CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Kılıçdaroğlu, Türkiye'de yaşanan acılara, dramlara gözlerini kapatamayacaklarını belirterek, sosyal demokrat bir parti olarak CHP'nin insani olandan ve insandan hiçbir koşulda, hiçbir zaman vazgeçmeyeceğini vurguladı. Görevlerinin insanı her hal ve koşulda yaşatmak, sorunlarını çözmek olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, CHP'li milletvekillerinin, Suriye'de esir tutulan iki gazetecinin serbest bırakılması yönündeki girişimlerini de bu anlayış içinde gerçekleştirdiklerini kaydetti. Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Cüneyt Ünal'ı ailesi buluşturdular, Türkiye ile kendi toprağı ile arkadaşlarıyla buluşturdular. Herkeste bir memnuniyet var, herkes teşekkür ediyor. Yüreğinde insan sevgisi olan insanlar teşekkür ediyor. Yüreğinde kin olanlar ise bunu hazmedemiyor. Anlamakta zorluk çekiyorum. Bir gazetecinin serbest bırakılması, Suriye zindanlarından çıkarılması seni niye rahatsız ediyor arkadaş Çık bunu bir millete bir açıkla bakalım. Gazeteci dernekleri devrede, aileler devrede, milletvekili arkadaşlarımız bu arkadaşımızı kurtarmak için devrede onlar rahatsız oluyorlar.''

Cüneyt Ünal için insani duygularla mücadele ettiklerini belirten Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

''Rahatsız olanlara sadece bir sözcük kullanacağım, zavallılar. Bu zavallılara ne denir İnsanlıktan nasibini almamış, sevgiden nasibini almamış, insanı sevmeyi, saymayı bilmeyen, söylediği lafları da yapay bir şekilde söyleyen. Neymiş Yaratılanı yaratandan ötürü severlermiş Sevsene kardeşim, insan serbest kaldı, ülkesine geldi. 'Hayır sevmem' diyor Niçin 'Benim yüreğimde kin var' diyor. 'Kin gözümü bürümüş' diyor. Yüreğinde kin olan insanın topluma vereceği bir şey yoktur.''

Gelecek için gençlere ''kininizi unutmayın'' diyen bir Başbakanın yüreğinde insan sevgisi olamayacağını savunan Kılıçdaroğlu, ''Vah zavallı adamcağız vah. Sana hangi dersi, nasıl vereceğiz bilmiyorum. Onun için özel hoca ayarlamaya çalışıyorum. Bir insanın yüreğine nasıl insan sevgisi aşılanır'' dedi.

'ELİNDE İPLE GEZİYOR'
Başbakan Erdoğan'ın ''elinde iple gezdiğini ve idam edilecek adam aradığını'' savundu. Bakanlar Kurulu'nu eleştiren Kılıçdaroğlu, ''Dışişleri Bakanı, 'Elindeki ip teröristler için değil, Norveç'teki vatandaş' için diyor. Adalet Bakanı, 'Nereden çıktı bu idam Bizim gündemimizde idam yok' diyor. Başka birisi çıkıyor, 'Ne idamı, nereden çıktı ' diyor. Ben merak ediyorum, bunlar nasıl bir Bakanlar Kurulu Her biri ayrı telden çalıyor'' diye konuştu.

Aynı çelişkinin kazaen CHP'de yaşanması halinde medyanın, ''Bu nasıl CHP? Her kafadan ayrı bir ses'' yorumunu yapacağını belirten Kılıçdaroğlu, ''Neden şimdi konuşmuyorsunuz? Neden dut yemiş bülbüle döndünüz? Recep Tayyip Erdoğan'ın korkusu sizin ruhunuza mı sindi?'' diye sordu.

Gelinen noktanın, ''kredisi biten Başbakan'' noktası olduğunu savunan Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın çözüm üretmediğini, ne dediğini bilmediğini iddia etti. Başbakan Erdoğan için, ''Cama bakıyor okuyor, indikten sonra neyi söylediğini bilmiyor'' diyen Kılıçdaroğlu, Erdoğan'ın, sorunları çözemediğini, ancak bunun vatandaşlar tarafından görülmesini engellemek için'' elinden gelen her türlü numarayı yaptığını'' öne sürdü.

'KORUMANA GEREK YOK, BEN SENİ KORURUM'
Erdoğan'ın, kendisine, ''29 Ekim'de Ulus'ta Türk bayrağını yiğitçe sallamak mümkündür, yiğitsen git Hakkari'de bunu yap'' dediğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Hakkari'nin bu ülkenin toprağı olduğunu unutmuş. Hakkari'de de Türkiye'nin her toprağında da yapacağız. Hakkarili'nin dedesinin kanı al bayrağımızda var. Bu ülkenin bağımsızlık savaşını beraber verdik. O bayrak 74 milyon insanın onuru, gururu, saygısıdır. Sen kim oluyorsun da o bayrak üzerinden siyaset yapıyorsun.

'Gel Uludere'ye gidelim' dedim, korktu gelemedi. 'Korumana gerek yok, ben seni korurum orada. Yeter ki gel, elimize bayrak alıp gidelim' diyorum. Gelebilir mi, gelemez. Cesaret edemez.

