Milliyet Gazetesi'ne konuşan DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk, Kürt sorununun çözümünde, DTP’nin de yetersiz kaldığı eleştirisinde bulundu.

Devletin zirvesinden gelen mesajları, 'son fırsat' olarak değerlendiren Tuğluk, "Bu fırsatların kaçması halinde, gelecekte daha çatışmalı bir ortama sürükleniriz" diye konuştu.

Kürtler için istediklerini toplumun diğer kesimleri için de istemeleri gerektiğini vurgulayan Tuğluk, şunları kaydetti:

"Halkların kaynaşmasını, birlikte yaşama güvenini artırıcı ortak bir dil kullanmamız gerekiyordu. Orada geri kaldığımızı düşünüyorum. Toplumun hassasiyetlerini gözeten bir dil kullanmak gerekiyor. Bir taraftan bir şeyler söylüyoruz, diğer taraftan insanlar ölüyor.

Ortak dil yaratabilmenin çabasını vermemiz lazımdı. Her iki tarafta da ciddi kayıplar, ölümler, acılar var. Bu acıları bilerek, gözeterek empati yapmak zorundayız. Bunu yapamadık."


Tuğluk, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Kürt sorununun çözümüne ilişkin çalışma başlattıklarına yönelik açıklaması ve 15 Ağustos’ta Abdullah Öcalan’ın bir açılım yapacağının anımsatılması üzerine, şunları söyledi:

"Bakalım ne çıkacak? Umarım herkes konuya, ortak gelecek üzerine birlikte yaşamayı güçlendirecek, güven verecek noktalardan bakar."

BURADA DÖKÜLEN KANLARIN, DIŞ ODAKLAR İÇİN BİR ANLAMI OLMADI
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün "Kürt meselesi bizim sorunumuz; biz çözmeliyiz" açıklamasını önemsediğini belirten Tuğluk, şunları kaydetti:

"Aslında hepimiz bunu söyleyebilsek, ortak dili daha kolay yakalayacağız. Sorun gerçekten çok kaotik, çok dengelerin işin içinde olduğu bir mesele haline geldi.

Dolayısıyla bu coğrafyadaki herkes, Kürdü, Türkü, inisiyatifi biz almalıyız. Dış odaklara bıraktığımızda kendi çıkarlarını esas alacaklardır. Burada dökülen kanların, onlar için bir anlamı olmadı, olmayacaktır da."

Tuğluk, "Asker annesinin yaşadığı acıları da hissederek bakmak lazım olaylara" dedi. Travma yaşayan toplumda psikolojik faktörlerin dikkate alınması gerektiğini belirten Tuğluk, şöyle devam etti:

"Acıları yaşayan Kürt annelerinde çok erdemli yaklaşımlar görüyorum. 'Askerler de ölmesin, onlar da bu halkın çocukları' diyorlar. Biz de 'Askerler de ölmesin' diyebilseydik, isyan edebilseydik, birazcık bu ölümler karşısında buna tahammülümüz olmadığını ısrarlı söyleyebilseydik, belki farklı bir noktada olabilecektik."

ÖLÜMLERİ DURDURAMADIĞIMIZ İÇİN ÖZÜR DİLEMELİYİZ
DTP’nin hassasiyetleri dengelemek konusunda sorumluluklarını yerine getiremediğini belirten Tuğluk, "Dengelemek kolay değil. Aslında, siyasetimiz sırat köprüsünde yürümeye benziyor. O dengeyi tutturamadık. Biz siyasetçiler bu toplumdan özür dilemeyiz, bu ölümleri durduramadığımız için. Herkesin sorumluluğu var, bizim de sorumluluğumuz var" dedi.