıyoruz. Terör aklı tarihi, kültürü, hassasiyeti hesaba katmayan bir akıldır. Taliban’ın Afganistan’da ya da IŞİD’in Suriye’de tarihi dokuyu yok etmesi gibi terörün aklı her yerde aynıdır. Terörün aklı şiddetin aklıdır. Diyarbakır’da hendek kazanlar, mayın döşeyenler orada özyönetimcilik oynayanların böyle bir derdi yok. Ama böyle bir derdi olan hassasiyeti olan, entelektüel birikimiyle, barış adamı karakteriyle maalesef orada, Diyarbakır’ın büyük bir mirasına sahip çıkmak için oraya giden Tahir Elçi’yi orada katledenler maalesef utanmadan üstelik Tahir Elçi’nin eşi katilin kim olduğunu açık bir şekilde ifade etmişken, kültür dediğimiz bir tasavvurdur, bakış açısıdır ve onun hayata yansımasıdır. Orada şiddeti kültür haline getirenler ve ölümleri bile kendi şiddetlerinin bir parçası haline dönüştürenler hem Tahir Elçi’yi katledip hem de Tahir Elçi’nin cenazesinde kendi propagandalarını yapmak gibi bir durumla toplumu karşı karşıya bıraktılar. Orada her şey son derece açık. Burada şiddetin bir kültür olmaktan çıkması, şiddet kültürünün, hassasiyetlerin, o duyarlılığın, o tarihin ortaya çıkması için sokakların hendeklerle doldurulmasının, o hendeklere mayın döşenmesinin ki Diyarbakır sırlar ve surlar şehridir. O şehir bunu hak etmiyor. Oraya biz gerekli tespitleri yapması için ekip göndermek istedik ama oraya giden Tahir Elçi’nin katledilmesi ile ilgili savcıya çalışma yaptırmadılar. Böyle bir ortamda maalesef 4 ayaklı minarenin gördüğü hasarı dile getirirken bir barış insanını kaybetmiş olmakta ayrı bir acı toplum için.

Devlet tiyatroları, opera ve bale konusunda bir politika değişikliği yaşanır mı önümüzdeki süreçte? Bir telif sıkıntısı olduğu söyleniyor.

AK Parti’nin 13 yıldan beri devam eden bir kültür politikası var. Bakanlık değişmesi ile birlikte politikalarımızda bir değişim olacak mı diye soruyorsunuz. Bizim daha çok kurumsal yapıların iyileştirilmesi ve güncellenmesi mesela 1983 yılında bir düzenleme yapılmışsa ya da 2007 yılında Kültür bakanlığı teşkilat kanunu yapılmışsa, o organizasyon şemasına baktığınızda ilk sorulması gereken soru bugünün ihtiyaçlarına uygun daha iyi nasıl bir form oluşturulabilir. Bunlarla ilgili biz sunumlar alıyoruz ve onların sonucunda hangi düzenlemelerin yapılması gerektiği ile ilgili çalışmalarımızı yapacağız. Kültür Diyarbakır’dan Kars’a kadar, Edirne’ye kadar Van’a kadar toplumdaki her bir bireyi ilgilendiren çünkü biz bir kültürün içine doğarız ve o bizim yaşam biçimimizi şekillendirir. O yüzden kültürel alanda yapılan düzenlemelerin kesinlikle toplumsal taleplerle uyum içinde olması gerekir. Dikte eden ve şekillendiren yapısal dayatmalarda bulunan bir yaklaşım içinde hiç olmadık ve bundan sonrada olmayacağız. Bundan sonra da o yapısal durum ele alınarak bir takım çalışmalar yapılabilir. İdeolojik angajmanlarla kültürel anlamda düzenlemeler yapılmaz. Kültür bir ideoloji unsuru ya da ideolojinin dayattığı bir yaşam tarzı değil günlük hayatın içinde üretilen ve insanların adeta hava gibi su gibi teneffüs ettiği ve onların duyguların, düşüncelerin, tahayyüllerinin oluşturduğu bir şeydir kültür. Oraya dokunurken daha dikkatli ve hassas davranmak gerekir.