Bir Başbakan düşünün, Van'a gidiyor, ev tapularını dağıtacak. 2 bin 400 korumayla gidiyor. Hayırlı iş için gidiyorsun, 2400 koruma...Sen bu ülkeyi ne hale getirdiğini düşünebiliyor musun 'Hakkari'de de o bayrağı sallayabiliyor musun ' diye soran Başbakan'ın önce yüzünün kızarması lazım.''

İktidarın, hem içeride hem dışarıda sorun yarattığını iddia eden Kılıçdaroğlu, ''Bu sorunları halka fatura ettiler. Bu beylerin hiç fatura ödediği yok. Şehit düşenler, yoksulluk çekenler bu ülkenin gariban vatandaşları. Han, hamam sahipleri, Karun gibi zengin olanlar onlar. Gözü doymuyor bunların. Amacı, 'Ben Cumhurbaşkanlığı koltuğuna nasıl otururum ' Bütün söylemlerinin temel amacı bu. O koltuğa otursan bile vicdanın buna el verecek mi merak ediyorum'' diye konuştu.

Hükümet'in dış politikasını da eleştiren Kılıçdaroğlu, sıfır sorunla yola çıktıklarını ancak şimdi herkesle kavgalı olduklarını söyledi.

Eski Başbakanlardan Bülent Ecevit'in, Irak'ın işgaline karşı çıkan saygı değer bir Başbakan olduğunu, ancak bunun faturasının ağır ödetildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, ''dalavere'' ile Ecevit'in Başbakanlıktan indirildiğini söyledi. Kılıçdaroğlu, ''O şerefli insandı. O, ülkesinin çıkarlarını sonuna kadar savunan insandı. Sadece Türkiye değil, Ortadoğu'daki bütün halkların barış içinde yaşamasını isteyen insandı'' dedi.

Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

''Ortadoğu’nun eş başkanı kimdi? Recep Tayyip Erdoğan. 1,5 milyon Iraklı öldü, on binlerce kadına tecavüz edildi, Bağdat harabeye döndü. Hala onlarca insan ölüyor, barış bir türlü gelmedi. Irak üçe bölündü ve o eş başkan kalktı Amerikan askerlerine başarılar diledi. Aynı oyun şimdi Suriye'de oynanıyor. Orası da üçe bölündü, orada da çatışma var.

'KÜRECİK'İ KAPAT'
Dış politikada Recep Tayyip Erdoğan herkese ders veriyor ya Gazze'de açmaza düştüler. Ne yapacak, telefon ediyor, 'Gazze'de bu oldu.' Telefon etti, dersini aldı. Eğer çaresizlik üretiyorsanız, çözüm üretmiyorsanız, çözümün parçası değilseniz, sizin itibarınız yoktur. Bunu Recep Tayyip Erdoğan'ın öğrenmesi lazım. Sen çözüm üretemezsin. Çünkü Ortadoğu coğrafyasında itibar kaybeden lidersin sen. Sadece Obama'ya kızmıyor; Arap Birliği'ne, İslam Kalkınma Örgütü'ne, Birleşmiş Milletler'e, Avrupa Birliği'ne ve Filistin'e de kızıyor. Eğer gerçekten Recep Tayyip Erdoğan, Gazze konusunda bir şey yapmak istiyorsa basit yolu var. Malatya Kürecik'te füze kalkanı var. Eğer gerçekten İsrail'e karşıysan, oradaki ölümlere karşıysan, samimiysen, Kürecik'teki füze kalkanını askıya alırsın.

Kürecik neden kuruldu, İsrail'in güvenliği için. Bağırıp çağırıyor, İsrail'e kızıyorsun. Sen yap, örnek ol. Kürecik'teki radar istasyonunu kapat. Yapabilir mi? Yapamaz. Onu yapmak için bir adamda Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı olacak yürek lazım, yürek.

Senin maskeni indireceğim Recep Tayyip Erdoğan, indireceğim. Bütün dünyada maskesi indi ama Türkiye'de inmedi. Medyası var çünkü. Sabah akşam pohpohluyorlar, 'aslansın, kaplansın' diyorlar. Bunun için de tiraj kaybediyorlar. Satılmıyor, vatandaş okumuyor, çünkü inanmıyor.''

Eskiden Türkiye'nin dostluğuna güvenildiğini, düşmanlığından çekinildiğini belirten Kılıçdaroğlu, şimdi ise ''bölgenin oyuncağı, şamar oğlanı'' haline geldiğini ileri sürdü. Kılıçdaroğlu, ''Kimin askerinin başına çuval geçirildi, kimin zamanında Kimin savaş uçağı düşürüldü, kimin zamanında Kimin askerleri kurşuna dizildi, kimin zamanında Senin askerinin başına çuval geçirildi de sen ne yaptın Medya bunu 'Ortadoğu fatihi' olarak gösteriyor. O medya bu nedenle okuyucu kaybediyor. Hangi fatihten bahsediyorsun sen Esen gürleyen, bereketsiz fatih.'' diye konuştu.