Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün geçtiğimiz Mayıs ayında Kürt sorununun çözümünde tarihi bir fırsattan sözetmesiyle başlayan tartışmalar son aylarda başka başlıkların ön plana çıkmasıyla birlikte gündemde arka sıralara düştü.

Türkiye, 'İrtica Eylem Planı' belgesi tartışmaları ve askere sivil yargı yolunu açan yasanın çıkması ile kritik bir hale gelen haziran ayındaki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısını gece yarılarına kadar beklemişti.

Ancak Haziran ayındaki MGK toplantısında atılacak adımlar konusunda Milli İstihbarat Teşkilatı'nın (MGK) görevlendirildiği ortaya çıktı. MİT'in ilgili kurumlarla da işbirliği içinde bir rapor hazırlayacağı belirtiliyor.

Çarşamba günü Başbakanlık resmi konutunda MGK üyesi 5 bakanla uzun bir toplantı yapan Başbakan Tayyip Erdoğan da atılacak adımlar ve alınacak tedbirler üzerinde çalıştı. Başbakan, daha sonra MİT Müsteşarı Emre Taner ile Başbakanlık resmi konutunda da bir araya geldi.

Abdullah Öcalan’ın avukatları aracılığı ile sivil toplum örgütlerinden görüşler alarak bir yol haritası üzerinde çalıştığı ve bunu 15 Ağustos'ta açıklayacağı haberleri devletin zirvesine ulaştı. DTP'nin de Öcalan'ın açıklayacağı yol haritasının ardından kendi beklentilerini kamuoyu ile paylaşacağı öğrenildi.

AÇILIM VE KARŞI OLUNAN KONULAR
Gelinen noktada Hükümet'in Kürt sorunun çözümünde kesinlikle karşı olduğu öneriler şöyle sıralanıyor:

Açılım olarak üzerinde çalışılan başlıklar ise şöyle:

ÇAKIR: HÜKÜMETİN BİR AN ÖNCE ADIM ATMASI GEREKİYOR
NTV Siyaset Danışmanı Ruşen Çakır, hükümetin hamlesini değerlendirdi:

"Öncelikle Öcalan’ın 15 Ağustos’ta yapacağı açıklama önemli. Ve Hükümet'in o açıklama yapılmadan önce bir şeyler yapması gerekiyor anladığım kadarıyla. Aksi taktirde Öcalan bir yol haritası iddiası ile ortaya çıktıktan sonra atılacak olan bir takım siyasi adımlar Öcalan’ın taleplerine cevap veriyor görünebilir veya bir pazarlık anlamı doğurabilir. Dolayısıyla hükümetin bir an önce bir şeyler yapması gerekiyor. Bence bir iki hafta içinde sembolik de olsa Kürt sorununun çözümünde Türkiye devleti samimi olduğuna yönelik bir takım çıkışlar yapacak."

Ruşen Çakır, "Türkiye Kürt sorununun çözümü için taraf olarak karşısına bir muhatap alacak mı?" sorusunu ise şöyle yanıtladı:

"Böyle bir şey söz konusu olamaz. Bütün herkes, vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes TC vatandaşı kabul edildiği için doğrudan hükümet burada vatandaşına seslenerek bunu yapmak durumunda.

Burada PKK’yı ya da onun temsilcisi durumunda kişi yada kurumları muhatap alması söz konusu olamaz.

DTP’nin tabi burada oynayacağı rol önemli. DTP bugüne kadar kendi başlına bağımsız bir siyasi parti olarak Meclis'te çok etkili bir rol üstlenmedi, genellikle PKK ve Öcalan çizgisinde seyretti. Bu bir kriz doğuruyor ve aşılabileceğe de benzemiyor.

Dolayısıyla hükümet burada bir muhatabı olmadan Kürt kökenli vatandaşları bir şekilde muhatap alarak ilerlemeye gidecektir. Ama bu bir takım sorunlar doğurur, çünkü Türkiye'de yaşanan sorun Kürt sorunu olduğu gibi aynı zamanda bir PKK sorunu, buna bağlı olarak da bir terör sorunu. Bu çelişki henüz aşılabilmiş değil.

Hükümetin yaptığı çalışmalarda çelişkinin aşılmasına yönelik çok ciddi bir takım hazırlıklar da görülmüyor duyduğumuz kadarıyla. Sembolik ufak tefek çözümlerle konunun çözümünde samimi olduğunu göstermeye çalışıyor.